Dünya Bankası Raporu’nun analizlerine, Rapor’un 4’üncü bölümü olan “Potansiyel Mali Tasarruflar ve Açıklayıcı Orta Vadeli Plan” başlığıyla kaldığımız yerden devam ediyoruz. Dünya Bankası uzamanları, Kıbrıslı Türk yöneticilere çağrıda bulunarak, ihtiyaç duyulan mali ayarlamanın en büyük kısmının, kamu hizmetlerinin rasyonelleştirilmesi ve tüm maaşlar ve emeklilerin özel sektörle daha uyumlu hale getirilmesiyle sağlanabileceğinin mümkün olduğuna ışık tutmaktadır.
Çok şikayet konusu olan ve hemen hemen her kesimindüzeltilmesi yönünde üzerinde hemfikir olduğu sosyal hizmetlerin iyileştirilmesi, maaşlardan sağlanacak tasarrufların, eğitim ve sağlık alanındaki diğer giderlere aktarılarak, devlet hizmetlerinin kalitesi ve verimliliğini artırmak için ciddi bir kapsamın mevcut olduğu da, ayrıca bu Rapor’da hatırlatılmaktadır.
Maaş giderlerinde ne şekilde tasarruf yapılabileceğini ve sağlanacak tasarrufların milli gelir içindeki payının ne kadar olacağıyla ilgili sorulara, Rapor kısaca şöyle değinmektedir:
1. Tüm kamu çalışanlarının maaşlarının nominal olarak en az 3 yıl dondurulması. Sağlanması muhtemel tasarrufların milli gelire oranı, yüzde 3.8 olarak hesap edilmiştir.
2. Maaş dışı ödemelerin temel unsurlarının kademeli olarak önümüzdeki 3 yıl içersinde kaldırılması. Sağlanması tasarlanan tasarruf oranı, GSYİH’nın yüzde 1.7’si kadardır.
3. 13. Maaşların kaldırılması. (en az milli gelirin yüzde 0.9’una tekabül etmektedir).
4. Kamu görevi kadrolarının yüzde 5 oranında azaltılması. (toplam tasarruf oranı, GSYİH’nın yüzde 0.6’sıdır).
5. Geçici personelin önümüzdeki üç yıl içersinde en az yüzde 20 oranında azaltılması. Yani geçicilerin işten çıkarılmaları öngörülmektedir. (elde edilecek toplam tasarruf oranı, milli gelirin yüzde 0.1’idir). Bu uygulama, KKTC ekonomisine sanırım çok da önemli kazanım sağlamayacak, bilahare, geçici olarak işe giren kişilerin işten çıkarılmalarıyle toplam işsizlik sayısının daha da artmasına, göçün büyümesine neden olacaktır. Eğer elde edilecek tasarruf oranı kayda değer bir miktar olsaydı, sanırım bu uygulama da dikkate alınabilirdi. Şahsi kanaatim, bu uygulamanın genel ekonomiye yarardan çok, zarar vereceği yönündedir.
Uzmanlar, emeklilerle ilgili olarak da, birtakım tasarruf önlemleri sıralamaktadır. Şöyle ki:
1. Emeklilik sisteminin temel zayıflıkları ele alınarak, toplam sistemin değişmesi.
2. İhtiyat Sandığı’nda birikimlerin, emekliliği takiben peşin olarak değil, yıllara yayılarak ödenmesi ve emeklilik yaşının kati sürette yükseltilmesi.
3. Tahakkuk oranlarının düşürülmesi ve bu sürette yeni faydalanıcılar için asgari emekliği azaltarak, tüm emekli maaşlarından vergi alınması (bu uygulama KKTC Anayasa Mahkemesi’nden dönmüştü).
4. 2013-2015 yılları arasında emekliliklerin dondurulması.
5. Emeklilik harcamalarındaki tasarruflarla, on yıl içerisinde açığın, GSYİH’nın yüzde 7’sinin altına düşürülmesi.
6. Eski emeklilerin hakları ile 2008 sonrası işe girip emeklilik hakkı elde edenlerin arasındaki eşitsizliğin giderilmesini sağlayacak yasal düzenlemenin yapılması. Asgari emekliliğin yeni emekliler için 2013’ten itibaren ortalama maaşın yüzde 20’sine indirilmesi.
7. Katkı oranının yüzde 13,Genel Sosyal Sigorta Fonu düzeyine çıkarılması.
8. 2013 yılından itibaren, tahakkuk oranının derhal yüzde 1’e indirilmesi.
9. İkramiyelerin yekün yerine, taksitler halinde yıllara yayılarak ödenmesi.
10. 10 yıllık bir süre için emekliliklerin dondurulması ile desteklenen fiyat endeksine geçişin, 2013-2022 döneminde sağlanması.
11. Kamu görevlilerinde Sosyal Sigorta Fonu’nda olduğu gibi, emeklilik yaşının yükseltilmesi gibi hususlardan oluşan bir politika paketinin uygulanmasıyle ciddi mali tasarrufların sağlanması.
Yukarıda sıralanan önlemler uygulamaya konduğu takdirde, 2013 yılında GSYİH’nın yüzde 2.4’ü kadar bir tasarruf elde edilecektir. Ondan sonraki 2013-2014 orta vadeli dönemi kapsayacak sürede elde edilecek toplam tasarruf miktarının, GSYİH’nın yüzde 5’ini bulacağı da ayrıca hesap edilmektedir. Hem maaşlarda yapılacak düzenleme, hem de emeklilik sisteminde yapılacak düzenlemelerle, 3 yıl içersinde elde edilmesi öngörülen toplam tasarruf oranının, GSYİH’nın yüzde 15’ini aşacağı da hesaplanmıştır. Bu uygulama ile dış finansman ihtiyacı azalacak, 2014 yılından sonra özel sektör alanında orta vadede bir büyümeye destek verilecek, verimli yatırımlar için mali olanaklar artacak, mali açık GSYİH’nın yüzde 22’sine gerileyecek, KKTC ekonomisi kendi ayakları üzerinde durabilecek bir yapıya kavuşabilecektir.
Özetleyecek olursak, yıllar itibarıyle 2012’de yüzde 2.9, 2013’te yüzde 5.9, 2014’te de yüzde 6.3 oranında yapılması öngörülen tasarrufların, 3 yıllık toplamı GSYİH’nın yüzde 15.1’ine denk gelmektedir. Bu oran son derece önemli bir miktarı teşkil etmektedir. Ancak, yukarıda saydığım radikal reformları KKTC’de gerçekleştirebilecek herhangi bir siyasi irade maalesef bulunmamaktadır. Yazımıza, haftaya Salı günü, Rapor’un 5’inci bölümünü irdeleyerek devam edeceğiz.