Kıbrıs adasının da içerisinde bulunduğu Akdeniz’de önemli gelişmeler yaşanıyor. Bir yanda Suriye’de yaşanılan iç savaş ve uluslararası aktörlerin ‘Esad’sız Suriye Planı’ diğer yanda ise Kıbrıs adası etrafındaki doğalgaz ve ekonomik çıkarların işbirliğini şart koşması önemli dönemeçlerde bulunulduğunu gösteriyor.
Gözde AKBEN
Kıbrıs adasının da içerisinde bulunduğu Akdeniz’de önemli gelişmeler yaşanıyor. Bir yanda Suriye’de yaşanılan iç savaş ve uluslararası aktörlerin ‘Esad’sız Suriye Planı’ diğer yanda ise Kıbrıs adası etrafındaki doğalgaz ve ekonomik çıkarların işbirliğini şart koşması önemli dönemeçlerde bulunulduğunu gösteriyor. Mevcut tablo Kıbrıs’ta bir çözüme olan ihtiyacı artırırken, bölgedeki taşlar da yerinden oynamaya başlıyor. Günaydın Ada programına konuk olan Atılım Üniversitesi Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ulvi Keser Akdeniz ve Kıbrıs adası özelinde yaşanılan süreçleri değerlendirdi.
“74 SONRASI İMKANLARI İYİ KULLANAMADIK”
Adaların ortak kaderinin istikrarsızlık olduğunu belirten Keser, Kıbrıs adasında da yıllar boyunca bu sorunun hüküm sürdüğünü belirtti. 1974 ve 2004 yıllarının ada için önemli virajlar olduğunu kaydetti. Keser, 2004 yılındaki Annan Planı ile tek kaybedenin Kıbrıslı Türkler olmadığını söyledi. Gerek Türkiye’de gerekse Kuzey Kıbrıs’taki iç çekişmelerin yıllar içerisinde Kıbrıslı Türklerin elde ettiği avantajı kaybetmelerine neden olduğunu belirten Keser; “Biz biraz ağaçla uğraştık ve o toz duman içerisinde biraz da iç siyasetteki çekişmelerden ötürü elimize geçen avantajları da kaybettik. Sadece Kıbrıslı Türkler değil Türkiye Cumhuriyeti de kaybetti”dedi.
“İLK KEZ BU KADAR YAKIN…”
Akdeniz’de birçok ülkenin birbirine ihtiyaç duyduğu bir konumda olduğunu ve ekonomik çıkarların bu ülkeleri işbirliğine ittiğini belirten Keser, Kıbrıs’ta bir çözüme bu noktadan da hareketle ilk kez bu kadar çok yaklaşıldığını söyledi. Keser; “Sadece Kıbrıslı Türkler ya da Rumların evet ya da hayır dedikleri şartlarla ortaya çıkacak bir çözüm süreci yok. Bu coğrafyada filmde farklı roller alan aktörler var. Onları es geçmek mümkün değil. Ama kişisel anlamda bu sorunun ilk defa ortaya çıktığı günden bu yana çözüme yönelik böylesi bir hava ilk kez yaşandı. Her iki taraf bunu iyi değerlendirmeli”dedi.
“ANASTASİADİS AYNI HATALARI YAPMAZ”
Rum Yönetimi Lideri NikosAnastasiadis’in kendisinden önceki lider Hristofyas’la aynı hataları yapmayacağına inanç belirten Keser, Kıbrıslı Rumların kiliseden büyük oranda çekindiğini ve bu nedenle bazı adımları atmaktan kaçındığını da söyledi. Keser, çözüm için anahtarlardan birinin de kilise de olduğunu ancak bu anahtarın ortaya çıkmasının neredeyse imkansız olduğunu kaydetti.
“ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARI TESADÜF DEĞİL”
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika’da Başkan Obama ile düzenlediği basın toplantısında Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ ifadesini kullanmasının son derece önemli olduğunu da belirten Keser; “Sayın Erdoğan’ın açıklamasında son derece önemli bir mesaj var. Uluslararası ilişkiler jestler, mimikler ve semboller üzerine oturmuştur. O nedenle bu tarz yaklaşımları tesadüf olarak değerlendirmek ya da münferit bir daha olmayacakmış gibi düşünmek çok da doğru değil. Bunlar bilinçli adımlardır. Yap-bozun parçaları gibi bakmak lazım bunlara. Bir de hem Batı Dünyası hem ABD hem de Avrupa camiası, Doğu Akdeniz’de bir Kıbrıs sorunundan bıktılar ve bir çözüm istiyorlar. Uzun dönemde de artıları eksileri bir yana koyarak Kıbrıslı Rumların daha fazla naz yaptıklarını da geç de olsa kavradılar”dedi.
İÇ MESELELERDEN KAFAMIZI KALDIRMALIYIZ:
Kıbrıslı Türklerin sürekli olarak iç meseleler yaratıp bunlarla meşgul olduğunu ve dış politikadaki önemli pencereleri göremediğini ifade eden Keser, siyasetin içerisinde bulunan her kesimin ve vatandaşların da aklıselim davranmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Keser konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle ifade etti:“Ülkeyi idare edenler iktidarda olanlar ve muhalefette olanlar daha ağır ve daha aklıselim davranmak zorundalar çünkü burada çözüm bekleyen bir sorun var ve bu sadece iktidarın değil muhalefetin de katkılarını gerektiren bir süreçtir.”
SU PROJESİ İSRAİL İÇİN DE ÖNEMLİ:
Türkiye’den gelecek olan 75 milyon metre küplük su projesinin birçok ülkenin dış politikasına da yön verdiğini savunan Keser, bu ülkelerin başında İsrail’in geldiğini belirtti. Suyun İsrail’e satılması gibi bir görüşün hakim olduğunu da belirten Keser bu gelişmenin son derece önemli olduğunu belirtti. ‘Bu işin sonu nereye gidecek’sorusunu da yanıtlayan Keser sözlerini şöyle tamamladı:“2014 Mart’ın da KKTC’ye gelecek olan bir su var. Bu coğrafyada İsrail’in farklı beklentileri var ama bu suyun bu bölgeye gelmesi İsrail’in geleceğe yönelik beklentilerini değiştirdi. Çünkü adadan gelecek olan suyun İsrail’e götürülmesi ihtimali var. Dolayısıyla bu coğrafyada kim güçlü olur ve kim en az zararla bunlardan menfaat sağlar kaygısı var. Bu bağlamda bu ülke ve bu topraklar Kıbrıslı Türklerindir de… Kıbrıslı Türkler masada olması gerekenler ve ülkenin geleceğine yönelik en üst seviyedeki avantajları kendi toplumlarına kazandırması gerekenlerdir…”