Amaç yoksa gereği de yok

Ülke siyasetinde ciddi durumlar yaşanıyor. Kriz demiyorum çünkü kriz zaten uzun zamandır var. İktidar partisi içindeki güç kavgası artık kendini de aştı.
Ülke siyasetinde ciddi durumlar yaşanıyor.
Kriz demiyorum çünkü kriz zaten uzun zamandır var.
İktidar partisi içindeki güç kavgası artık kendini de aştı.
Bugüne kadar hiç yaşanmamış ve belki de bir daha hiç şahit olamayacağımız bir süreç yaşanıyor.
Bir iktidar partisi kendi içindeki vekiller tarafından iktidardan zamansız indirilmeye çalışılıyor.
Sürece baktığımız zaman tamamen kişisel çıkarların dengeleri alt-üst ettiği bir dönem yaşadık.
Sayın Başbakan göremedi, görmek istemedi.
Bu şekilde bir durum sürdürülemezdi ve sürmüyor da.
En başta partinin bölünmesi uğruna zorla ve baskıcı bir tutumla kişisel bir iktidar yaratılmaya çalışıldı.
Muhalif denen kesim dışlandı.
Saraya doğru koalisyona yaklaştırıldı.
Devlet olanakları, iktidar avantajı ve Türkiye hükümetinin desteği hep yeterli göründü.
Eksik olan parti içi birliktelik, uzlaşı ve güç dengesiydi.
Bu noktada Sayın Başbakan kurultaydan kazanan olarak çıkarak elbette ilk söz sahibi olacaktı.
Ama ortada bir gerçek vardı ki karşısında partisinin yarısını temsil eden bir gurup vardı.
Bu gurubu tamamen dışlamak aslında bugünkü ortamı hızla oluşturmaktı.
Peki, bugün ne olur?
Sayın Başbakan gezisini yarıda keserek ABD’den erken dönüş yaptı.
Bu hamleyi mutlaka bekliyordu.
Belki de bu adımın atılmasını bilerek zorluyordu.
Erken seçim en önemli kozuydu.
Çünkü muhalif denen ve sarayla da bağlantı ve istişaresi olan gurubu partiden ihraç etmenin ya da kendi istekleriyle ayırmanın ve de UBP ile kendi adına ilerisi için düşündüğü adımların önü ancak bu şekilde açılabilirdi.
Nedir burada amaç?
Parti içi muhalefetten ve de sarayın etkisinden tamamen kurtulmak.
Bir taşla iki kuş vurmak
İş öyle bir noktaya geldi ki UBP kimsenin umurunda değil.
Herkes “benim olmayacaksa kimsenin olmasın” düşüncesinde.
Gelinen aşama zaten kendini belli etmişti.
Uzunca bir zamandır kriz durumu yaşanmaktaydı.
Yalnız göz ardı edilen daha önemli bir nokta var.
İktidar partisinin her ne kadar kendileri yaratmış olsa da kendi içinde sorunları vardır evet.
Ama iktidarın ülkeyle de, toplumla da sorunları vardır.
İsteyen istediği kadar tersini iddia etsin.
Bu iktidar dönemi kadar kötü bir dönem yaşanmamıştır.
Bu kötü durum ülkenin her alanında, her sektöründe her bireyinde yaşanmış ve yaşanmaktadır.
Sadece Ulusal Birlik Partili hatta parti içinde de sadece delegelere ayrıcalıklı bir hizmet anlayışı sürdürüldü.
Kişisel menfaatlere devlet imkânları sınırsız kullanıldı.
Devlet yönetmenin iradesi ayaklar altına alındı.
Verilen sözler hiç verilmemiş gibi memlekette hiç sorun yokmuş sırça köşklerde lale devri yaşandı.
Kurumlar satıldı, halk ve devlet göz göre göre zarara uğratıldı.
Tüm bunların yanında umut pompalandı.
Olumlu tablolar çizildi pembe pembe.
Yani sadece iktidar partisi içinde değildir küsmeler, halkla da küsmüş durumdadır iktidar erki.
Bugün veya bu hafta ne olur?
Bu saatten sonra her şey olabilir ve olan hiçbir şey de sürpriz sayılmaz.
Hükümete güvensizlik önergesi verilir mi, hükümet düşer mi, sonrasında seçim tarihi mi, seçim hükümeti mi?
Bu hafta zor geçecek.
Hükümetin düşürüldüğünü ihtimal olarak kabul edersek;
Sonrasında atılacak adımlar zamana bırakılamaz.
Bu yeni kaosların ve sıkıntıların hazırlayıcısı olur.
Erken seçim beklenen bir olay.
Ama sonrası var.
Hangi siyasi parti iktidara geldikten sonra karşı çıktığı anlaşmaları, özelleştirmeleri ortadan kaldıracak ya da kaldırabilecek.
Hangi siyasi erk vatandaşlık, kamudaki reformlar, denetimsizlik, partizanlık, popülizm konularında gerçekçi adımları atabilecek.
Hangi siyasi erk Türkiye ile bozulan ilişkileri iki devlet arasındaki ilişki düzeyine getirebilecek.
Kıbrıs Türküne yitirdiği iradesini hani siyasi erk verebilecek.
Hangi siyasi erk çözümsüzlüğün Kıbrıs’ı bu noktalara getirdiğini kabul edip bu yönde radikal adımlar atabilecek.
Muhalif denen UBP vekillerinden hangileri ülkenin durumu için bu önerge şart diyor ya da hangi siyasi parti ülke yangın yeri ve biz şu kadar sürede projelerimizle bu sorunları çözeceğiz mevcuttan daha iyisini yapacağız, yapamazsak bırakacağız diyor.
Hiçbiri.
Mevcut durum bir felakettir ve sürdürülemez.
Ama gelen gideni aratacaksa ve sırf intikam almak amaçsa hiç gereği yok.
Bu haber 606 defa okunmuştur

:

:

:

: