“Sandığa niye gideyim ki”

Kıbrıs’ın güneyinde yaşanan ekonomik sıkıntı Kuzey Kıbrıs’ta bir anda başka noktalara çekilmişti.
Kıbrıs’ın güneyinde yaşanan ekonomik sıkıntı Kuzey Kıbrıs’ta bir anda başka noktalara çekilmişti.
Ne de olsa güneydeki yapı böylesi bir kriz ve çaresizliği ilk defa bu derece yaşıyordu.
İlk başlarda kuzey Kıbrıs’taki yapı sanki daha sağlammış gibi gizli bir sevinç ve mutluluk hali sınırsız nutuklara yansımıştı.
İş öyle noktalara geldi ki “bakın biz maaşları ödememezlik yapmadık. 13. Maaşları bile ödedik” şeklinde bir övünç kaynağı bile yaratıldı.
Daha öncede yazmıştım.
Maaş ödemeye endeksli bir devlet yapısı ve yönetim anlayışlarımız var.
Aslında çok acımasız bir düzen içinde yaşıyoruz.
Bu acımasızlık özellikle ekonomi yönünde kendini gösteriyor.
Hayata atılacak genç bir insan, geleceğinin temellerini atmaya nereden başlayacak?
Var mı bunun kolay bir yolu?
Bugünün KKTC’sinde kimseye yük olmadan, kendi kazancıyla kendi hayatını idame ettirecek insan sayısı çok azdır.
Okulunu, askerlik görevini tamamlayan genç bir insana bu devlet hangi imkânı sunuyor?
Bir işyeri açılacak olsa daha siftah demeden önce devlet çullanıyor, ortak oluyor kazanca.
Ve acımasızlığın yasal boyutunun yaşandığı bankalar.
Hayat kurmak için sıfırdan başlamak, borçsuz insan bırakmadı bu topraklarda.
Sonuç ortada, borçlular, alacaklar, mazbatalar, borcu on alırken, ayni borcun yüz olması ve birileri kazancına kazanç eklerken sönen hayatlar.
İlgisizlik, güvensizlik, başıboşluk ve ekonomik sıkıntılar.
İşte kuzey Kıbrıs’ın bugün için en önemli sorunları.
En başta her türlü sorunun kaynağı ekonomik ve siyasi istikrarsızlık ile ülke gerçekleriyle bağdaşmayan, Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyi göz önüne alınarak yapılan düzenlemelerin artık Türkiye’nin en sıkıntılı bölgeleri temel alınarak uygulanmak isteyen “ekonomik programlar”.
Ve bugün Türkiye ekonomisinde yaşanan iyileşme fert başına yansımaya devam ederken, adeta bir ceza gibi yaşam koşullarına uymayan derecede gerilere düşen kuzey Kıbrıs’ın ekonomik hayatı.
28 Temmuz sonrası oluşacak iktidar erkini çok ciddi sorunlar bekliyor.
Bir kere, keyfilik artık insanları canından bezdirdi.
Popülizm belasından nasibini almayan, bu ayırımcılıktan canı yanmayanımız kalmadı.
Devlete ait her türlü olanaktan herkesin, her kesimin, iktidar dışındaki siyasi görüşü destekleyenlerin eşit ve adil pay alması devletin adilliğine inancı artıracaktır.
Lütfen kimse son yıllarda yaşananları normal saymasın.
Her anlamda çöküşlerin yaşandığı ve bunların görmezlikten gelindiği bir dönem yaşanmıştır.
Öncelikler hep farklı ve hep kişisel oldu.
Siyaset tıkanmış, Meclis çalışmaları keyfilikten yapılamamış, milletvekilleri kendi çıkarları için partiden partiye dolaşmış, Türkiye ile olan ilişkiler tarihin en kötü sürecini yaşamış, ekonomik sebeplerden canına kıyan insan sayısında rekorlar yaşanmış, böyle bir süreç gördük.
Kurumlar batma noktasına geldi, diğer yandan fuzuli harcamalar, devlet olanaklarını kişisel hakmış gibi kullanmalar, izaz ikramlar, örtülü ödenekler, artırıldıkça artırıldı.
Yangın helikopteri gereksiz dendi, önce makam araçları sonra TOMA alındı.
En kötüsü de bunlar hiç olmamış gibi düzeltme değil, görmezden gelme kolaylığı tercih edildi.
Bunlar neyi besler?
Yine en başa döndük, bunlar güvensizliği besler.
Dün saat 17.30’da yazımı yazmak için bilgisayarımın başındaydım.
Hatta yazımı sonlandırma aşamasındaydım.
Telefonum çaldı.
Şirinevler’den bir dost.
Soru bildik “seçimleri kim kazanacak ve ne değişecek?”
Benim cevabım “sandık kimi söylerse” şeklinde oldu ve hemen ben ona sordum;
“En çok neden şikâyetçisin?”
Cevap; “Adaletsizlikten, özellikle devlette işe alımlarda. Önceki dönemde CTP yaptı, bu dönem UBP’ de beterini yaptı. Yaşadığım yerde bir evden üç kişi devlete alındı üstelik bir sözle. Bende sınav sınav dolaştım. Helak oldum. Şimdi ben niye sandığa gideyim, bu düzeni kim değiştirecek? Ya da bu düzeni değiştirmek istiyor muyuz acaba? Nasıl güvenelim? Sandığa gitmemek daha iyi”.
Yazımın içerik ve akışını bu düşüncelere göre değiştirebilirdim.
Ama içinde bulunduğum zamana göre aklımda olan neyse o kalsın istedim.
Fakat gerçek olan mesele popülizm ve adaletsizliktir.
Bu gidişatı değiştirecek irade, bu seçimde sandıktan çıkacak mı?
Bu kalıplaşmış yapıyı değiştirmeyi zorlayan ve her türlü bedeli ödemeyi göz alan siyaset anlayışı bu ülkede kolay kolay yıkılmaz.

Bu haber 688 defa okunmuştur

:

:

:

: