Kuzey Kıbrıs’taki RHA sorunu Polis Genel Müdürlüğü’ne alınan lüks BMW’lerle tekrar gündeme geldi... Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın dün İcra Dairesi’ne yeni araçlar alınacağına dair açıklaması ise bu konudaki tartışmayı daha da alevlendirecek gibi görünüyor...
Devletin sırtındaki en büyük yüklerden biri olan RHA’ların sayısının artırılması şu aşamada ne kadar sağlıklı olur?
Bu konuda kamuoyundaki endişeleri seslendirmek sadece basının değil tüm sivil toplum örgütlerinin ve vatandaşların görevi olmalı...
Kamuya alınan araçların sayısal çokluğuna, parça ve bakım maliyeti yüksek olan araçlardan seçildiğine ve kamu araçlarının keyfi kullanıldığına yönelik vatandaşta hakim kanaat orta yerde dururken, yeni araç alımlarının nasıl bir açıklaması olabilir...
Kafalarda oluşan bu soruların cevabını buradan vermek, vatandaşı rahatlatmak mümkün değil...
Ama şu soruların cevaplarını her vatandaş gibi bende merak ediyorum....
• KKTC’de kaç tane kamu aracı var ve çeşitleri ne?
• Bunların yıllık servis-bakım-yedek parça giderleri ne kadar?
• Kaç adet şoför var, bu şoförlerin devlete yıllık maliyeti ne?
• Bu araçlara yılda ne kadar yakıt masrafı ödeniyor?
Bu soruların cevabına ait, devletin erişilebilen bilgilerinde herhangi bir bilgiye rastlamadım...
Eğer bir yetkili dikkate alır da açıklama yaparsa cevaplarını kamuoyuyla paylaşırız...
Ülkemizde inkarı mümkün olmayan düzeyde bir savurganlık olduğu kanaati yaygın. Eğer böyle değilse, böyle olmadığı iddia ediliyorsa kamunun elindeki mevcut araç verileri kamuoyuna açıklanmalıdır...
Mesela koskaca Almanya’da kamunun elindeki araç sayısının 15 bini, dünyaya araç üreten teknoloji üssü konumundaki japonya’da ise 10 bini geçmediği ileri sürülüyor...
Bizim ülkemizde durum ne? Her yurttaş bu sorunun cevabını merak ediyor. Bu bilginin gecikmeden paylaşılması, vatandaşa olan saygının, şeffaf yönetim ve oturmuş demokrasi anlayışının gereği ve göstergesidir.
Peki kamuya araç alınmasın mı? Bu sorunun cevabı net ve açıktır. Çok gerekli değilse, devlet daireleri arasında zarf taşımaktan başka bir işe yaramıyorsa alınmasın...
Bu ve benzer hizmetler özel sektöre havale edilsin, özel sektör güçlendirilsin. Kambur üstüne kambur eklenmesin, tedaviye başlansın yani...
Özetle tekrar etmek gerekirse, en tepeden başlayarak, en tabana kadar her konuda savurganlığa son verilmelidir...
Sadece araç değil her alanda revize olmaya, yeni ve çağdaş bir bakış açısyla sorunlara yaklaşmaya ihtiyaç olduğu ortadadır...