Didişme Değil Projeler ve İnandırıcılık Önemli!............

Ülkemizde yapılan araştırmaların nerede ise hepsinde siyasete ve siyasetçiye duyulan güvenin son sıralarda olduğuna şaşmamak gerek diye düşünüyorum.
Ülkemizde yapılan araştırmaların nerede ise hepsinde siyasete ve siyasetçiye duyulan güvenin son sıralarda olduğuna şaşmamak gerek diye düşünüyorum. Bunun bugünlerde daha çok belirgin hale gelen başlıca nedenlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

 Günümüzde mecliste yaşananlara vatandaşlardan duyduğum tepki kısaca bir saçmalık olarak özetlenmektedir. Vatandaş neticede erken seçim ve hükümeti düşürmekte mutabakata varan tarafların iki aylık fark için birbirlerine olmadık suçlamalarda bulunmalarına ben de dahil toplumun geneli anlam vermemekte ve bunları halkın menfaatine olmayan partisel manevralar olarak nitelendirmektedir. Yani vatandaşın algısı halkı düşünen yok şeklinde tezahür etmektedir. Buna ilaveten, yıllardır başta faiz yasası olmak üzere siyasi partiler, seçim ve halk oylaması yasaları gibi konularda gerçek ilerleme olmayarak meclis dahi toplanamazken erken seçimin eylüle alınmasının bu yasaları geçirmeye imkan vereceğini savunmanın mantıklı olmadığını Yüksek Mahkeme Başkanımız dahi açıkça ifade etmiştir. Bu durum ise yine güvensizlik yaratan halkın uyutulması anlamına gelmektedir.
 Bazı kişilerin partiye ihanet ettikleri gerekçesi ile iki yıl meclisi protesto edenler zemzem suyu ile yıkanmışcasına bu kişiler ile kucaklaşmaları halk tarafından hayretle izlenmiştir.
 Partiden kaçanları artık geriye almayacağını ifade etmesine rağmen ilgili partiden AYRILMA SEBEPLERİ HALEN DAHA GEÇERLİ OLAN bazı milletvekillerinin zora düşünce aynı partiye dönme niyetleri ve o partinin ise o kişileri partiye tekrar alma girişimleri vatndaşın güvenini sarsan fırsatçılık ve politik rant beklentisinden başka nasıl açıklanabilir.
 Ne yapıyorlarsa partileri ve Kıbrıs Türkü içn yaptıklarını iddia edenlerin dejavu şeklinde parçaladıkları partilerinin arka planında makam ve güç ihtiraslarının olduğunu toplum esefle takip etmektedir.
 Muhalefette iken populist söylemlerde bulunan, iktidarda iken ise tersini yapan siyasetçi ve siyasi partileri Kıbrıs Türkü hayretle gözlemlemiş ve gözlemlemektedir.
Yukarıda yaşanan olumsuzlukların en önemli yansıması halkın son olarak Lefkoşa Türk Belediyesi örneğinde olduğu gibi politikadan soğuması ve sandığı veto etmesi şeklinde ortaya çıkmıştır.
Peki içinde bulunduğumuz erken seçim ortamında siyasi partiler nasıl başarılı olabilir? Bu soruya yanıt teşkil edecek şekilde aşağıdaki hususlara işaret etmek istiyorum.
 Öncelikle dünün muhalefeti ve bugünün iktidarı olan siyasi partiler toplumda güvensizlik yaratan olgular için özeleştiri yaparak ya halktan ve kendi tabanından özür dilemeli (tabi ki özürleri kabahatlerinden büyük olmamalı) ya da saçma olmayacak şekilde inandırıcı gerekçelerle topluma kendilerini anlatmalıdırlar.
 Parti içinde her açıdan birlik, dirlik ve dayanışma olduğu ortaya konmalıdır.
 Ortaya konacak projeler mevcut statükoyu daha da pekiştiren populizm içermemeli gerek kamu, gerek bürokrasi, gerek sağlık, gerekse yargı açısından topluma hizmeti öngören ve devleti gerçek anlamda halkın hizmetçisi yapacak projeler ön planda tutulmalıdır.
 Siyasi partiler projelerini gerçekleştirecek liyakat ve dirayette kadroların partide var olduğunu anlatmakta başarılı olmalıdırlar.
 Kitle iletişim araçlarını kullanma becerisi de dahil olmak üzere profesyonelce ve bilimsel yönetilen kurumsallaşmış siyasi partilerin başarı şansı daha yüksek olacaktır.
 Ekonomik protokollara kuru kuruya karşı olup iki ay sonra iktidara geldiği zaman kerhen de olsa uygulamak yerine, seçım ortamında protokulün neyini kabul ettiği nereleri ise uygun görmediği ve bu konularda Türkiye ile tekrar müzakere edeceği net olarak halkla paylaşılmalıdır.
 Siyasi partiler kendi ideolojik saplantıları ile sadece kendi zümrelerine değil Kıbrıs sorununun çözümü veya devleti koruma/kollama gibi ortak paydalarla toplumun geneline hitap eden yaklaşımlar sergilemelidirler. Bu ortak payda çerçevesinde milletvekili adayları belirlenmeli, kadrolar ve ittifaklar oluşturulmalıdır.

SONUÇ OLARAK EKONOMİ ODAKLI BİR SİYASET ANLAYIŞI BENİMSENEREK, TÜM SEKTÖR VE KESİMLERİN SORUNLARINA -SEÇİM SONRASI UNUTULACAK DEĞİL- EKONOMİK AKLA UYGUN ÇÖZÜMLER GÜNDEME GETİRİLMELİ VE HALKIMIZA BU DOĞRULTUDA GÜVEN VERİLMELİDİR.

KISACASI FÜTURSUZCA ATARAK VAATLERDE BULUNAN VE İKTİDARA GELDİĞİ ZAMAN “AMMA VELAKİN” DİYEREK BUNLARI UNUTAN VE VATANDAŞLA ALAY EDEN ANLAYIŞLARA TOPLUM BİR DAHA PRİM VERMEMELİDİR.



Bu haber 870 defa okunmuştur

:

:

:

: