Mevlana’nın Cennette Kulakları Çınlıyordur!.............

Mevlana Celaleddin Rumi’nin aşağıdaki şiiri seçime ramak kala günümüzde de tekraren aklımızda yer etmeye devam ediyor.
Mevlana Celaleddin Rumi’nin aşağıdaki şiiri seçime ramak kala günümüzde de tekraren aklımızda yer etmeye devam ediyor.

“Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.
Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.”


Bizler genelde şiirin son cümlesini bilmekte ve kullanmaktayız. Kimler için mi kullanmaktayız? Tabi ki söylediği ile yaptığı tutmayanlar için kullanıyoruz. Yani söylediğinin tersini yapanlar, samimi olmayanlar ve dolayısıyla siyasette güveni dibe vuranlar için ifade ediyoruz Yüce Mevlana’nın şu sözünü: “Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.”.
Erken seçime neredeyse iki hafta kala siyasi partilerin yapmış olduğu ziyaretlerde seçmenlerin ilgisizliği yanında “ben sandığa gitmeyeceğim” veya “karma kullanacağım” söylemlerinin giderek artığı olgusu ile karşılaşmaktayız. Belki bu olguyu etkileyen unsurlardan biri de “Toparlanıyoruz Hareketi”nin yönlendirmesidir. Ancak, bu hareketin de yönlendirmesine ortam hazırlayan gerçek faktör siyaset kurumuna hiç güven kalmamasıdır. Bunu TEPAV’ın yaptığı araştırma sonuçları da göstermektedir.
Haziran 2012 tarihli TEPAV’ın araştırmasında; 52,5 skorla Silahlı Kuvvetler birinci sırada yer alırken, 13,9 ile politikacılar ve 10,9 ile siyasi partiler Kıbrıs Türk halkının en az itibar ettiği kurumlar olarak ifade edilmiştir.
Bir süreç olarak KKTC seçmeninin göstermeye başladığı a-politik veya depolitizasyon yaklaşımı muhalefette iken vaat ettiklerinin neredeyse iktidarda tam tersini yapan siyasi partilerin eseri olup, bu partiler özeleştirilerini yapıp halktan özür dilemek yerine tam aksine hatalarını savunmaya devam etmeleri tabiri caizse halka gına getirmişdir. PEKİ BU DURUMDA HALKIN SİYASETTEN UMUDU KESİP SANDIĞI VETO ETMESİ GAYET NORMAL DEĞİ MİDİR?
Son olarak 45 günlük CTP-BG, DP-UG ve TDP hükümet programı tam olarak “DAĞ FARE DOĞURDU” realitesidir. Tabi ki 45 günlük hükümetten yılların sorunlarını çözmesi beklenemez. Ancak, bu program kabinedeki 3 partinin müştereken ortaya koyduğu ekonomik vizyonu göstermektedir. Bu programın en can alıcı noktası ise TC-KKTC ekonomik protokolüne bakış açısıdır.
Münferiten manifestolarına bakıldığında koalisyon ortağının biri protokol için yıkım paketi, bir diğeri öznenin KKTC halkı olması için revize edilmesi gerekli, bir diğeri ise protokol gereği yapılan özelleştirmenin iptal edilmesini savunurken bahse konu 3 partinin ortak ekonomik programında şaşılacak şekilde TC-KKTC ekonomik protokolüne ters düşen hiçbir unsur bulunmamaktadır. Elbette bu yaman çelişki de siyasete olan güvensizliği bir o kadar daha körüklemektedir.
Mevcut hükümet protokole o denli ters düşmemektedir ki, KKTC Başbakanlık internet sitesinde mevcut hükümetin programı yerine Türkiye ile imzalanan protokol ve ekleri aşağıdaki gibi http://www.kktcbasbakanlik.org/en-us/yanmenu/ekonomikprogram.aspx adresinde yer almaktadır.
Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü

T.C. Hükümeti İle K.K.T.C. Hükümeti Arasında Ekonomik Ve Mali İşbirliği Protokolü

Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı 2013-2015

EK 2: Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı Matrisi


CTP-BG, DP-UG ve TDP hükümet programında KKTC-TC ekonomik protokolünün uygulanacağı aşağıdaki ifadelerle vurgulanmaktadır.
“Hükümetimiz, Kıbrıs sorununun çözüm sürecini Türkiye Cumhuriyeti ile dayanışma ve işbirliği içinde sürdürmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti ile mevcut ilişkilerin karşılıklı saygı ve dayanışma temelinde geliştirilmesini öngörmektedir. Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetebilmesi imkanlarını sağlamak üzere Türkiye'nin siyasi, teknik ve mali desteği büyük önem taşımaktadır.” (Yani ihtiyacımız olduğu için protokola uyacağız mesajı verilmektedir)
Kabinede yer alan partilerin KIB-TEK özeleştirmesine karşı söylemlerine rağmen programda bu konuya yaklaşım aşağıdaki gibi ifade edilmektedir.
“Elektrik enerjisi arz güvenliğinin sağlanması için elektrik üretim, iletim ve dağıtımının kesintisiz yapılmasına önem verilecektir.” (Bu ifade protokolde açıkça yazılan özelleştirmeye karşı olunduğu anlamına gelmemektedir)
Kullanılan ifadelerle de halk sağlığını yıllardır tehdit eden elektrik santrallerindeki filtre sorununa CTP-BG, DP-UG ve TDP hükümetinin aşağıdaki çözüm yaklaşımı adete topu taca atma ve sorumluluk üstlenmeme niteliğindedir.

“Elektirik üretim santrallerine filtre takılmasına yönelik olarak ilgili bakanlıklar ortak çalışma yapacaktır.
Halk sağlığını ve çevre sağlığını olumsuz yönde etkileyen elektrik santrallerinin bacalarına filtre takılması için gerekli kurumlarla işbirliğine gidilecektir. Gereken raporlar ilgili kurumlara gönderilecek ve kamuoyu bu konularda aydınlatılacaktır.”

CTP-BG, DP-UG ve TDP hükümetinin yukarıda ortaya konan politikalarını doğru ve yanlış olarak esasta değerlendirmek yerine Yüce Mevlana’nın aşağıdaki sözünü tekrar ederek yazıma noktayı koymak istiyorum.
“YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN,YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL.”.

Bu haber 1020 defa okunmuştur

:

:

:

: