Görüldüğü gibi demokrasi geleneğimiz gençliğin ve tecrübesizliğin verdiği sıkıntıları aşamadığı gibi, siyasal partilerin gelenekçi ve eski yüzlerin eline teslim olmasının da darboğazından geçmektedir.
***
Yukarıdaki cümle, bu yazının ilk bölümünün sonuç cümlesi olarak sizlerle buluşmuştu. Siyasal partilerdeki bölünmelerin ve parti içi muhalefetlerin sebepleri konusunda tartışmak ve kamuoyu ile siyasal parti arasındaki iletişim eksikliklerine vurgu yapmak konusunda, gerek tecrübe paylaşımları, gerekse de akademik çalışmalardaki eksikliklerden bahsetmiştik.
Belli aralıklarla siyasal partilerin kendilerini gözden geçirmeleri, yenilikler yapmaları, dönüşümlere yönelik kapılarını aralamaları, onların aslında dinamik olduklarının bir göstergesidir. Bu devinim, onların çağı yakalamasında, kendilerini ifade edebilmelerinde, anlaşılmalarında ve büyümelerinde etkili olduğu gibi, sürdürülebilirlik ve çağa yanıt verebilecek politikalar üretebilmelerine de katkı sağlar. Bu nedenle parti içinde yaşanmakta olan kavga ve çatışmalara hep negatif göstergeler ve tanımlamalar üzerinden yaklaşmak yanında, konuya pozitif yönden de bakılabilir. Elbette bu çatışmaların biçimleri, çoğu zaman entellektüel donanımlar ile yurt severlikleri ve ideolojiye bağlılıkları konusunda kişiler hakkında görüş sağlamaya yarar.
Aslında çatışmalarda, ideolojilerden veya politika üretme biçimlerinden ziyade kişilerin ön plana çıkması, hem kişilere, hem de partilerin kendilerine zarar vermektir. Bu bağlamda, partilerin kendiiçlerinde yaşamakta olduklarıçatışmaları kamuoyundan gizlemeden, fakat ne siyasi partinin, ne de kendi saygınlıklarına halel getirecek biçimde olması durumunda, toplumsal zararlar da en aza indirilebilir. Ne yazık ki son zamanlarda birçok siyasal parti içinde yaşanmakta olan sıkıntılar ve bu sıkıntıların kamuoyuna yansıma biçimlerindeki hata da bunlardan bir tanesidir. Bazı hallerde medyanın da yeterince sorumlu davranmayarak, tartışmalardan kâr sağlamaya çalışması, sorunu gereksiz büyütmekte, kamuoyunun endişe düzeyinin artmasına sebep olmaktadır. İç barışa ve sosyo-psikolojik yapıya zarar veren bu tutumlar nedeniyle sorunlar çoğu kez olduğundan büyük görünebilmekte ve temel sorundan uzaklaşan tartışmaların artmasına sebep olabilmektedir.
***
Siyasi partilerin değişimlerinin aslında toplumsal değişimler ile ilişkili olduğunu söylememize sanıyoruz ki gerek yoktur. Hatta toplumsal değişimlerin siyasal partiler içindeki değişimlerin tüzüklerine yansımasına dahi fırsat tanımadan, değişim süreçlerini kendiliğinden başlatabilmektedir.
1. Sınıfsal Yapıdaki Değişim
2. Yeni oy veren kitlelerin ortaya çıkması
3. Demokrasi algısındaki değişimler
4. Ana partinin düşük performansı değişim süreçlerini doğrudan etkileyen süreçler olarak başlıklandırılabilir.
Dünyadaki modernizasyon süreciya da kapitalist gelişmelerin değişik aşamaları toplumdaki güç dağılımının değişmesinde etkili olur. Bu durumda süreçlerden olumlu veya olumsuz etkilenen sınıfların taleplerini dile getirmek ve karşılanmak konusunda partiler değerlendirmelerini yapar.
Oy veren kitlelerin gerek nesil değişimleri, gerekse de göçler sebebiyle yapıları değişmekte ve tercihler ile algılar farklılaşabilmektedir. Dinamik siyasal partilerin bunları dikkate alarak devinimler sürdürmeleri kaçınılmazdır.
Demokrasi algıları, otoriter yöneticilere karşı bir birlikoluşturulmasına sebep olabilmektedir. Bu durum siyasi partilerdeki bölünmeleri dahi tetikleyebilen bir sebep olarak gözümüze çarpar.
Partiler iktidara gelirken, hangi politikaları izleyeceklerini belirtirler. Bir partinin markalaşmasıseçmenlerin gözündeki değeri de etkileyen faktörlerdendir. Seçmenin gözündeki değeri düşen siyasal partiler, bölünmeye kadar giden bir süreç yaşayabilirler.
***
Görüldüğü gibi, on yıllar boyunca süren bir parti geleneği, siyasal partilerin hastalıklı organizmalar gibi büyümeyen, çoğalmayan ve çağa ayak uyduramayan ve nesli tükenmeye yüz tutan bir yapının oluşumuna katkı sağlar.
O halde siyasal partilerin halk ile bir arada yürümesi, halktan hız alan bir siyasi yapılanmayı benimsemesi gerekmektedir. Bu bağlamda siyasal partilerin akademik çevrelerden katkı alarak, halkın nabzını tutabilmesi, varlıklarını korumaya, kendilerini bölünme tehlikesinden kurtulmaya ve memleketini geliştirmeye katkı sağlamak için gerekli alışkanlıkları gerektirmektedir.