Zaten hükümet var mıydı?

Hükümet düştü ya da düşürüldü. Zaten hükümet var mıydı? Bunu görmezlikten gelemeyiz.
Hükümet düştü ya da düşürüldü.
Zaten hükümet var mıydı?
Bunu görmezlikten gelemeyiz.
Hükümette olmak sadece partililerine hizmet vermek, kişisel çıkar ve siyasi menfaat sağlamaksa evet hükümet bu anlamda vardı.
2009 seçimlerinden sonra özellikle CTP’ ye oluşan tepki sandığa yansımış ve UBP tek başına iktidar olmuştu.
Daha sonra 2010 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi yaşandı.
Cumhurbaşkanlığı makamı, iktidardaki hükümet ayni partinin yani Ulusal Birlik Partisinin erk sahibi olduğu ülkenin en önemli kurumlarıydı.
Ülkenin kaderi tek başına Ulusal Birlik Partisinin ellerindeydi.
Kimin neden kavga ettiği hiç umurumda değil.
Ama tek bildiğim kendiniz ettiniz kendiniz buldunuz.
Olmadı, biri diğerinden daha üstün olacaktı.
Gelelim en başa, hükümet var mıydı bu ülkede?
Sayın Başbakan 28 Temmuz da yapılacak seçime kadar hükümette kalmak istiyor.
Neden?
Zaten Meclis’te çoğunluğunu yitirmiş, aylardır toplanamayan, üretemeyen, icraattan uzak bir anlamda düşmüş bir iktidar tablosu vardı.
Ve bir ilkti kendi vekilleri tarafından bir hükümetin düşürülmesi.
Sayın Başbakan’ın istifasını Sayın Cumhurbaşkanı’na bugün vermesi bekleniyor.
Anayasa gereği hükümet kurma görevinin çoğunluğu olan partiye yani yine UBP’ ye verilmesi gerek.
Peki, güvensizlik verilip düşürülmüş bir siyasi partiye yeniden hükümet kurma imkânı sunup güven alma noktasına gelmesini beklemek ne kadar mantıklı.
Demokrasi kelimesi son günlerde en çok kullanılan kelime.
Parlamentoda halkın iradesinin yansıtılmadığı sitemleri var.
Peki, dünden önce halkın iradesi Meclis çatısın altında mıydı?
Tek kelimeyle hayır.
Zaten itiraz noktamızda bu.
Demokrasi herkesin çıkarına göre değişmez.
Bundan sonra neler yaşanacak, Cumhurbaşkanı’nın tavrı yeni bir tartışma yaratır mı? Muhalefet partileri şuan çoğunlukta, bu yeni bir konsensüse uzanır mı? Yeni hükümet kurulacak mı? İki ay gibi bir süre de ülke adına bir şeyleri değiştirebilir mi?
Yoksa tek dert siyasi zıtlaşma mı?
Daha önce de yazdım muhalefetin alternatifi yoksa bu adımın gereği de yoktu.
Ülke siyaseti tam anlamıyla tarihin en kötü dönemini yaşıyor.
Bu noktada sessiz bir çoğunluk var ki sandığı bekliyor.
Yine iddia ediyorum bu gereksiz ve tamamen kişisel çıkar kavgası 28 Temmuz seçiminin en düşük katılımla gerçekleşecek seçimimiz olacak.
Ve bu durum şimdilerde dilerden düşürülmeyen demokrasimize yapılan gerçek bir darbedir.
Düne kadar hükümet edenler bu noktaya gelirken sadece parti ve kurumlar arası kavgayı sebep olarak görmesinler.
Ülke için ülke insanı için yapılan tek bir icraat söylenebilir mi?
Esas sorun budur.
Ülke de çoğunluk, her anlamda içinde bulunduğu durumdan memnun olsa hükümeti hiçbir darbe yıkamazdı.
Kaldı ki hükümet seçim için her türlü oyununu oynadı.
Arsa verdi, binlerce vatandaşlık verdi, borç içindeki partililerinin borcunu devletin ve de vatandaşının sırtına yükledi.
Bunlar dururken ve normal olarak karşılanıp devam edilirken siyasi imaj kaybı mıdır tek sorun olan.
Öyle bir süreç yaşıyoruz ki siyasi arenada bulunan herkes adımlarına, söylediklerine dikkat etmeli.
Ana muhalefet son günlerde hızlandırılan ve seçime yönelik olarak yapılan her türlü icraatın takipçisi ve hesap sorucusu olacağız diyor.
Sokaktaki insan ne diyor biliyor musunuz?
“Çok duyduk biz bunları”.
Hükümet düştü veya düşürüldü.
Önemli olan siyasi rakiplerin verdiği güvensizlik değil, önemli olan siyasetin ve demokrasinin gerçek yargılayıcısı toplumun 28 Temmuz da güvensizlik verip vermeyeceğidir.


Bu haber 574 defa okunmuştur

:

:

:

: