Düşünce Avı

Taraf gazetesi ülkemizde seveni ve sevmeyeni ile çok ciddi bir kitleyi etkileyen gazete olmayı çok kısa sürede başarmıştı.

Taraf gazetesi ülkemizde seveni ve sevmeyeni ile çok ciddi bir kitleyi etkileyen gazete olmayı çok kısa sürede başarmıştı. Bir süre sonra çok iyi satış rakamlarını yakalayan gazete yönetimi; oldukça fazla okura sahip yazarlarını birer ikişer kovmaya ya da işten ayrılmaya zorlamaya başladı. İşin içinde olmadığımız için neler olduğunu tam olarak bilmemiz mümkün değil. Bu nedenle gazetenin önemli yazarlarından olan Roni Margulies’in Taraftan ayrıldıktan sonra hazırladığı yazısını sizlerle paylaşmak istedim.


Roni Margulies anlattı: Taraf'tan niye ayrıldım?

Başka birçok yazarla birlikte Taraf gazetesinden ayrılan ve bu cumartesiden itibaren her hafta cumartesi günleri Marksist.org'da yazacak olan Roni Margulies, Taraf'tan neden ayrıldığını yazdı:

'Taraf gazetesine bir operasyon uygulanıyor. Ne olduğunu henüz bilemiyoruz. Ama bir patron durup dururken kendi ürününü berbat ederse, ürünü başarıyla üreten kişileri durup dururken gözden çıkarırsa, ya delirmiştir ya da başka bir planı vardır. Delirmediğine göre, başka bir plan var.

Beş yıldır gazeteye hiç müdahale etmeyen bir patron, niye ansızın etmeye başladı? Tiraj yükseliyorken, niye Yazı İşleri kadrosunu ve Yayın Yönetmeni'ni kaba bir müdahaleyle değiştirmek ihtiyacı hissetti? Bu müdahale karşısında önde gelen yazarlarının hemen hemen hepsini kaybedeceği ortaya çıkınca niye umurunda bile olmadı?

Dedim ya, delirmediğine göre, başka bir plan var.

Bu plan, henüz bilemediğimiz bir kaynaktan gelen para karşılığında, barış sürecine daha kuşkulu yaklaşan, hükümete daha sertçe muhalefet eden bir gazete yaratmak olabilir. Çoğu arkadaşımız bu kanıda. Bu senaryo bana da makul geliyor, ama kesinlikle bilemiyoruz.

Gazetenin siyasî hattının değişmesi, normal koşullarda, beni ilgilendirmezdi. Geçmişteki hattıyla da zaten her zaman hemfikir değildim. Benim yazdıklarıma müdahale edilmediği sürece ben yazmaya devam ederdim.

Ama önce Kurtuluş'un, sonra Markar'ın Yazı İşleri'nden atılması ve bu şekilde Oral'ın istifaya itilmesi kabul edebileceğim şeyler değil.

Nabi'yle Ümit ayrıldığında, Ahmet'le Yasemin ayrıldığında ben devam ettim. Atılmamışlardı, ayrılmışlardı. Ayrılırken geri kalanlarımızla konuşmamışlardı. Kendi kararlarıydı.

Bu kez durum farklı. Kurtuluş, Markar ve Oral kendi kararlarıyla değil, patron yaptırımıyla ayrılmak zorunda kaldı.

Taraf okurlarından 'Sana ne onlardan, sana müdahale edilmiyordu ki, sen yazmaya devam et' şeklinde çok sayıda mesaj aldım.

Bu mesajları yazanların gözden kaçırdığı şu: Biz çalışanların (özellikle sendikacılığın dibe vurmuş olduğu Türkiye'de ve özellikle basın sektöründe) patronlar karşısında tek bir silahı var: Dayanışma.

Etkili olsa da olmasa da, o var ve başka bir şey yok. Onu da kaybettiğimiz gün, elimizde hiçbir şey kalmayacak.

Bunları 'Ey devrimci, ey devrimci' nidalarıyla yumruğumu havaya kaldırarak yazmıyorum; 'şanlı direnişimiz' havasında değilim. Aksine, hayatımda en severek yaptığım işi kaybetmek gerçekten moralimi bozdu, keyfimi kaçırdı, zor oldu.

Ama dayanışma duygumu kaybetmek çok daha kötü olurdu.'

Sevgili okur ister beğenin ister beğenmeyin; başarıdan başarıya koşan gazetenin çalışanları işsiz kalıyor. Durup dururken insanlar kovuluyor. Gururları ve kalpleri kırılıyor. Başarılı olduğun halde dışlanmak ne acı!!! Markar Esayan benim severek okuduğum bir yazardı. İşinden ayrılmak zorunda kalan herkes için üzüldüm elbette ancak Markar için daha çok üzüldüm. Taraf gazetesi patronları bir şeyi asla unutmamalı..!.. O yazarı kovarken yazarın okurlarını da kovmuş oluyorsun. Roni ve Markar gittiğinde onların okuru Serkan da gider. Roni yazılarını sevenler http://www.marksist.org dan takip edebilirsiniz. Markar Esayan nerede yazıyor bilmiyorum fakat nerede yazarsa yazsın ben Onun yazılarını keyifle okurum. İsterse İstanbul sokaklarında kaldırım taşlarına yazsın.

Bu yazarların hepsi kendilerine yeni bir gazete bulup çalışmaya devam ederler ancak acı olan şey şudur ki; bu tip olaylar bizim umurumuzda bile olmuyor. Medyanın göbeğinde dönen bu planlar bizi zerre kadar ilgilendirmiyor. Dünyanın en değerli hazinesi bilgidir. İnsanların bilgi ile olan bağları kesiliyor ve biz öylece bekliyoruz. Dünyanın en güzel bekleyen insanları bu topraklarda yaşıyor. Biz bekliyoruz; öylece sessiz ve dingin. Hiçbir şey olmamış ve olmayacakmış gibi.

Bunca sansür, baskı, dayatma yetmedi şimdi de düşüncelerimizi avlamaya başladılar. Bize açıkça şunları söylüyorlar. Sakın karşı gelme, biz ne dersek sende onu söyle, biz sana düşünmen gerekenleri anlatırız, benim istediklerimi düşündükten sonra düşünce özgürlüğün sonsuz. Ve biz bu emirleri itiraz bile etmeden kabul ediyoruz. Artık Sansüre zihnimizde başladılar. Daha ifade bile etmeden, ne diyeceğimizi tahmin edip susturdular. Farkında değiliz ama Roni, Markar ve diğerleri kovulmuyor. Onların düşünceleri kovuluyor, bunu asla unutmayın.

Düşüncelerin dışlandığı bir gazete, düşüncelerin dışlandığı bir ülke!!! Düşünmek bile istemiyorum.
Bu haber 264 defa okunmuştur

:

:

:

: