“Şike var ama sahaya yansımadı”

Baktığım yerden çok güzel görünüyor Girne. Akşamın ilk saatlerinde çevre yolu oldukça hareketli. İlk bakışta göze çarpan, sisler içinde koca bir şehir.
Baktığım yerden çok güzel görünüyor Girne.
Akşamın ilk saatlerinde çevre yolu oldukça hareketli.
İlk bakışta göze çarpan, sisler içinde koca bir şehir.
Binalarıyla, yollarıyla, yirmi dört saat ayakta olan bu şehrin denizle buluşması da bir başka güzel.
Uçsuz bucaksız ve adeta gökyüzüyle bütünleşen denizin muhteşem maviliği unutturuyor her şeyi.
Biraz olsun uzaklaşmak, bir gün için olsa da doyumsuz manzaraya kendini kaptırmak.
Hani geçenlerde söylemiştim ya “gündemden biraz olsun kaçmak ama nereye ve nasıl?” Diye.
İşte karar verdim denemeye.
Bu istek için ortam anlamında her türlü imkân mevcut.
Bilgisayarımın başındayım, saat gece yarısını geçmiş.
Bir daha baktım Girne’ye, ışıklar içinde ve gittikçe sessizleşiyor.
Güne dair yaşadıklarımı ve aklımın bir yerine not ettiklerimi düşündüm.
Sabah saatlerini Lefkoşa’da geçirdim.
Çarşıyı dolaştım, birkaç dükkân sahibi ve esnafla sohbet ettim.
“Çarşının bu sessizliği havaların sıcaklığından mı?” şeklinde bir soru sordum mesela.
Aldığım cevap “burası uzun zamandır bu şekilde” oldu.
“Artık vitrinleri düzenlemiyorum. Nasılsa boşuna. Gelip de bakan biri yok. Artık aksa da damlamıyor. Kullandığımız elektrik parasını bile çıkartmıyoruz. Sonumuz ne olur bilemem” şeklinde bir serzeniş önce.
Çarşı sessiz ve beklentisiz sebebi de iklimden değil.
En kötüsü yılmışlık, umudunu kesme durumu.
Ve bir inşaat şirketi sahibi “ofiste çalışan üç kişiyi işten çıkardım. Onlar işsiz kaldı. Bende yeni başlamış gibi her işi kendim yapıyorum. Yani başladığım yere döndüm. Kısacası sil baştan.”
Elbette söz 28 Temmuz seçimine de geldi.
Geçici hükümetin maaşları ödeyememesi ciddi derecede dedikoduya ve yorumlara kapı açtı.
Neydi bu “teknik arıza”.
Ekonomisinin uçtuğu iddia dilen bu ülkede nasıl olur da devletin kasası boş olur?
Bu durum için iyimser olanlar yanında, Türkiye’nin bir mesajıdır diyenlerde çoğunlukta.
Ama tek bir kişi de bu olasılığı doğru bulmuyor.
Kimsenin kimseye birilerini zorla iyi gösterme ve tercih ettirmeye hakkı yok.
Bu toplumun kendi iradesi, olduğu kadar demokrasisi ve kendi siyasi tercihiyle yüzleşmeye hakkı var.
Biat etmek, itaat etmek en başta kendi kendini inkâr etmektir.
Bu imkânlar yoksa zaten toplum olmaz.
Siyasi gelişmelere de çok ilginç yaklaşımlar var.
Mesela şu rüşvet olayı.
Vardı veya yoktu.
Birileri şaka mı yapmıştı, bu bir hiciv miydi?
Galatasaraylı bir dost ilginç bir yaklaşımı seslendirdi.
“Şike var ama sahaya yansımadı.”
Fenerbahçe’nin yaşadığı şike sürecinde Türkiye Futbol Federasyonunun tutumuna atıf yapmıştı.
Siyasi şikeler yaşanıyor her dönem ama sahaya yansımıyor.
İnsan bedenen nerede olursa olsun.
Önemli olan düşünce olarak nerede olunduğudur.
Bir yerden bir başka yere giderken yanınızda götürmek istemediğiniz hiçbir şeyi götürmezsiniz.
Fakat yanınıza almak istemediğiniz her neyse aklınızda ve içinizdeyse gittiğiniz yerin hiçbir önemi yoktur.
Çünkü aklınızda olan ne varsa her daim yanınızdadır.
Bu haber 550 defa okunmuştur

:

:

:

: