Anavatan Borçluları Tüketici Sıfatı ile Koruyor? Ya Biz!..

Ülkemizde yıllardır sistem bozukluğundan dolayı ortaya çıkan ödenmesi imkansız borçlar ve sistemin devamı halinde gelecekte yaşanabilecek potansiyel sorunlar karşısında başta siyasiler olmak üzere ilgili taraflar patinaj yapmaya devam ediyor.
Ülkemizde yıllardır sistem bozukluğundan dolayı ortaya çıkan ödenmesi imkansız borçlar ve sistemin devamı halinde gelecekte yaşanabilecek potansiyel sorunlar karşısında başta siyasiler olmak üzere ilgili taraflar patinaj yapmaya devam ediyor.
Hatta bazı taraflı kesimler sözde ülkede etkin rekabet koşulları varmış gibi liberal ekonomi safsatasıyla faiz ve borç münasebetlerine müdahale edilemeyeceğini savunmaktadırlar.
Oysa, her konuda atıf yaptığımız gibi Anavatanın bu konuya nasıl yaklaştığına bakmak aklımıza mı? yoksa işimize mi gelmiyor?

Türkiye’nin özellikle borçluları koruduğu iki kanun “TÜKETİCİ KORUMA KANUNU” ve “TÜRK BORÇLAR KANUNU”dur.

Türkiye Tüketici Koruma Kanunu’nun 10. maddesi tüketici kredisi başlığı taşımaktadır. Bu maddeye göre tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir. Tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez. Bu sözleşmede aşağıdaki unsurların yer alması zorunludur;

• Tüketici kredisi tutarı,
• Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,
• Faizin hesaplandığı yıllık oran,
• Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,
• İstenecek teminatlar,
• Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,
• Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,
• Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar,
• Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar

KKTC’NİN 40/2003 SAYILI TÜKETİCİLERİ KORUMA YASASI’NDA MAALESEF TÜKETİCİ KREDİLERİ İLE İLGİLİ HERHANGİ BİR HÜKÜM BULUNMAMAKTADIR.

Av. Şamil DEMİR‘in 13/01/2013 tarihli “Türk Borçlar Kanunu’nun Para Borçlarında Faize İlişkin Getirdiği Yenilik ve Sınırlamalar” adlı makalesinden yapılan aşağıdaki alıntılar Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüketici olarak kabul ettiği borçluları ne ölçüde koruduğunu göstermektedir.


6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda karşılığı bulunmayan hükümlerle akdi faiz ve temerrüt faizi oranlarına üst sınır getirmiştir. Kabul edilen sınırlamalar kredi kartı ve tüketici kredisi faizlerinde ciddi düşüşlere neden olmaktadır. Ayrıca sınırlamalar, finansal liberalizasyonun ögelerinden birisi olan “faiz tavanlarının kaldırılması” unsurunu ortadan kaldırmıştır.

Ticari olmayan işlerde faiz oranı TBK’nun öngördüğü sınıra kadar serbestçe belirlenebilir. TBK m. 88/2’ye göre, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, 3095 sayılı Kanun m. 1/1’de belirlenen yıllık faiz oranının % 50 fazlasını aşamaz. 3095 sayılı Kanun m. 1/1, ticari olmayan işlerde uygulanacak faiz oranını % 9 olarak belirlediğinden, yürürlükteki bu orana göre ticari olmayan işlerde faiz belirlenmesi halinde bu oran % 13,5’i aşamaz.

Ticari olmayan işlerde akdi temerrüt faizi ise TBK m. 120/2’de düzenlenmiştir. Buna göre sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, 3095 sayılı Kanun m. 1’e göre belirlenen yıllık faiz oranının % 100 fazlasını aşamaz. Yani taraflar sözleşmeyle % 18’e kadar temerrüt faizi oranı belirlemekte serbesttirler.

Ticari olmayan işlerde faizin anaparaya eklenmesi suretiyle bulunan tutara yeniden faiz yürütülmesi şeklinde işletilen bileşik faiz yasaklanmıştır (TBK m. 388/3). Aynı şekilde 3095 sayılı Kanun m. 3/1’de de kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep (bileşik) faiz yürütülemeyeceği vurgulanmıştır

TBK m. 88/2 ve TBK m. 120/2 ile getirilen sınırlamaların kredi kartı ve tüketici (ihtiyaç, taşıt, konut) kredisi akdi ve temerrüt faizlerini sınırlayıp sınırlamadığı tartışmalara konu olmuştur. İleri sürülen görüşler, kredi kartları ve tüketici kredilerinin “ticari iş” sayılıp sayılamayacağı noktasında yoğunlaşmaktadır. Ancak, TKHM m. 2′ye göre, tüketicilerin taraflarından birini oluşturduğu her türlü işlem, TKHK kapsamında ticari iş değil tüketici ilişkisidir. Bu nedenle bir kişinin tüketici sıfatıyla imzaladığı sözleşmenin, taraflardan biri banka olsa bile “ticari iş” sayılması mümkün değildir. Dolayısıyla ticari işlerde benimsenen faiz belirleme serbestisi kredi kartı ve tüketici kredisi sözleşmelerine uygulanamaz. Bu husus TTK m. 8/2-3-4’te açıkça vurgulanmıştır.

KISACASI KREDİ KARTI VE TÜKETİCİ KREDİSİ FAİZLERİNİN BELİRLENMESİNDE KKTC’NİN AKSİNE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VAHŞİ KAPİTALİST UYGULAMALARI YASAKLAMAKTADIR.

PEKİ YA BİZDE!....................
Bu haber 992 defa okunmuştur

:

:

:

: