“Ankara iş bitirici isimler istiyor”

İktidar partisinin önemli bir mensubu. Muhalif denen kesimden olan birisi de değil.
İktidar partisinin önemli bir mensubu.
Muhalif denen kesimden olan birisi de değil.
Ama parti içi sıkıntıların ve bu sıkıntıların ülkeye yansımasından rahatsızlık duyan bir isim.
Konuşmalarımız, fikir alışverişlerimiz, tartışmalarımız hep belli bir seviyede ve anlayışta yaşandı bugüne kadar.
Saygı duyarak söylediği pek çok şeyin yazılmasını ya da isminin kullanılmasını istemediği için her daim isteğini yerine getirdim.
Bu yazımda da adını yazmayacağım.
Öncelikle “önümüzdeki süreçte Ulusal Birlik Partisinde neler bekliyorsunuz?” diye sordum.
“Hiçbir şey” diye cevap verdi.
Ve devam etti.
“Şunu çok net anladım ki artık bu partide herkes sadece kendi için çalışıyor. Yani bu partide gemisini kurtaran kaptan”.
Sayın Hasan Taçoy’un Türkiye’deki AKİT gazetesine verdiği mülakatta söylediklerine geldi söz.
“Kendini kurtarmanın en son ve bariz örneği. Bir yerlere bazı mesajlar vermek istedi. Ama yaptığı amacını aştı. Şimdi bunu temizlemesi zor. Kesinlikle özür dilemeli.”
Konuyla ilgili şahsen ben özür beklemiyorum.
Bu şekilde, kendi insanını sırf birilerine yaranmak adına küçük düşürenlere alıştım.
Daha öncelerinde çok örnekleri var.
Sonuçta değişen bir şey var mı?
Yok.
Çünkü her zaman söylediğim gibi biz UNUTUYORUZ.
Ve bizi yönettiğini zannedenlerde bunu çok iyi biliyor ve tepe tepe kullanıyor.
Genel sekreterlik için adı geçen Sayın Taçoy anladığım kadarıyla kaleyi içten fethetmek istemiş.
Ayrı bir devletim diyorsunuz.
Yönetimim kurumlarım, kurallarım, bağımsızlığım var diye de ekliyorsunuz.
Ama bir başka devletin yönetiminden kendi partinizi, kendi ülkenizi yönetmek için yardım isteyip, üstüne bir de “bizi çok rahat bıraktınız” diyerek şikâyet ediyorsunuz.
Bu nasıl bir çelişki?
İktidar partisi mensubu ve yönetim kademesinden önemli isimle konuşmamız parti içindeki son durumla devam etti.
“İrsen bey muhalif arkadaşlara bir bakanlık önerdi. Buda gayet makul. Çünkü İrsen bey kurultayın galibi ve partinin genel başkanıdır. İrsen bey Sayın Erdoğan istediği için kurultayda kazandı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde istediği olmayan Sayın Erdoğan bu seçimi de kaybedemezdi. UBP’ ye geri dönen arkadaşlar elbette Türkiye hükümetinin isteğiyle döndüler. Çünkü Ankara hükümeti onlara karşı vefa borcunu yerine getirmek istedi. Ve bundan sonrasında da onlarla daha etkin çalışmak istiyorlar. Turgay bey genel sekreterlik için istekli. Bu isteği de olacak gibi. Sayın Gökmen de bakan olacak, beklenti bu. Tahsin bey sanırım biraz daha bekleyecek.”
Bunlar bilinen konular ama bu Ulusal Birlik Partisindeki her kesimi ciddi şekilde rahatsız ediyor.
Bu çok açık ve net ortada.
Konuşmamızın sonlarında şu ilginç değerlendirmeleri ortaya çıktı.
“AK Parti kurmayları KKTC’de her türlü gelişmeye hazırlıklı atik, enerjik ve iş bitirici isimler istiyor. Hatta onlarda isim konusunda öneriler yapıyorlar. Bu önümüzdeki seçimlerde görülecek. Yani İrsen beyle de çok uzun zaman çalışma niyetleri yok.”
Evet, iktidar partisi içinde önemli bir isim bu değerlendirmeleri paylaştı.
Sayın Başbakan sonuç olarak kurultay yarışını kazandı.
Ama şu ana kadar partiye egemen olamadı.
Parti içi yarışı kazanmanın doğallığında kendine yakın isimlerle çalışmak istiyor.
Bunu yapabilmenin en kolay yolu da rakip ve her türlü adımı engelleyecek muhalif kesimin tasfiyesi.
Bu kolay mı?
Tabi ki değil.
Muhalif denen kesim partinin yarısı.
Bir yandan da partiye katılan ve Ankara hükümetinin kabinede görmek istediği isimler var.
Tüm bunlar içinden sıyrılıp denge kurmak zor.
Kendi içinde barışı sağlayamayan bir iktidar toplumla nasıl barışacak.
Tabi ki toplumla barışmanın gerekliliğini bugüne kadar anlamışlarsa.
En önemlisi bunlar daha ne kadar sürecek?
Bir yılı aşkın bir süre kurultay gündemi ile oyalanan toplum derin bir oh çekmişken sonu gelmeyen bu mücadele ne zaman son bulacak?
Bu haber 814 defa okunmuştur

:

:

:

: