Bölünmüş Kıbrıs Türk işçi kesimi

Var mıdır bilemiyorum ama gerçek anlamda merak ediyorum.
Var mıdır bilemiyorum ama gerçek anlamda merak ediyorum.
Kıbrıs Türk toplumunun siyasal, ekonomik ve kültürel geçmişindeki izleri ciddi anlamda takip eden ve araştıran herhangi bir akademik çalışma var mı?
Kıbrıs adasına gelişimiz belli.
Yüzyıllar olmuş ama bu kadar mı?
Yıllar boyunca Kıbrıslı Türkler bu adada ne yaptı?
1974 sonrasında yaptıklarımız ortada.
Kendi kendimizi yönetmeyi bile beceremedik.
Yarım yüzyıldan bu yanadır Kıbrıs bir “sorun” olarak Türkiye’nin önünde.
Gerek Türkiye de gerekse Kıbrıs’ın kuzeyinde Kıbrıs adası ile ilgili hep öğretilmek istenenler öğretildi.
Söylenmek istenenler söylenirken, hep duyulmak istenenler duyuldu.
Ama bu topraklarda verilen mücadeleler var.
Tüm bunların objektif bir bakış açısıyla, resmi ideolojik görüşten uzak, gerçekler düzleminde araştırılması şart.
Bu ülkenin eğitim sistemi içinde toplum olarak neler yaşandığı, sosyal hayattan kültüre kadar ne varsa, ülkenin sanatçıları, sporcuları, siyasetçileri ve tüm değerleri bu ülke çocuklarına anlatılmalı.
Taze beyinlere ideolojik veya başka amaçlar uğruna sokulmak istenenler bu ülkeye hizmet eden ve gerçek kimliğini anımsatan değerlerden daha öncelikli olamaz.
Hayat zor da olsa devem ederken, süreçler içinde Kıbrıs’ta da bazı hareketlenmeler yaşandı.
Bu hareketlenmelerle toplumsal bir sosyal yapı ve kültür oluştu.
Yıllar içerisinde her anlamda değişimler yaşandı ve hala daha yaşanmakta.
Bizi yönettiğini, bu toplumu kurtardığını iddia edenler aslında sadece kendilerini kurtardılar.
Ülkeyi ve insanını yönettiğini zannedenler bugüne kadar sadece şükran çekip Ankara hükümetlerine yama olmanın hazzını yaşadılar muhaliflerine karşı.
Kendi arkadaşlarını, kendi komşularını, kendi çocuklarını koltukları uğruna “satış listesine” koydular yıllarca.
Bu anlayıştan beslendikçe beslendiler.
Gün geldi Kemalist oldular, gün geldi fötr şapka taktılar, gün geldi beyaz güvercin uçurdular ve şimdi de gündem dindar olmak.
Mubah olan yolda dini değerler kullanılıyor.
Yapılanların hepsi sadece günü birlik menfaat karşılığını taşıyor maalesef.
Gerçek şu ki yılların acı ve ağır bedeli karşılığında verilen mücadele amacına ulaşmadı.
Bugün bir sessizlik ve umursuzluk hâkim toplumsal mücadelenin yerinde.
Hâlbuki bu topraklarda hep bir hareketlilik var oldu.
İlk hareketlilik yıllar önce işçi kesiminde yaşandı.
Kıbrıslı Türkler ilk kez tüzüğü olan siyasal örgütlenmeyi 1924 yılının ortalarında gerçekleştirdiler.
1943 yılında ikinci örgütlenme denemesi yapıldı.
Mart 1943 de ada çapında yasaklı olan siyasi çalışmalar yeniden başlatılmış ve serbest seçimler yapılmıştı.
1943 Nisanın da toplumun önde gelenleri Evkaf dairesinin salonunda toplantıya çağrılır.
Amaç hem ENOSİS hazırlıklarına hem de olası siyasi gelişmeler karşın toplumu hazır tutmak.
Bu hazırlık “Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumunun(KATAK)” doğuşu demektir.
İkinci dünya savaşının yarattığı ağır ekonomik koşullarda Kıbrıs adasının hem Rum hem de Türk işçisinden destek kazanan Rumların siyasi partisi AKEL de işçiler için umut olmuştu.
Bunun yanında Kıbrıs İşçi Federasyonu(PEO) tüm ada üzerinde etkin olmaya başladı.
Örgütsüz olan Kıbrıs Türk işçisi de PEO çatısı altında örgütlendi.
Daha sonra KATAK’da ayrılıklar oldu ve yeni bir birlik kuruldu.
Bu ayrılığın ve yeni birliğin başını DR. Fazıl Küçük çekiyordu.
Kıbrıs’ta 1948 yılı grev yılı olmuştu.
Ünlü maden grevi, tam 250 gün sürdü.
Üstelik hem Rum hem de Türk işçiler aynı hakkın arayışında idi.
Sonuç ortak kazanımdı.
Grev Rum-Türk ayırımı yapılmaya çalışılmasına rağmen kırılamadı.
PEO içindeki Rum işçiler ENOSİS amacına yönelik faaliyetlerini artırınca aynı sendikanın Türk üyeleri de bu amaca tepki olarak sendikadan ayrıldılar.
Önce on iki dülger ardından yüzlerce işçi PEO’dan ayrılıp yeni işçi birlikleri oluşturdular.
Bunlar Türk işçisinin kendi arasında ilk örgütlenme tohumlarıydı.
Üstelik en zor ve en sıkıntılı dönemlerde.
İki toplumun siyasi ayrılıkları işçileri de bölmüştü.
Artık amaçlar ve araçlar farklıydı.
Kıbrıs’ta ilk önce işçi kesimi bölünmüştü.
Yıllar içinde Türk işçi kesiminin örgütlenme ve hak arama mücadelesi özetle bu yollardan geçti.
Bugün Türk işçisi için önemli bir gün.
Bugün 1 Mayıs İşçi bayramı.
Bugünde işçi kesiminin bayramdan çok verdiği mücadelenin, emeğin, dayanışmanın hatırlandığı gün.
1940 yıllarda sendikacılık ve örgütlü mücadele ile tanışan Kıbrıs Türk işçisi bugün devlet işçisi ve özel sektör işçisi diye bir ayırımın ortasında.
Ve çalışma koşulları, sosyal hakları ile her anlamda geride bırakılmış özel sektör çalışanının bayramı değil aslında bugün.
Yıllar önce farklı beklentilerle ayrılan Kıbrıs işçisi ikinci bir ayrımı daha yaşıyor bugün.
Kuzey Kıbrıs’ın işçi kesimi de kendi içinde yolları çoktan ayırdı.
Elbette bu ayırım belli bir politikanın da sonucudur.
İşçisi yani emekçisi bölünmüş bir toplumda birliğin olmaması gayet doğaldır.
Bu haber 524 defa okunmuştur

:

:

:

: