Politikada bir hafta...

BİR hafta öncesiyle, bulunduğumuz günleri bir karşılaştıralım. Genelde, 7 gün içinde dünya genelinde büyük değişiklikler yaşanmaz. Elle tutulan inişler-çıkışlar pek olmaz.
BİR hafta öncesiyle, bulunduğumuz günleri bir karşılaştıralım.
Genelde, 7 gün içinde dünya genelinde büyük değişiklikler yaşanmaz. Elle tutulan inişler-çıkışlar pek olmaz.
Ancak... Olmaz olmaz demeyin.
Ne müthiş bir haftayı geride bıraktık.
Amerika’dan çıkan fırtına, okyanusları aşıp, Avrupa’ya geldi. Hızını alarak, yoluna devam etti.
Önce bir buçuk asırlık Lehman Brothers’ın iflası. Ki bu dünya devi, 1929 büyük ekonomik krizini bile atlatmıştı. Bu seferkine dayanamadı.
Sonra Meryln Lynch’in Amerikan Merkez Bankası tarafından alınması.
Ardından, İngiltere’nin ev kredisi veren dev bankalarından Halifax’ın, Lloyds TSB’ye devri.
Amerikan’ın bir başka devi AIG’in sarsıntısı. Morgan Stanley’in sallantısı.
Aklımız, aklınız iyice karıştı. Hiçbir şeyin sarsmayacağı kuvvet ve güçteki devler, birer birer yaprak gibi sallanmaya , kağıttan evler gibi yıkılmaya başladı..
Borsalar öyle bir baş aşağı indi ki, kimsenin kimseye yardım etmeye gücü yetmedi..Koca ekonomistler, “ Dünya ekonomik iflasın eşiğinde” diye beyanlar verdiler..
Haberlerdeki başlıklar, bir saat değil, yarım saat öncesini bile tutmadı, tutamadı. Her şey ışık hızına yetişir hızda oldu, bitti.
Hala da devam ediyor. Gerçi, bu satırlar yazılırken, dünya borsaları biraz toparlanıp, yükselişe geçmiş. Kaybettiklerini birkaç saatte yakalamıştı.
Yazıyı okuyana kadar ne olur, bilemeyiz. Hafta sonu neler getirir göreceğiz.
“Siyasette bir hafta çok uzun süredir” demiş, eski İngiltere Başbakanı Harold Wilson.
Evet, İngiliz siyasetinde bu geçtiğimiz hafta, ekonomik krizin gölgesinde kaldı belki.
Ancak öyle çalkantılı geçti ki. Tsunami gibi, dalgaların etkisi şimdi çıkmaya başladı.
Kıbrıslıların yakından tanıdığı, Gordon Brown Hükümetinin geçen sene bu zamanlar “Kıbrıs Özel elçisi” görevi verdiği Milletvekili Joan Ryan’ın da aralarında bulunduğu bir grup İşçi Partili milletvekili, Başbakana baş kaldırdı.
Adeta İşçi Partisinde “ İsyan” çıktı.
Başkaldıran, kaldırana.
Gazetelerde, TV’lerde, siyaset arenasında türlü türlü yorumlar, dedikodular aldı başını gidiyor.
Joan Ryan, Kıbrıslı Türklerin çok yakından tanıdığı, bize yakın bildiğimiz, düğünlerimizden kebap partisine, Türkiye’nin İşçi Partili Dostları Lobi Grubu toplantılarından Kıbrıs’la ilgili çalışmalara kadar, çok aşina bir sima.
Her zaman güler yüzü, cana yakınlılığı ile içimizden biri.
Enfield Milletvekili Joan Ryan’ın özel yaşantısında, Türk dostlarının sayısı azımsanmayacak kadar fazla.
Yaz aylarını Türkiye’de tatilde geçirmesiyle biliniyor.. Kıbrıs’ın iki bölgesine de çeşitli defalar gelip, giden bir İngiliz politikacı.
Kıbrıs Özel Elçisinin, Brown’a başkaldıranlar arasında yer alması ve bu nedenle Hükümet içindeki tüm görevlerinden el çektirilmesi, buradaki Türkleri hem üzdü. Hem şaşırttı.
Joan Ryan’ın da içinde bulunduğu, sayıları oldukça kalabalık milletvekillerine İngiliz basını isim bile buldu.
“Lancashire Mafyası”.
Bu milletvekillerinin hemen hemen hepsi, geçen yıl Gordon Brown’nın Parti Liderliği yardımcılığı görevinde, ufak-tefek, çıtı-pıtı, yine bizim çok yakından bildiğimiz Hazel Blears’i destekleyen milletvekilleri.
Hepsinin ortak yanı, Blears’i desteklemekte buluşuyor.
Bir anlamda, Brown’a karşı, Blair’ci gruptan kabul ediliyorlar.
Bu isyancı milletvekilleri ne mi yaptılar da görevlerinden el çektirildiler?
Hepsi, açık açık parti lideri Başbakan Brown’ı eleştirip, artık liderlik yarışının yapılmasını ve genel seçim öncesi, İşçi Partisine yeni bir seçim kazandıracak, güçlü, ülkeyi yönetecek bir lider seçilmesini açık açık telaffuz ettiler. Kulislerdeki fısıltıları, yüksek sese dönüştürdüler.
Evet, Joan Ryan da hafta başında yaptığı basın toplantısında, açıkça kendini bu tartışmaların ortasında bulduğunu itiraf etti.
Ve “ Brown, karşısında aday olsa daha iyi bir başbakan olurdu” deyiverdi.
Demokrasinin beşiği de olsa, bu tür aleni eleştiri, yorumlar demek hoş karşılanmadı ki, Joan Ryan başkalarıyla birlikte görevlerinden alınıverdi.
Şimdi tüm gözler, bu hafta başlayacak İşçi Partisi Kurultayında. Partililer, her yıl düzenlenen parti kongresinde bir araya gelip, içlerindekini boşaltacak. Eteklerindeki taşları dökecek.
Her geçen ay popülerliği giderek aşağılara inen Başbakan Brown ve en büyük rakibi Muhafazakâr Parti Lideri David Cameron’un ise yükselen İngiltere’de, en geç önümüzdeki sene sonuna kadar genel seçim yapılacak.
İşçi Partisi, ülkeyi derinden etkileyen küresel ekonomik krizin de etkisiyle, genel seçimlere kadar politikasını nasıl toparlar, ülkeyi nasıl düze sokar, bilinmez.
Ancak, önümüzdeki sayılı günlerin oldukça zor , çetin geçeceği apaçık ortada.
Partide, Gordon Brown’a karşı isyan başladı, başlamasına.
Ancak parti liderliği için bir aday henüz yok. Dışişleri Bakanı David Milliband’in adı bir kaç aydır söylenip duruyor. Eski Dışişleri Bakanı, şimdiki Adalet bakanı Jack Straw’un da Brown’a karşı olduğu söylentileri var. Var ama her iki bakan da Başbakana bağlılıklarını, bir anlamda “Dereyi geçerken, at değiştirmenin doğru olmadığını” söyleye dursun. Bu haftaki parti kongresi, merakla bekleniyor.
Evet ne bir hafta önceki İngiliz politikası, şimdiki gibi.
Ne de ekonomisi...
Suların durulması, fırtınanın geçmesi ve meydana gelen zararın önce tespiti. Sonra tamirine sıra gelecek. Bakalım, önümüzdeki bir hafta neler gösterecek?
Bu haber 155 defa okunmuştur

:

:

:

: