“En genç benim”

Bu köşeyi takip edenler anımsayacaktır. Kısa bir süre önce, bir dostumun sağlık sorununu bu köşeden paylaşmıştım. Sağlık durumu kişisel fakat sağlık sorunu toplumsal.
Bu köşeyi takip edenler anımsayacaktır.
Kısa bir süre önce, bir dostumun sağlık sorununu bu köşeden paylaşmıştım.
Sağlık durumu kişisel fakat sağlık sorunu toplumsal.
“Bir sağlığım vardı onu da kaybettim” demişti.
Beraber çok zaman harcadık.
Aynı çatı altında aynı uğraşı verdik.
Aynı yerden farklı sebeplerle ayrıldık.
Daha sonra bir başka çatı altında, farklı zamanlarla yeniden buluştuk.
Geçtiğimiz Pazar günü geldi.
“Salı günü gidiyorum vedalaşalım” dedi.
Konuştuk, eski günleri andık.
Vedalaştık, o gitti ben daha da düşündüm.
Üzüldüm, yakıştıramadım.
Bu kader olamaz diye kendi kendime söylendim.
Anlattıkları hiç aklımdan çıkmadı.
“Hastaneye Tomografi için gidenler her gün çoğalıyor. Saat sekizde git, yarım saat sonra kalabalıktan çıldırırsın böyle bir şey olamaz”.
Konuyla ilgili daha önceki yazımda, yapılan tetkiklerin umut vermesini dilemiş, bir yerde de gönülden istemiştim.
Ama olmadı, hastalık kötü yani kanser ve türü de zor.
Ameliyat çok riskli fakat kesin sonuçluymuş.
Dün telefonla aradım.
Ankara da Hacettepe Hastanesinde son kontrolleri için bekliyormuş.
“Burası bizden beter. İki günde işlemleri tamamlayamadım. Bürokrasi çok” dedi
Ameliyatı en iyi ihtimalle önümüzdeki hafta.
Ameliyattan sonra Kıbrıs’a dönüşü bir ay gibi bir zamanı alırmış.
Normal hayatını kaldığı yerden yaşamaya başlaması için ise en az iki yıl gerekliymiş.
“Benim ameliyatım çok zor. Bölge idrar kesesi. Tamamen alınmalıymış. Daha sonra barsak kullanılarak yapay bir idrar kesesi yapılacakmış. Böyle bir ameliyat. Araştırdım. Dünyada örnekleri çok var. Ama 60 yaş ve üstü insanlarda görülüyormuş sıklıkla. Şuanda ben bu hastalığı taşıyan en genç insanım. Daha yaşım 38”.
Bu noktada hem konuşmanın hem de yazmanın çaresizliğini yaşıyorum.
Acil şifalar dilemekten başka ne söylenebilir ki.
Bize bunu kaderimiz diye aşılamışlar.
Birileri hep daha fazla kazanacak diye bile bile zehirlenmiyor muyuz?
Denetim hep birilerinin ahbaplarına, partililerine, torpillilerine takılmıyor mu?
Bir yanda satmak için, bir diğer yanda kendi canı için ilaçlı ve ilaçsız diye ayrı ayrı bölgelerde sebzemiz, meyvemiz yetiştirilmiyor mu?
Hepsi de acı ve gerçek.
Kendi insanımıza eziyet ediyoruz.
Çevre sorunları yanında stres ve çeşitli sıkıntıların da bu hastalığı tetiklediği bilinen bir gerçek.
Yani yuvasını bulmuş, bu ülkede kanseri besleyecek her türlü ortam var.






Bu haber 678 defa okunmuştur
  • sedef avcı   - 12.04.2013 kısa ve öz bir yazı kanser ve kktc ama insanlarımız ve yöneticiler koltuk menfaat kavgasında yazık çizginizi tebrik ediyor ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
  • Gecmis olsun ince  NY - 12.04.2013 Arkadasiniza gecmis olsun. Uzulmedim dersem yalan olur.

:

:

:

: