Babam: Gözel Halim!

Babalar günü dolaysıyla babam için daha önceden yazmış olduğum yazımı tekrarlıyorum.


Babalar günü dolaysıyla babam için daha önceden yazmış olduğum yazımı tekrarlıyorum.

“Babam her zaman enteresan bir şekilde herkesle
“toprak kardeşliği” kurmuştur.
Yoldaki işçiye,
oteldeki garsona,
hastanedeki hemşireye.
Muhakkak herkese seslenir. Tanışır.
Eve gelen elektrikçi ile,
yolda onu durduran polisle,
fatura öderken memurla,
komşularla, marketteki kasiyerle hemen arkadaşlık kurar.

Bu yakınlaşmaların temelinde “toprak” vardır.
Nerelisin ile başlayan konuşmada babam
Türkiye’nin doğusundan gelen herkesle
kendini yakın görür.
Kıbrıslı Türk erkeklerin adaya girmesinin yasaklı olduğu dönemlerde babam bir süre Diyarbakır’da çalışmış. O yüzden doğulularla hemen bir hemşerilik kurar.
Diyarbakır’ı anlatır.
İstanbul ve Ankara’da da yaşamak zorunda kalmış.
Bu yüzden hem İç Anadolulularla hem de batılılarla da aynı bağı hemencecik kurar.
Dünyanın herhangi bir yerinden göçmen olanlara, “ah ah ben bilirim bunun ne demek olduğunu, ben de göçmenim”, Der.
Toprak değiştirmenin dertlerinden söz eder yakınlık gösterir.

Babamın tanıdığı ve hatta neredeyse gördüğü herkese hemen ısınması ve
yardıma hazır olmasının sebebini toprakla olan yakın ilişkisine bağlıyorum.
Babamın çocukluğu toprakla içici geçmiş.
Ekmiş, biçmiş, sürmüş…
Toprağın anlamını ve değerini öğrenmiş.
Daha da önemlisi,
Bir birimize benzemesek te hepimizin aynı toprağa bastığını aynı topraktan beslendiğini çocukluğunda keşfetmiş.
Belli ki çocukluktaki tecrübeleri onu Kıbrıs toprağına derinden bağlamış.
Kökü toprağın en derin katmanlarına kadar uzanmış.
Leymosun’da başlayan Limasol Türk Kooperatif Bankasını güçlendirmek için yürüttüğü çalışmalara hep ama hep devam etmiş.
Adadan kaçmayı düşünenlerin sayısının arttığı bir dönemde o kendini iyice adaya bağlamış.
Kökünü biraz daha derinleştirmiş.
Bankayı büyütmüş, güçlendirmiş.
Lefkoşa’nın ortasında “büyük” merkez binasını inşa ettirmiş.

Toprağından hiç vaz geçmemiş.
Girne muhalefet milletvekili iken.
Her köye gitmeye başlamış. Yolu olmayan köylere ulaşmış.
Göçmenlere yardım etmek ve
köylere su, elektrik götürmek için çalışmış.
Hisarköy’e yol yapılması için çalışmış. Elektrik götürülmesini sağlamış.
Karaağaç’tan Esentepe’ye yol yapımını sağlamış.
300 çocuğun sünnet olması için çalışmış.
Her zaman yemek dağıtmış.
1 çanta portakal. 5 elma veya 1 kavanoz ceviz macunu karşılığı
Ciddi davalar üstlenmiş. Onlar için canla başla çalışmış.

Babamın çocukluğum boyunca bana sürekli söylediği tek bir cümle vardı
O da “ yardım et, İpek” , ihtiyacı olana, gönlü kırılana, başı eğilene, cebi boşalana hep yardım et”, derdi.
Sevgili babacığımın derinlere inen o güçlü kökünün
zaman içinde her tarafa yayılan herkese uzanabilecek gizli ama güçlü kökler oluşturduğunu izledim.

Ancak sevgili Babacığım biz başka bir nesiliz. Toprakla uğraşmadık.
Bizim köklerimiz değil ağlarımız/web’lerimiz var.
Biz eposta, facebook, telefonla kurduk ilişkilerimizi.
Senin kök hücrelerin farklı:
Sen GÖZ EL’sin: GÖZ’ lerinle insanları görüp, EL’verensin.
İyi ki varsın . Seninle “toprak kardeşliğini” hatırlıyor. İyileşiyoruz… “
Sevgili babacığım ve tüm babalar, babalar gününüz kutlu olsun. İyi günler…
Bu haber 1173 defa okunmuştur
  • seyfullah Pirinç   - 30.06.2013 neğüzel demiş yaw gözlerim yaşardı aferim evladım
  •    - 26.06.2013 ne gözel..
  • Bu yaziyi daha ince  NY - 16.06.2013 dun okumustum ben. Ama yeniden yayinladiginiza gore, galiba tam bir yil olmus demektir bu. Babalar gununuz kutlu olsun. :)

:

:

:

: