İç savaşın sonuç resmi ve ALTIN FIRSAT...

UBP “iç savaşı” sonunda herkesin kazanabileceği bir durum da ortaya çıkmıştı. Krizler her zaman yeni fırsatlar da doğurabilir, yeter ki o fırsatları görecek göz ve niyet olsun. Ancak iç savaşın sonunda bir taraf gerçekten kazandığını “sandı”...

UBP “iç savaşı” sonunda herkesin kazanabileceği bir durum da ortaya çıkmıştı.
Krizler her zaman yeni fırsatlar da doğurabilir, yeter ki o fırsatları görecek göz ve niyet olsun.
Ancak iç savaşın sonunda bir taraf gerçekten kazandığını “sandı”...
Devletin elinin altında bulunan tüm imkanlarını kullanarak elde edilen ucu ucuna bir zafer normal şartlarda bir yenilgi, en azından bir Pirus Zaferi olarak algılanması gerekirken bu fiyasko, bir Normandiya Zaferi olarak algılandı...
Öyle ki, kurultay sonucu ortaya çıktığında ve birkaç oy farkla İrsen Bey’in kazandığı anlaşıldığında, bazıları Hatice’ye değil, neticeye bakın siz, dediler...
Evet, bakın bakalım ne oldu...
Neticede “Hatice” de gitti, netice de günün sonunda fiyaskoyla sonuçlandı...
Arkasından da genel seçim geliyor.
Ortaya çıkan bu şartlarda, özellikle de İrsen Bey’in başkanlığında artık devrik sayılan hükümetin ve CTP’nin tutumuna bakıldığında, şunu açıklıkla söyleyelim ki, yolun sonuna gelinmiştir.
Öyle ki, ak koyun kim, kara koyun kim, halk da artık iyice görüyor.
CTP, giderayak fırsattan istifade edip, kendince UBP’ye ikinci kazığını da attı...
Birincisinde, AKP’den aldığı talimat doğrultusunda UBP’den kopartılan milletvekilleri ile ÖRP’nin kuruluşuna ön ayak olmuştu.
İkincisinde ise, yine aynı yöntemle, hem Ankara’daki AKP iktidarına şirin görünmek hem de UBP içindeki çekişmeden olabilecek maksimum faydayı elde edebilmek için altına imza attığı anlaşmaya uymadı...
Uymasına uymadı, ancak belli ki kamuoyu önünde bir kez daha prestijinin yerle bir olacağını iyi hesaplayamadı.
UBP içindeki muhaliflere gelince, CTP’ye güvenmekle hata yapacaklarını iyice hesaplamadılar, ama hesaplamalıydılar.
Öncelikle CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nun ciddiyetine güvendiler, ama CTP içindeki “kemik kliğin” Yorgancıoğlu’nu da kafa-kola alabileceklerini, bazı dengeleri rahatlıkla değiştirebileceklerini, eski alışkanlıklarından vazgeçmeyeceklerini belli ki hesaplamadılar.
Bizim memlekette siyasetin görüntüsü bu işte, alabildiğine entrika, alabildiğine alavera, dalavera...
Peki bu “entrikalar savaşında” kazanan kim?
İrsen Bey hesapladığından çok önce koltuktan gidiyor, üstelik de iktidarı döneminde toplumun hafızasında bir tek olumlu anı bırakmadan (dağıtılan arsacıkları, gollifa usulü verilen vatandaşlıkları ve devlette partizanca işe alınanların memnuniyetini saymazsak)...
UBP içindeki muhalifler ise şu anda UBP yönetimini ele geçirmiş olan klikle köprüleri attılar, artık her deliğinden su alan UBP gemisinden ayrıldılar, yıllarca var edilmesi için uğraştıkları partiden bir yerde kendi rızalarıyla koptular, koparıldılar, bile bile kendilerini ateşe attılar...
CTP’nin eksi hanesine bir eksi daha yazıldı, rakibi UBP’nin iç savaşında kendisine pay çıkarayım derken kamuoyu nezdinde kendi kendisine bir gol daha attı...
DP ve TDP bu süreçte, biraz hazırlıksız yakalandı, erken seçime daha hazırlıklı ve kadrolarını belirlemiş olarak girme şansını kaybetti, erken seçim kapıdayken iki ayakları bir pabuca girdi.
Peki bu krizler ve dezavantajlar avantaja çevrilebilir mi?
Pekala da çevrilebilir, ancak İrsen Bey’in kontrolünde kalan ve artık yarıbuçuk olduğu anlaşılan UBP’nin ve bir kez daha prestijini kendi eliyle ayaklar altına alan CTP’nin önümüzdeki iki aylık süreçte avantaja çevirebileceği bir durum yok, ancak hariçten gazel okurlar...
Ancak, hazırlıksız yakalanan DP ve TDP’nin var.
UBP’den ayrılan muhalifler, DP ve TDP ile “halk adına, ideolojilerden uzak, ancak ideallere yakın duran” bir milli cephe oluştururlarsa, seçime de tek liste ile girerlerse, halk ve ülkenin çıkarlarının şu anda herşeyin önünde geldiğini ve halk ve ülke adına savaşacaklarını açıklarlarsa, halkın çoğunluğunu arkalarına alırlar ve hem İrsen Bey’in UBP’sini hem de CTP’yi çiğ çiğ yerler...
Bunu yazarken, sokaktaki halkın nabzını tutarak yazıyorum.
Gidişatı yakından izleyen sokaktaki insanların büyük çoğunluğu, bir taraftan içteki hesapçıklarını halletmeye çalışırken diğer taraftan Ankara’daki AKP hükümetinin beklentilerini kendi iktidar beklentileriyle örtüştürme derdine düşen, iktidar koltuğunun garantisini AKP’nin beklentilerinin tatmin edilmesinde gören CTP’den ve UBP’den ikrah etmiş durumdadır...
Bu şartlarda, sokaktaki halk, DP, TDP ve muhalifleri tek cephede ve tek bir irade olarak görmek istiyor ve bu tarz bir birlikteliğin statükoyu yıkmak adına son ama ALTIN FIRSAT olduğunu düşünüyor.
Ona göre...
Bu haber 118 defa okunmuştur

:

:

:

: