Toparlanıyoruz başardı mı?

“Toparlanıyoruz” hareketiyle tanışmam yaptıkları ikinci toplantılarını izlemekle başladı. Hareketin öncüsü Sayın Kudret Özersay oldukça sade ve rahattı.
“Toparlanıyoruz” hareketiyle tanışmam yaptıkları ikinci toplantılarını izlemekle başladı.
Hareketin öncüsü Sayın Kudret Özersay oldukça sade ve rahattı.
Önünde notlar aldığı bir yazı tahtası vardı.
Konuşuyor ve anlatıyordu.
İsteyen herkes söz alıp yorum ve önerilerini seslendiriyordu.
Bu toplantıya ait izlenimlerimi yansıttığım “Toparlanır mıyız?” başlıklı yazımdan bazı kısımları bir kez daha aktarmak istiyorum;
İlgili yazımın girişini Sayın Özersay’ın şu sözleriyle yapmıştım;
“Hareketin amacı nedir diye baktığınızda bir kere en azından bu noktada amaç, sınırlı ortak noktada birleşmek ve bir şey yapmaktır. Bu nokta son derece önemlidir. Bir kere Kıbrıslı Türkler veya bu coğrafyada yaşayan insanlar uzun yıllar hep başkalarının iradelerine bağımlı vizyonlar üzerinden bir ortak vizyon geliştirmeye çalıştılar.
Ancak burada çok ciddi bir sıkıntı var. Ve hep olmaya devam edecek. Bunu bilmek gerekir. Oda başkalarının iradesine bağımlı vizyonlar kötü şeyler değillerdir ama bileceksiniz ki başkasının iradesine bağlı olduğu sürece siz ne kadar isteseniz aslında onu yalnız başınıza gerçekleştiremezsiniz. Bunu yaşayarak hepimiz görüyoruz. Değişik örneklerle bu vizyonlara baktığımızda bir kere kapsamlı çözüm biliyoruz ki sadece Kıbrıslı Türklerin istemesiyle olabilecek olan bir şey değil. Kıbrıslı Rum, siyasi elitinin ya da Kıbrıs Rum toplumun da istemesi ile elde edilebilecek bir şeyden bahsediyoruz. Ama ne yapabilirsiniz, süreci zorlayabilirsiniz, değişik aktörleri devreye sokarak bunu sonuçlandırmaya çalışırsınız, farklı liderler seçersiniz, liderinizi değiştirirsiniz, elinizden geleni yaparsınız ama nihayetinde bunun diğer toplumun siyasi elitinin iradesine tabi bir şey olduğunu bilmeniz gerek”.
Sayın Özersay “Toparlanıyoruz” hareketini böyle tanıştırıyordu Kıbrıs’ın kuzeyiyle.
Ortak noktada birleşmeden söz ediyor ve yapmak istediklerimiz aslında başkalarının iradesi ile de ilgilidir bunları beklerken bizlerde bir şeyler yapmalıyız, ortak noktada birleşmeliyiz fikrini seslendiriyordu.
“Bunların hiçbirini bir anlamda eleştirmek ya da ortadan kaldırmak için söylemiyorum. Bu sizin kendi tercihiniz olabilir. Ama nihayetinde sadece sizin iradenize bağlı olan şeylerden bahsetmiyorum. Dolayısı ile bu tür vizyonlarda öteki iradeyi beklerken, burada beklerken demek oturup beklemek anlamında değil. Müzakereyi sürdürürsünüz talebi yaparsınız izolasyonların kalkması için ya da tanınma için talebi yaparsınız ama nihayetinde o gerçekleşene dek beklersiniz. Bir kere bu coğrafya da çok ciddi bir belirsizlik yaşadık ve yaşamaktayız. Askıda olan hayatlar vardır. Önemli bir kısmımızın hayatı askıdadır.
Sadece hayatlar askıda değil, hukuk da askıdadır. Avrupa Birliği hukuku askıdadır. Nasıl bir şeyse bilmiyoruz ama AB toprağıdır burası fakat sadece hayatlar değil hukukta askıdadır. Bu belirsizlik ortamı toplumsal buhrana kadar varıyor. Kendi kendimize sorduğumuzda ve baktığımızda bunu ciddi şekilde hissedebiliyoruz. Ve aslında başkalarının iradesine tabi olan bu vizyonları beklerken normal de yapmamız gereken şeyleri yapmamak için bu vizyonları ve olmamalarını bahane olarak kullanıyoruz. Süresiz geciktiriyoruz. Bu vizyonları gerçekleşmesi ertesinde bunların uygulanması açısından da son derece önemlidir sizin içerde geliştireceğiniz ortak bir vizyonda bu düzene çeki düzen vermeniz. Devletimiz tanınsa ama bu düzen böyle gitse bu toplum mutsuz olmaya devam edecek. Kapsamlı çözüm bulunsa, kurumlarımız bu haldeyken vay halimize. Dolayısı ile küçük bir toplum olduğumuz için aslında bizim elde edebileceğimiz en önemli güçlerden bir tanesi birlikte hareket etmek olabilir. Toparlanıyoruz aslında bunu düşünerek, bunun altını çizerek yola çıkmış bir harekettir. Ve bölünme lüksümüzün olmadığını söyleyen bir harekettir”.
Son bölümde de hareketin amacını böyle anlattı sevgili Kudret Özersay.
“Bölünme lüksümüz yok” fikrinin altını çizdi.
Ve aslında “Toparlanıyoruz” kuzey Kıbrıs’ta yıllardır yapılan ve sadece zamana oynanan ve geldiği noktada artık günü bile kurtarmayan birçok şey isteyen fakat istediklerini elde etmek adına çaba göstermeyen, düzenim bozulmasın ama böyle de gitmez anlayışına bir uyarı hareketiydi.
Bu toplumun her anlamıyla yeniliğe, değişime ve daha cesaretli iradelere ihtiyacı var.
Olması gereken toplumun bunlar için baskı yapmasıdır.
Bu noktada topluma sunulacak seçenekler de önemlidir.
Bu durum 28 Temmuz seçiminde görülecektir.
Çünkü bir konuda iddialıyım ki katılım oranı en düşük seçimimiz olacak.
Tekrardan “Toparlanıyoruz” konusuna dönersek;
Yine Sayın Özersay’la yaptığım bir mülakatta hareketin siyasallaşması için önce halkın değişmesi gerektiğini, siyasi parti kuracak insan topluluğuna sahip olduğunu söylemiş ve “Ben Donkişot değilim” diye de eklemişti.
Ve esasında bu ülkenin sorununun da, sorunun çözümünün de toplumda olduğunu seslendirmişti.
Devlet kadrolarının ve hükümet erki ile diğer siyasi paydaşların yanlışlarını ortaya koyup kamuoyu oluşturuyor ve dikkat çekiyor hareket.
Son günlerde yine vatandaşlık ve istihdam konusunda ciddi iddia ve eleştirileri var.
Deşifre etmek, bu çarpık düzenin foyalarını ortaya çıkarmak bu anlamda bir farkındalık yaratmak elbette önemli.
Bunlar yapılırken beslenilen kaynak tabi ki yanlışları ortaya koyup öneriler sunmaktır.
Daha iyisini ve doğru olanı ortaya koymaktır.
Bunları yapabilmek için de bir alternatif yaratma anlamında toparlanıyoruz hareketinin siyasallaşması bekleniyordu.
Ama olmadı.
Bu yönde bir adım atılmadı.
Bunun sebebi;
Önce toplum değişmeli düşüncesinin beklenilen düzeyde yaşanmaması mı?
Yoksa belirlenen seçim takviminin bu adıma imkân vermemesi mi?
Önümüzdeki seçim her daim altını çizdiğim gibi sınav niteliği taşıyacak kadar önemlidir.
Toplumun kendi gücünü farkında olup, olmadığının anlaşılmaması açısından toplumsal bir sınav yaşanacaktır.
Siyasi elitin böyle gelmiş böyle gider anlayışı ve zümresel çıkarları koruyarak yarattığı sisteme karşı bağlılığını göstermesi açısından da bu seçim bir sınavdır.
Ve “Toparlanıyoruz” hareketinin değiştirebildiklerinin veya değiştiremediklerinin görülmesi açısından da bu seçim bir sınavdır.
Önümüzdeki seçim sonuçları sanılandan daha önemlidir.
Hem toplum, hem de siyaset dünyasının “TOPARLANMA” anlamında nerelerde olduğunu göreceğiz.


Bu haber 576 defa okunmuştur

:

:

:

: