Cevap soruda

Bir eğitim öğretim yılı daha geride kaldı. Çocuklarımız, gençlerimiz ya bir üst sınıfa geçtiler, ya okullarını bitirip yeni bir okula başlamak için imtihan dönemindeler, ya da artık diploma almış, çalışma hayatına adım atma heyecan ve telaşındalar. Hangi durumda olurlarsa olsunlar hepsine hayatta başarılar diliyorum.


Bir eğitim öğretim yılı daha geride kaldı. Çocuklarımız, gençlerimiz ya bir üst sınıfa geçtiler, ya okullarını bitirip yeni bir okula başlamak için imtihan dönemindeler, ya da artık diploma almış, çalışma hayatına adım atma heyecan ve telaşındalar. Hangi durumda olurlarsa olsunlar hepsine hayatta başarılar diliyorum.
Okul yıllarımda şu hep dikkatimi çekmiştir. Karneye düşecek notlarımı aşağı yukarı bilmeme rağmen yılsonu geldiğinde bir heyecan basardı. Acaba nasıl bir karne gelecek, notlar beklediğim gibi mi çıkacak, zayıfım olacak mı… buna benzer meraklı bekleyişler karneyi elimize alıncaya kadar devam ederdi. Neticede karne öğrencinin amel defteridir. Yıl boyunca yapıp ettiklerinin semeresini görme anıdır karnelerin dağıtıldığı an. İyi bir karnesi olan sevinir, kırıkları olan biraz üzülür, pişman olur.
Dünya hayatı da tıpkı bir okul gibidir. Son nefesimiz verinceye kadar dersler de imtihan da devam eder. Vakit tamam olduğunda tıpkı sınav salonundan sessizce çıktığımız gibi dünyadan da öylece ayrılır gideriz. Öbür alemde, bu dünyada yaptıklarımızın karşılığı bizi bekliyor.
Dünyanın bir imtihan yeri olduğunu Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan ediyor: ”Hanginizin daha güzel kulluk yapacağını ölçmek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O aziz ve gafurdur. ”Bu ayet-i kerime, dünyada bulunuş gayemizi gayet açık bir şekilde ifade ediyor. Ben kimim burada işim ne nereye gidiyorum gibi soruların cevabı bu ayetin içindedir.
Dünyada karşımıza çıkan çeşitli problemlerin bir imtihan vesilesi olduğunu yine Kur’an-ı Kerimden öğreniyoruz. Hayat, inişli çıkışlı yollar gibi acı tatlı birçok hadiseyi beraberinde getirir. Her şey yoluna girdi derken bakarız ki, adeta bir kasırgaya yakalanmış gibi işlerimiz tersine dönüvermiştir. Ya sağlığımızda, ya servetimizde ya ailemizde meydana gelen sıkıntılar bütün neşemizi alıp götürür. İşte bu durumda Rabbimizin kelamı imdadımıza yetişiyor. Hiç bir yoruma ihtiyaç duymadan o kadar net bir ifadeyle karşımıza çıkıyor ki kim okusa rahatlıkla anlayacaktır. Rabbimiz buyuruyor ki:”Biz sizi bazen açlıkla, korkuyla, mallardan canlardan eksiltmelerle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele.” Demek ki karşımıza çıkan acı tatlı her şey bir imtihan vesilesidir. Sabredenler kazanacaktır.
Dünyayı nasıl değerlendirmemiz hususunda yolumuzu aydınlatan bir hadis-i Şerif vardır. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: “İnsanoğlu Kıyamet gününde şu beş şeyin hesabını vermeden yerinden ayrılamaz. Malını nereden kazandı, nereye harcadı, bedenini nerede yıprattı vaktini nerede tüketti, yaptığı bir işi ne maksatla yaptı. Bir başka ifade ile bildikleriyle nasıl amel etti.” Şimdi dünya denen bu imtihan sahasında, Peygamber Efendimizin bu hadis-i Şerifini göz önüne alarak kendi kendimizi muhasebe edebiliriz. Kazanırken, harcarken, yerken içerken eğlenirken… hayatımızın her anını kontrol edebiliriz. Biraz izah edecek olursak şunu diyebiliriz: Dinimizin hassasiyetle üzerinde durduğu bir konu olan kul hakkı meselesini ele alalım. Kazancımızı temin ederken hakkımız olmayan hiçbir şeye el uzatmamayı, bize emanet edilen işi gereği gibi yapmayı, ölçerken tartarken doğruluktan ayrılmamayı her türlü alış verişimizde dürüst olmayı kendimize şiar edindiğimizde birinci maddeyi geçtik demektir. Yani helal yoldan kazanmayı düstur edindik mi mesele tamamdır. Helal yoldan kazandığımızı harcarken de helal olan yere harcamamız gerekiyor. Rabbimizin haram kıldığı bir şeyi almamayı, paramızı haram olan bir işe harcamamayı prensip haline getirdiğimizde ikinci madde de tamamdır. Üçüncüsü bedenimizle alakalı idi… Yaptığımız bir işte Rabbimizin rızası var mı yok mu bunu dikkate aldığımızda bu iş te tamamdır. Dördüncü madde de biraz üçüncü maddeye bağlı. Vaktimizi nerede geçiriyoruz? Sorusunun cevabını aramamız gerekiyor. Bunda da asıl olan yine yaptığımız bir iş, söylediğimiz bir söz, eğlencemiz, oyalanmamız ne üzerine, vakit sermayesini nasıl tüketiyoruz bu işin sonunda Rabbimizi gücendirecek bir durumda mıyız yoksa O’nun istediği gibi mi hareket ediyoruz. Beşinci olarak bildiklerimizi hayata uyguluyor muyuz.?
Peygamber efendimizin ahiretle ilgili olan bu hadis-i şeriflerini iyi tahlil edebilirsek, hem dünyamızı hem de ahiretimizi selamete çıkarabiliriz. Bazen sorulur ahirette neler sorulacak diye. İşte özeti bu dünyayı Rabbimizin istediği,
Peygamberimizin öğrettiği gibi yaşarsak sıkıntı yoktur. Hem dünyamız hem de ahiretimiz mutlu olacaktır. ”Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz. ”buyuruluyor.
Her öğrenci, dönemin sonunda güzel bir karneyle eve dönmek ister. Dünya denen imtihan aleminden ahirete imtihanı kazanmış olarak gitmeyi kim istemez. Rabbim cümlemize hayırlı bir ömür mutlu bir son nasip eylesin. Her canlı için mutlak son olan ölümü ve ötesini anlatan figan şiiriyle bitirelim. Günleriniz huzur ve mutluluk dolsun. Figan

Güvenip de tuttuğumuz dalımız
Kırılınca gör bendeki figanı
Minareden hazin hazin salamız
Verilince gör bendeki figanı

Ecel gelmiş karşı konmaz kastına
Faydası dokunmaz dostun dostuna
Gül bedenler teneşirin üstüne
Serilince gör bendeki figanı

Ebedi aleme döner yönümüz
Silinir kalplerden gider ünümüz
Kara topraklara cansız tenimiz
Karalınca gör bendeki figanı

Her canlı buraya gelir sonunda
Azığı olanlar bulur yanında
Tüm gelip gidenler mahşer gününde
Dirilince gör bendeki figanı

Kimsenin kimseye geçmezmiş nazı
Okunur adına yazılan yazı
Amelleri hassas tartan terazi
Kurulunca gör bendeki figanı

Hak’dan gayrı kim acır ki halime
Bir de mühür vurulursa dilime
'Oku'diye o defterim elime
Verilince gör bendeki figanı

Cennet bizi bekler uçun diyerek
Kevser bizi bekler için diyerek
Önümüzde sırat geçin diyerek
Gerilince gör bendeki figanı

Dönüp de bakamam yarene eşe
Anaya babaya dosta kardeşe
Cennet umudum ya, bir de ateşe
Girilince gör bendeki figanı

Garip Hakkı ne olacak halimiz
Destur var mı, konuşur mu dilimiz
Umut bağlarından gonca gülümüz
Derilince gör bendeki figanı
Bu haber 389 defa okunmuştur

:

:

:

: