CAS mümkün mü?

28 Temmuz seçimini artık sayılı günlerle ifade ederken sonuç veya sonuçlarda sürpriz olma olasılığı yükselen bir gerçek.
28 Temmuz seçimini artık sayılı günlerle ifade ederken sonuç veya sonuçlarda sürpriz olma olasılığı yükselen bir gerçek.
Bir kere karma oya yönelim çok.
Hatta siyasi partilerin kendi içinde bile tercih bazı isimleri seçtirmeme adına bir yöntem olarak kullanılıyor.
Siyasette önemli bazı isimler istediğini bulamayabilir.
Bu süreci en başından buyana tek tek siyasi parti ekseninde değil genel olarak değerlendirmeye çalıştım.
Esas olarak bundan önce yapılanlara ve parti politikalarına değil, yapılması gerekenlere ve parti politikalarından çok her konuda devlet politikalarının oluşturulması gerektiğine dikkat çektim.
Mesela;
Ulusal Birlik Partisinin veya Cumhuriyetçi Türk partisinin, Demokrat Parti- Ulusal Güçlerin, Toplumcu Demokrasi Partisinin ya da Birleşik Kıbrıs Partisi- Toplumsal Varoluş Güçlerinin çevre konusunda farklı bir düşüncesi olabilir mi?
Olmamalı.
En başta mesele şudur;
Bu ülke bizimdir ve gidecek başka bir yerimizde yoktur.
En önemli tehlikeleri de anlattık daha önce.
Partiler devletleşmemeli, devlet de parti gibi olmamalı bu şekilde yönetilmemeli.
KKTC her anlamıyla yaşam çatımızdır.
Nasıl veya kimler için hangi amaçla kurulduğu tartışılabilir.
Kurulduğu günden buyana da tartışılıyor zaten.
Dış ilişkiler anlamında herhangi bir erki yok.
Bu gerçek Türkiye de bile geçerli.
Düşününüz ki bu toprağın çocukları, gençleri Türkiye de bile spor ambargosuna maruz kalıyor.
Bu konuda Türkiye’deki yetkili mercilerin bilgisi yok denecek kadar az.
Bu bir eksiklilik mi?
Elbette, üstelik iki taraflı bir eksiklik.
Uluslar arası baskı, hukuk ve yaptırımlar tabi ki bu alanda belirleyici rol oynuyor.
Fakat bu mücadele edilmemesinin bir izahı değildir.
Mücadelenin ne olduğunu çok iyi biliriz.
Seçimler ve kendi içimizdeki ayrılıkçı kavgalara harcadığımız enerjiyi olması gereken alanlara harcasak istediklerimizi elde etmemiz daha kolay olur.
Geçtiğimiz hafta başında KKTC Atatürkçü Yaşam Derneği ve KKTC Milli Olimpiyat Komitesinden oluşan bir heyet Türkiye’nin başkenti Ankara’ya bu konuyla ilgili bir ziyaret gerçekleştirdi.
TBMM’ne siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine ziyaretler yapıldı.
Organizasyonu düzenleyen ve bu anlamda tüm altyapıyı oluşturan AYD daha önce de Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bu içerikte iki mektup yazmıştı.
İstenen sadece şudur;
Bu mücadelede yol gösterici ve her anlamda destek isteği.
Uluslar arası mücadele de hukuk ve her türlü zeminin, nasıl zorlanabilineceğine dair tecrübe, görüş, lobicilik ve yol haritası şeklinde bir adımın nasıl yapılması gerektiğini anlatan çalışmaların gerekirse iki ülke arasında bir komiteyle bir an önce başlaması.
Ne yazık ki görünen, öncelikle bunların Türkiye’ye anlatılmasının gerekliliği.
Bu gerçek her temasta ortaya çıkıyor.
Atılan bu adıma kimse başka anlamlar yüklemeden destek vermeli.
Bu sorun sadece siyasetin, hukukun, sivil toplum örgütlerinin, spor camiasının sorunu değil.
Bu sorun bu ülkenin bütününü ilgilendiriyor ve gençlerin, çocukların yaşama ve yaptıkları iş ile ülkeye sahip çıkma adına motivasyonlarını güçlendirecektir.
Ülke sporuna hizmet edecektir.
Geçtiğimiz günlerde AYD ve MOK Başkanları Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği Merkez binasında Ankara ziyaretini konu alan bir basın toplantısı düzenlediler.
Burada vurgulanan bu girişimlerin sınırlı kalmayacağı ve devamının mutlaka sağlanacağı oldu.
Ciddi ve ne isteğini bilen bir politika ve ekiple bu alanda lobicilik devam ettirilmeli hatta zorlanmalı.
Bu noktada amacın altını bir kez daha çizelim;
Amaç kesinlikle bu konuyu Türkiye kamuoyunda canlandırmak, önce burada ivme kazanmaya çalışmak ve çizilecek yol haritasında uluslar arası alanda yapılacak mücadele de birlikte hareket etme düşüncesidir.
Kuzey Kıbrıs’ta uluslar arası hukukun içinde olmamanın yaşattığı sıkıntıları her konuda yaşıyoruz.
Hukukun olmadığı bu coğrafyada, karşılık olarak her türlü hukuksuzluk var.
Bunları yıkmanın mücadelesi beraber verilmeli.
Oturduğumuz yerden, yazılar yazarak, eleştirerek dünyayı kurtaramayız.
Bunca yılda geldiğimiz nokta bir arpa boyunu geçmedi.
AYD ve MOK’ un düzenlediği basın toplantısında Spor Yazarları Derneği Başkanı Ogün Gençkaçmaz Uluslar arası Spor Tahkim Mahkemesinde yani CAS’ta spor ambargosuna karşı dava açılması gerektiğini gündeme getirdi.
Bu ne kadar mümkündür?
Hiçbir konuda kuzey Kıbrıs’ı bağımsız bir yönetim olarak kabul etmeyen ve aslında en büyük zorluğumuz olan bu duruma uluslar arası hukuk nasıl bakar?
Muhtemelen daha önce de düşünülmüştür.
Ve yine muhtemelen hedef olarak “İç hukukun tüketilmesi” önerilmiştir.
İşte bu noktanın zorlanması için Türkiye’nin bilgi ve tecrübesinde çizilecek yol haritasına ihtiyaç vardır.
Ve esasen de istenen budur.
Artık dünya küçük ve teknoloji ile daha da globalleşen paylaşımı ve öğrenmeyi, birleşme ile ortak amacı şekillendiren bir çağda yaşıyoruz.
Bu çağda kendi içimizde bile birleşmeyi ve ortak hedefi başaramamak daha adım atmadan yolumuzu kapatıyor.



Bu haber 647 defa okunmuştur

:

:

:

: