“Demokrasi başıboş bırakıldığında…”

Amerika her anlamda dünyanın lideri.
Amerika her anlamda dünyanın lideri.
Toplumunu oluşturan insanlara tanıdığı haklar yanında başka toplumlara karşı sergilediği daha farklı “HAKLAR” bağlamında da dünyanın en çok eleştirilin ve tepki duyulan ülkesi.
Amerika’daki demokrasinin incelendiği bir kitap yazılmış.
Kitap 1832 yılında kaleme alınmış.
Yazar Alexis De Tocqueville yazmış kitabı.
“Demokrasi başıboş bırakıldığında öksüz bir çocuk gibi büyür. Bu yüzden ilk zamanlar demokrasinin geldiğini kimse farkına varmaz.”
Bu cümleler Tocgueville’nin demokrasiye ait düşüncelerinden sadece bir kısmı.
Amerika olalım demiyorum elbette.
Bu istemediğimden değil, bunun imkânsızlığından kaynaklanmakta.
Demokrasisinin başıboş bırakılmasına geleceğim fakat önce Amerikan demokrasisiyle ilgili birkaç kelime paylaşalım;
Amerika nüfusunun beşte biri okuma yazma bilmiyor.
Bu kesim ağırlıklı olarak orta direk tabakasını oluşturuyor.
Yaş olarak da altmışlı yaşların ortalarındalar.
Devletten ekonominin küçülmesi, vergi indirimi, sosyal güvenlik sistemlerinin ekonomik akla uygun olmasını istiyorlar.
Ayrıca bu yaşlı diyebileceğimiz kesim bireysel hakların serbestliğini savunuyor.
Yani kürtajın serbestliği, dini serbestlik, feminizmden eşcinselliğe kadar her konuyu kişisel haklar kavramında talep etmekteler.
Bu insanlar yaşamı ve kişisel hakları “yaşamın tadını çıkarmaya meraklıyız” diyerek savunuyorlar.
Yani haklar ve istekler demokratik, bireysel özgürlükler anlamında.
Amerika da bütçe her yılı ekim ayında yürürlüğe giriyor.
Bir sonraki yıl içinse hemen çalışılmaya başlanıyor.
Bütçe hazırlıkları geniş bir zaman dilimi içerisinde ve şeffaf olarak kamuoyunda tartışılıyor.
Amerikan bilim adamları ülkeleri ve dünya için “ordulara gerek kalmamalı” diyor.
Dünyanın en iyi ordusuna sahip olan Amerika ayni zamanda orduya gerek olmaması gerektiğini savunan bilim adamlarına da sahip.
Bu durum ise Amerika’nın esas zenginliği olarak gösteriliyor.
Tamamen bağımsız, bilgi ve çağdaş düşüncelerle her kim olursa olsun fikrini söyleyip, özgürce tartışabiliyor.
Böyle bir platformda elbette verimlilik üst düzey de olur.
Tabular, katı sınırlar, korkular, belli bir politikaya her daim ve her zaman körü körüne bağlanmak yok.
Bir kez daha altını çizeyim.
Amerika olamayız elbette.
Amerika için çok açık ve şeffaf ya da mükemmel, insanları arasında ayırım yapmayan bir ülke diye iddiam da yok.
Ama bazı konuları gerçekleştirmek çok da zor olmamalı.
Açık toplum ne demektir?
Halkın vergisinin nerelere harcandığını bilmesi, alınan kararlardan haberdar olması, kararlara bizzat katkı koyması.
Halk parasını verdiği her kararı her noktada sorgulayabilmeli.
Hesap sormalı, talep etmeli.
Demokrasi sadece sandık aracılığıyla ilişki kurulan bir anlayış değildir.
En basiti;
Bu ülkede toplum, hükümetlerin, kurumların bütçesinden açık ve şeffaf olarak bilgi sahibi midir?
Ya da bunu talep eden toplum bilinci hangi noktadadır?
Bu düşünceleri seslendirmeme sebep olan son günlerin moda söylemi “ŞEFFAFLIK” oldu.
Amerika elbette sadece bir örnek.
Üstelik çok ütopik bir örnek.
İnsanların nelerle yaşadığını ve düzenlerini anlatmaya çalıştım sadece.
Bunun yanı sıra Türkiye ve bulunduğumuz coğrafyanın diğer aktörleri adeta kaynıyor.
Bizim gündemlerimiz ise farklı ve değişken.
En önemli gündem maddemiz;
KKTC’de yeni hükümet kurulması için çalışmalar devam ediyor.
Kısa bir süreliğine de olsa yeni Başbakanımız bir bayan.
Sayın Sibel Siber.
Keşke seçilmiş bir kadın Başbakanımızın göreve geldiği günleri de görsek.
Başbakan belli, kabine belli değil.
Ya da kabine henüz açıklanmadı diyelim.
Seçime az bir süre var.
Artık günlerle ifade edilen bir süreç geriye doğru gidiyor.
Yeni hükümet üyeleri yarın veya Cuma günü belli olur diye bir açıklama yapıldı üç parti başkanı tarafından.
Hükümet kurulacak, bunun pazarlıkları, anlaşmaları, tartışmaları yapılacak veya yapıldı.
Daha sonra ise seçim için çalışmaya başlayacaklar.
Ayni zamanda hükümet işleri de yürütülecek.
CTP, DP-UG ve TDP’nin bir tarafı da hükümetin içinde olacak.
Bana göre harcadıkları mesai gereksiz, ağır ve zaman alıcı.
Şuana kadar hiçbir siyasi partiden bir önceki hükümetin icraat anlamında eksikleri nedir ve kendileri bu eksiklikleri gidermek için ne gibi projeler ürettiler bunlarla ilgili somut unsurlar ortaya koyduklarını göremedik.
Sürekli dile getirdikleri “ŞEFFAFLIK” gerçek anlamda hayat bulacak mı?
Erken seçim çok erken oldu diye de bir yaklaşım var.
Peki, sizler çok uzun zamandır erken seçimden söz ediyor ve en hazır biziz propagandası yapıyordunuz.
Bu arada ne gibi hazırlıklar yaptınız?
En başta şunun altını çizmek lazım;
28 Temmuz seçimi için ortam umutsuz fakat beklenti çok büyük.
Ve demokrasinin başıboş bırakılması meselesi;
Son dönemlerde sadece kuzey Kıbrıs’ta değil yaşadığımız coğrafyada bu konu en önemli sorun noktasında.
Demokrasiye sahip çıkmak, korumak, katılmak, ortak olmak ve de şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin talepçisi olmak insanca yaşamanın ilk adımıdır.
Bu adımdan bir milim geriye gidersek kaybedeceklerimiz hesaplanamaz bile.
Bu noktada söylenebilecek tek şey;
Demokrasine, irade ve sandığına sahip çık.
Bu haber 616 defa okunmuştur
  • 'Imkansiz' ince  NY - 12.06.2013 Insan hayatinda sadece bir sey imkansizdir. Oda 'imkansiz' kelimesini kendisidir. Bunun disinda hersey yeterince calisildigi muhletce mumkundur. Gerisi tembellik etmek icin ozurdur.

:

:

:

: