Günümüz dünyasında teknolojinin ilerlemesi ile değişim karşı konulamaz bir hızla devam ediyor. Bunun için çok çaba gösterir ama bazen tekrar başladığımız noktaya döneriz . Birde bakmışsınız ki istemediğiniz bir yerdesiniz. Durum böyle olunca takılan engellere aldırmadan değişime ayak uydurmak zorunda kalırsınız . Yaşanılan her şeyi deneyim, her şeyi güzel bir başlangıç olarak kabul etmeliyiz. Bazende hayatımızda var olan bu değişimlere karşı koymakta bizi yormuyor mu?
Hayat ta bir planınız yoksa rüzgarın akışına bırakılırız ama hedefimizi şaşırmayalım . Sahip olduğun hedeflerin seni ayakta tutmalı.
Yani değişime ayak uydurayım derken özünü kişiliğini kaybetmemeliyiz.
Kurt gibi olmak varken çakallardan korkmanın anlamı yok demek istediğim.
Ne söylediğimizi bilmemiz gerekir , Dediklerinin bir değerinin olması gerekir ; bin düşünüp bir söylemeliyiz aslında, söylediklerinizin bir ucu bize dokununca söylediklerimizin arkasında durabileceksek söyleyelim. Yoksa dansöz gibi kıvırmak zorunda kalırız. Yani laf ağızdan bir kere çıkar ,kurşun namludan çıktığı gibi bunu asla unutmamalıyız.
Bundan on yıl sonra yaptıklarından değil yapmadıklarından pişman olacağız. Bu yüzden kendini güvende hissettiğin o güvenli çemberinden dışarı çıkabilmeye cesaret etmeliyiz. Cesaretin yelkenine rüzgar olsun,önemli olan da bu değil mi . Bazen çocuk olmayı unutmayalım.
Çünkü çocuklar asla yalan söylemezler ,içinden geleni yap kalbinin sesini dinle her şey yanılsa da Kalp asla yanılmaz.
Şunu unutmamak gerekir bedelini ödemediğin hiçbir şey bizim olmuyor. Bu yüzden haktan bahsederken, hak yiyen iki yüzlü insanlardan olmamalıyız.
Allah C.C ne diyor ' Her şeyle gel kul hakkı ile gelme'
Gelecek nesil için kendimizi cebimizi düşünmekten artık vaz geçmeliyiz , çünkü her şey gelecekte ve zaman muntazam bir hızla akıp gitmekte.
Önemli olan toplumsal sorunların özüne inmek yukarıdan bakmakla veya kulaktan dolma bilgilerle sorunlar çözülmez ve siyasetçi ancak dalkavukların oyuncağı olur; sorunlar bir türlü çözülmez.
Bugün çevremizde ki tüm çıkar guruplarının sadece menfaatleri doğrultusunda bizi hatırladıklarını unutma. Ne garip değil mi çevrenizde onca tanıdık var ve halini hatırını soran sadece bir kaç kişi dışında diğerleri ise sadece işi için soruyor Nasılsın ? sorusunun ardından menfaati gelmiyor mu...
En önemlisi daha önce dediğim gibi, birbirimize karşı sevgi ve saygımızı kaybetmemeliyiz siz menfaatiniz olmasa da sorun halini hatırını sevdiklerinizin. İyilik etmekle bir şey kayıp etmeyiz . Hepimiz aynı nefesten var olduk ,aynı köyün yolcuyuz sur-etlerimizin hiç bir önemi yok aldığımız ve verdiğimiz nefesin sayısı belli değil mi...
Hayat öylece akıp geçiyor işte...