Bu siyasetten hiçbir şey olamaz

Toplumcu Demokrasi Partisi Mağusa Milletvekili Sayın Hüseyin Angolemli siyasetin, seçilmişliğin, Milletvekilliğinin ve Meclis çalışmalarının içinde bulunduğu durumu “Siyasette birliktelik yok. Seviye son derece düşük.
Toplumcu Demokrasi Partisi Mağusa Milletvekili Sayın Hüseyin Angolemli siyasetin, seçilmişliğin, Milletvekilliğinin ve Meclis çalışmalarının içinde bulunduğu durumu “Siyasette birliktelik yok. Seviye son derece düşük. Bu kültür meselesi” diyerek özetledi. “Ben ilk seçildiğim de Meclis’te disiplin vardı. Herkes üzerine düşeni yapardı. Yapmak zorundaydı. Çünkü görev verilmişti. Topluma saygı vardı. Toplumun beklentileri vardı. Bu yasaları bu Meclis yapmadı mı? İlk dönemimde parti başkanımız Sayın Alpay Durduran’dı. Ve Sayın Durduran parti başkanı olmasına rağmen komitelerde görev alıyor, çalışıyordu. Ben yeni seçildiğim için bir yıl konuşma hakkım olmadı. Çalışmaları gözlemleyip iyice alışmam ve verimli hale gelebilmem için. Biz böyle gördük. İstenmeyen bir durum olduğunda Meclis Başkanının bir bakışı olayı sonlandırmaya yeterdi.”

Böyle bir Meclis ortamına ihtiyacımız olduğu ortada.
Meclisi oluşturan siyasetçilerdir.
Toplum tarafından seçilen ve yetki verilen kişiler ancak toplumun işlerini yapmakla yükümlüdürler.
Seçilmiş vekiller Meclis’in her halinden sorumludurlar.
Meclise küsmek aslında topluma küsmektir.
Bir futbol takımında herkes birbirini çok sever diye bir durum yoktur.
Ama takım ruhu ve ortak başarı ile üretme adına mecburi bir birliktelik yapılır.
Kendi özel işleri, kurultay hesapları, seçim çalışmaları için esas olması gereken Meclis’te olmayan Milletvekilleri önce kendilerini düzeltmeden memleketi düzeltemezler.
Yazımın başlığını “Bu siyasetten hiçbir şey olmaz” diye koyarken ülke siyasetinde son günlerde yaşananları düşündüm.
Ve yazımın başlığını bulmam da çok zor olmadı.
Malum bir erken seçim süreci yaşanıyor.
Sorulması gereken soru şudur;
Bu seçim neyi değiştirecek?
Seçim sistemi ayni mi, seçim gombinaları ayni mi, seçim taktikleri ayni mi?
Bu soruların cevabı tektir.
Cevap; Hepsi ayni.
Mevcut iktidardan hoşnut olmayan, eleştirilerini esirgemeyen ve “kurtulmamız gerek en iyisini biz yaparız” diyen muhalefet bile bölünmüş vaziyette.
Kendi içindeki muhaliflerden kurtulan, Meclis’teki muhalefetinde birbirini yemesini köşesinden izleyen mevcut iktidar ise bu ortamdan en karlı çıkacak taraftır.
Ankara hükümetinin Başbakanı destekleme sebepleri biliniyor.
Ankara hükümetine kötü görünmemek için Sayın Başbakana seçim öncesi istediği her ne varsa veren CTP yönetimi aslında bir seçim sonrasında kendi iktidarları söz konusu olsa da yanlış veya doğru ne olursa olsun Ankara hükümetine garanti vermişte oldular.
CTP yönetiminin bugün alelacele verilen vatandaşlıklardan, “T” izinlerinden ve türlü seçim yatırımından şikâyet etmemesi gerek.
Çünkü buna hakları yok.
Bu durumun böyle olacağı belliydi.
Hangi siyasi iktidar olsa belki bu kadar açık olmazdı ama bunlar yine yapılacaktı.
Ve bunun açık açık yapılmasının önünü açan, buna fırsat veren CTP yönetimidir.
Ki bu noktada CTP tabanı da ciddi şekilde rahatsızdır.
Başbakan İrsen Küçük sekiz muhalif vekilin istifa etmesiyle çok önemli bir riski göze aldı.
Üstelik tam seçim arifesinde.
Bu isimlerin yeri nasıl doldurulacak önemli.
Çünkü güçlü ve etkili isimler.
Kurultayda da görüldüğü gibi partinin yarısı bu istifa eden vekillerin yanında.
Eğer Sayın Başbakanın tek güvencesi Ankara hükümetiyse işi pek de kolay değil.
Gerçekten bu siyasetten ülke çıkarı adına hiçbir şey olmaz.
Siyaset için “Bembeyaz bir gömlekle simsiyah bir bacadan atlamak gibidir. Kirlenmek istemesen de kirlenirsin” demişti ya bir büyüğüm hakikaten öyleymiş.
“Dün dündür, bugün bugündür” diye siyaset literatürüne girmiş bu cümle her şeyiyle yaşanıyor kuzey Kıbrıs’ta.

Demokrat Partiden yaşanan kopmalara ve transferler en şiddetli tepkiyi gösteren ve yazanlardanım.
Böyle bir siyaseti, siyaset olarak kabul etmiyorum.
Peki, bugün kendi partilerinden içsel nedenlerle ayrılan ve geçmişlerinde DP deneyimi ve kırılganlıkları olan siyasi isimleri DP’nin yeniden kabullenmesi ne kadar doğrudur.
Demokrat Partiden ayrılan ve parti tabanına en başta Başkan Sayın Serdar Denktaş’a kötülük yapan isimler nasıl olacak da ayni amaç uğruna mücadele edecek.
Sayın Serdar Başkan darılmasın ama yine garantide değil.
CTP’nin tabanını küstürme hamlesine, DP’de bu düşünceyle geri kalmadı.
Bu noktada amaç sadece siyasi kazanç elde etmekse hem CTP hem de DP doğru adımları attılar.
Ama sonrasında yaşanacaklarda sorumluluk tabanlarında değil, partilerin yöneticilerindedir.
Bu haber 692 defa okunmuştur

:

:

:

: