Bu ay üniversite sınavları var. Öğrencilerin geleceğini şekillendirecek zor bir süreç. Bende öğrenci okurlarıma yardımcı olmak istiyorum. Sizlere birkaç test sorusu hazırladım. Bu sorulara doğru cevaplar verirseniz, hayal ettiğiniz okulu kazanabilirsiniz.
Soru_1) Tercümanın biri herhangi bir yazılı metni Türkçeden İngilizceye, İngilizceden Rusçaya, Rusçadan İtalyancaya ve oradan tekrar Türkçeye çevirebilmektedir. Tercüman ayrıca motorlu bir taşıt ile aynı anda, aynı şehirden, aynı hızla hareket ettiği halde İstanbul’a daha çabuk varmaktadır. Size bahsettiğim tercüman oğlum Ali’dir. Allahın emri peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz.
Yukarıdaki metinde anlatılmak istenen duygu aşağıdakilerden hangisi olsa diğerlerine ayıp olur?
a) Yukarıdaki metnin duygusundan bana ne arkadaş!
b) Aşağıdakiler ve yukarıdakiler ayrımına karşıyım. Lütfen bizi ötekileştirmeyin.
c) Tercüman Ali beye verecek kızım yok benim!
d) Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz.
e) Kızı vermezlerse kaçırırım baba!!!
f) “a” şıkkına katılıyorum.
g) “g” diye şık mı olur bu ne rezillik.
h) Hehehehehehehe
Soru_2) Üçten fazla kenarı olan üçgenlerden birinin durumu içler acısıdır. Aritmetik ortamda kendisi ile dalga geçen diğer geometrik şekiller açıkça nefret suçu işlemektedirler. Fakat böyle bir yasa olmadığı için üçgen başına gelenlere çaresiz katlanmak zorunda kalır. Elinizi vicdanınıza koyup cevap verin lütfen. Bu üçgene yazık değil mi?
a) Bu kendini üçgen zanneden dikdörtgeni sabah akşam dövseler bile azdır.
b) Şiddete şiddetle karşıyım. Dövmeyelim ama sert bir dille uyaralım.
c) Benim dilim serttir. İsterseniz ben uyarabilirim.
d) Eğitim şart.
e) Nefret suçları yasa tasarısını destekleyenleri seviyorum.
f) Bende seni seviyorum canım.
Soru_3) Efe adlı genç Berrak adlı kıza aşık olmuştur. Fakat bu kız aşağı mahallenin yakışıklısı Yakup ile sevgilidir. Ayrıca Yakup Berrak’ın yakın arkadaşı Cemre ile de gizli gizli buluşmaktadır. Cemre ise Efe’nin kız kardeşidir. Efe ile Cemre’nin yaşlarının toplamı otuzdur. Yakup ise part time çalıştığı işinden haftada yüz lira kazanmaktadır. Ha aklıma gelmişken birde Mehmet diye bir çocuk var ve konuyla hiçbir alakası yok. Ama çok efendi biri. Sigarası yok, içkisi yok, temiz yüzlü, kültürlü bir çocuk.
Okumuş olduğunuz metnin önermesi aşağıdakilerden hangisi olmasa daha iyi.
a) Aşk ile işi birbirine karıştıranları kınamalıyız.
b) Part time çalışanlar hak ettikleri ücreti alamamaktadırlar.
c) Mehmet kim lan!!!
d) Cemre’nin facebook hesabı var mı?
e) Sigara ve içki içmeyenler kültürlü olurlar.
f) Mehmet benim.
c) Memnun oldum Mehmet bey ben de Nuray nasılsınız?
a) Kendi aranızda konuşmayın.
Çocuklara yardımcı olmanın verdiği gurur ile şimdi anne ve babalara yardımcı olmak istiyorum. Sevgili anne ve babalar; çocuğunuz üniversite sınavında başarısız olursa dediklerimi mutlaka yapmalısınız… İlk yapılacak iş erkek çocuklarını falakaya yatırmak, kız çocuklarının ise saçlarını kazıtmak olmalıdır. Ya da ikisini de bir işe verin çalışsınlar. Sizin dershanelere harcadığınız parayı taksitle geri ödesinler. Sürekli onlara ne kadar salak olduklarını hatırlatın. Her yemekte; bak gördün mü komşunun çocuğu hukuk kazandı diyerek kışkırtın. Çocuğum sen kime çektin bilmem ki! Diyerek aşağılayın, arada tokat atmayı unutmayın. Arkadaşlarıyla gezmelerini yasaklayın, cep telefonu ve bilgisayarını ellerinden alın. Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, sana verdiğim emeklere yazıklar olsun demeyi unutmayın. Kızınız çalışmaya yanaşmıyorsa hemen evlendirin ki evden bir boğaz eksilsin, evinizde bedava yaşamasın. Bulaşıkları makinesine değil kızınıza yıkatın, çamaşırları da öyle yapın. Hatta apartmanı silip, mahallenin çöplerini toplasın. Oğlunuza kemerle vurmayı da ihmal etmeyin. Unutmayın kadın erkek eşittir. Kızınızı ve oğlunuzu eşit şiddette dövmelisiniz. Rezil ettin bizi, senin zaten kazanamayacağın belliydi gibi içinizde kalan cümleleri de patlatın yüzlerine. Yaz tatilini unutsunlar ve tam günde yarım ekmekten fazla yemesinler. Kızınızı başlık parası karşılığı evlendirebiliyorsanız aileniz için iyi bir yatırım olabilir. Oğlunuzun fiziği sağlamsa onu da köle tacirlerine satabilirsiniz. Ya da duş yaptıkları bir sırada küvete saç kurutma makinesini bırakın olsun bitsin.
Ya çocuklarınız sınavda başarılı olursa ne yapacaksınız?! Hemen anlatayım. Aslan oğlum Prenses kızım, kazanmasanız da biz anne ve babanız olarak her zaman sizinle gurur duyacaktık. Zaten kazanacağınızdan hiç şüphemiz yoktu. Dileyin bizden ne dilerseniz, yeni telefon, bilgisayar, tatil ne isterseniz. Doktor olunca ilk beni tedavi edersin oğlum, şirketlerimin avukatı kızım olacak.
Tabi ki gülmek için yazıldı bu satırlar. Ancak unutmayalım ki; ister kazansın ister kaybetsin. Bu çocuklar bizim geleceğimiz. Ülkemizde sınav sonrası intihar eden öğrencileri okuyoruz gazetelerden. Dayak yiyenleri, psikolojik olarak ezilenleri duyuyoruz. Çocukların hiçbir suçu yok!!! Bu yanlış eğitim sistemi neticesinde sonuçların iyi ve kötü olarak ayrılması gayet doğal. Azınlığın kazanıp çoğunluğun kaybettiği bir eğitim sistemi zaten yanlışların en büyüğüdür. İnsanlık olarak çocuklarımızı hayata hazırlamak konusunda kesinlikle sınıfta kaldık. Hepimiz suçluyuz… Yaşadıkları dünya ile hiçbir bütünlük taşımayan, “ben kimim” sorusuna cevap bulamayan hatta bu soruyu bile sormayan nesiller yetiştirdiğimiz için suçluyuz. Çocukların geri plana itildiği bir eğitim sistemi olmasın diyemiyoruz. Bunun sonucunda anne baba olarak ne yaparsanız yapın mutlu ve tatmin olmayan çocuklar yetişiyor. Depresyon, kişisel kaygılar, kişilik bozukluğu gibi psikolojik sorunlar yaşayanların sayısı her geçen gün çoğalıyor. Kısacası ellerimizle kurduğumuz bu sistem aslında çocukları maddi ve manevi yönden başarısız olmaları için hazırlıyor. Bizler çocukların omuzlarına büyük bir yük eklerken kendi omuzlarımızdaki sorumluluklardan habersiz yaşıyoruz.
Sınavdan önce ya da sonra hayatlarının herhangi bir evresinde; onların birer insan olduğunu sakın unutmayın. Bunu başarırsanız kendi insanlığınızı da hatırlamış olursunuz. Çocuklar; anne ve babaların aynalarıdır.