BKP toplumsal varoluş güçleri

Mevcut yapının, daha iyi noktalara taşınmasının hedef olması şart. Nasıl oldu, neden oldu? Bu saatten sonra tartışmak çok da kazançlı değil.
Mevcut yapının, daha iyi noktalara taşınmasının hedef olması şart.
Nasıl oldu, neden oldu?
Bu saatten sonra tartışmak çok da kazançlı değil.
Her daim altını çizerek söylediğimizi bir kez daha tekrarlayalım;
Kuzey Kıbrıs’ta devam eden bir hayat vardır.
Bu hayatın getirdiği bir organizasyon ve düzen mevcuttur.
Kötünün daha iyisini yaratmak, modeller seçmek ve uygulamak her anlamda her kesimin karlı çıkması anlamındadır.
Mevcut yapıdan ve yaşattıklarından kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlar olarak çok da memnun değiliz.
Sebepleri elbette çok ve çeşitlidir.
Kıbrıs Türk siyaseti bugüne kadar hiç olmadığı kadar tıkanmıştır.
Toplum bir arayış ve bir alternatif bulma çabasında, mevcut sistem ise buna fırsat vermemek için direniyor.
Toplumsal kavgalar, mücadeleler unutuldu sadece siyasi kazancın kavgası veriliyor.
Mevcut kesimler ve siyaset kurumu da kendini kaptırmış gidiyor.
Küçük bir ülke ve toplumuz.
Her sesin her düşüncenin değeri ve yeri var.
Kim olursa olsun, kaç kişi olursa olsun, mücadelesini sürdüren, inandığı yolda yürüyen, farkındalık yaratan, tüm düşünceler mutlaka temsil edilmesi gereken her yerde temsil edilmelidir.
Ülke yeniden bir siyasi seçim noktasına geldi.
Gelinen noktanın durumu ortada.
Ekonomiden, sosyal hayata, günlük yaşam kalitesinden, güvenliğe ve güven duygusuna yapılabilecek en büyük kötülükler yapıldı.
Bir enkaz edebiyatıyla dört yıl geçti.
“Bizden önce yapılan tüm hukuksuzlukların hesabı sorulacak” şeklindeki iddialı çıkışlar her seçim öncesi de söylendiği gibi her seçim sonrasında da yine unutuldu.
Esas mesele şu;
Seçimler ve siyasilerle siyasi partiler elbette vazgeçilmezlerimiz.
Siyasi partilere demokrasi bekçiliği yaptıkları için elbette sahip çıkmalıyız.
Bugün bu ülkede demokrasiye sahip çıkılıyor mu, yoksa bizzat siyasi partiler demokrasiyi engelliyor mu?
Bu sorunun cevabı pek de olumlu değil.
Kıbrıs Türk toplumu seçmen olarak yükleneceği yükümlülüğü yerine getirirken geleneksellikten, kapalı ve alışıla gelmiş kalıplardan kurtulmalı.
Tüm siyasi renklere cesaret vermeli.
Siyaset değişmiyorsa, o siyaseti değiştirmeli.
Tüm bu düşüncelerimi Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Sekreteri Sayın İzzet İzcan’la da konuştum.
ADA TV de sevgili Okan Veli Şafaklı’nın hazırladığı “Eko Politik Bakış” programının konuğuydu Sayın İzcan.
Siyasi üretimini zaman ve yere göre değiştirse de düşünceleri her zaman ki gibi açıktı.
“Mevcut iktidarın amacı iş yapmak olsaydı gerekli Meclis çoğunluğu vardı. Daha önlerinde seçimlere bir yıl gibi bir zaman da vardı. Meclisteki muhalefet de samimi değil. Hükümetin düşürülmesi için anlaşıldı. Uymayanlar oldu anlaşmaya. Tarafsız veya dışarıdan bir hükümet kurulabilirdi. İrsen Küçük hükümeti ve etrafındaki acımasız, bencil kadro götürülebilirdi. Yok, olmadı illaki mevcut hükümeti seçimin son gününe kadar görev başında tutacaklar. Benim anladığım o.
Tabi ki o da arsa verecek, vatandaşlık verecek. Peki, biz bunlara mı destek vereceğiz? Hayır, vermeyeceğiz artık desteğimiz yok. Ülkede kemikleşen ve kirlenen bir siyasi yapı var. Ve ne yazık ki toplumun bir kısmı da bu kirliliğe ayak uydurmuştur. Bunu da söyleyelim çünkü bu siyasileri yaratan da toplumdur. Bizim görevimiz bugünkü Meclis temsilcilerinin ayni olduğunu göstermek. Biz fark koyuyoruz ortaya toplumda bunu göremiyorsa artık benim yapacağım bir şey yok.
Biz kimsenin çocuğunu işe almayacağız. Ülkenin çocuklarına iş imkânları yaratacağız. Çocuklarımızı işe alacağız. Biz kimsenin taşeronu olmayacağız bizim en önemli farkımız budur.
Toplumun en önemli sorunu kimliğini kaybetmesidir. Siyasetçi olarak bizlerin en önemli görevi ve nedeni toplumun önünü açmaktır. Elbette bunu kimse tek başına yapamaz. Kıbrıs Türk siyasetinde bir önemli sorun da bu çok parçalı yapıdır. Bu yapı içinde de birbiriyle kavgalı siyasi güçler ve liderler. Belli bir süreden buyanadır biz de “Toplumsal Güçleri” toparlamak için bir çalışma yapıyoruz.
Ortak bir nokta da buluşmak iç siyaset ve Kıbrıs konsun da hazırlıklı olmak gerek. Çünkü bu günlerin yaşanacağını daha önceden görüyorduk. Çalışmalarımızı yaptık. Manifestomuzu açıkladık. Siyasi parti ve sendikalarla bireylere tüm sivil toplum örgütlerine açık bir vizyonumuz var. Bu vizyon Meclis’teki siyasi partilerden farklı ve gerçekçi bir yapıdır. TDP ile görüştük ama ne yazık ki işbirliği yapmama kararı aldılar. YKP’ye gittik. Onlar da sıcak bakmadılar.”
BKP, Baraka Kültür Merkezi ve Devrimci Komünist Birlik “BKP Toplumsal Varoluş Güçleri” adlı bir çatı altında yeni bir oluşum için yola çıktılar.
En önemli argümanları toplumun alternatif arayışı ve mevcut siyasi partilere olan güvensizlikle beraber tepki durumu.
En başından da söylediğim gibi her görüş ve düşünceye demokrasinin temeli olan katılımcılık ve çoğunluk unsurlarıyla sahip çıkmak gerek.
Gerisi toplumun takdirine kalmış.
Bu haber 595 defa okunmuştur

:

:

:

: