Gelen gideni aratmasın

Aylar, günler, saatler kaldı derken 28 Temmuz erken genel seçimi de geçti.
Aylar, günler, saatler kaldı derken 28 Temmuz erken genel seçimi de geçti.
Sonuçlar tam netlik kazanmasa da beklenilen şekliyle bir seçim neticesi çıktı ortaya.
Cumhuriyetçi Türk Partisi 28 Temmuz 2013 seçimini önde tamamlayan parti oldu.
Tabi ki ilk düşüncem bu seçimin kuzey Kıbrıs’a hayırlı olması yönündedir.
Tüm siyasi partilere, tüm parti temsilcilerine, tüm adaylara, seçmene, basın mensuplarına, herkese geçmiş olsun.
Seçim sürecinin ilk başlarında yaşanan tatsız ve seviyesiz propagandalar sebebiyle çok sıkıntılı bir süreç yaşayacağımızı ön görmüş ve bunu da yazmıştım.
Hatta tarihimizin en düşük katılımla gerçekleşecek seçimi olacak görüşünü de ortaya koymuştum bu seçim için.
Ama yanıldım.
Öngörülerim gerçekleşmedi.
Katılım oranı çok da kötü değildi.
Seviye ve olgunluk tüm siyasi partilerde olumlu yöndeydi.
İlk defa, yanıldığım için “iyi ki yanılmışım” dedim.
Tekrar en başa dönersem CTP-BG’nin bu seçimi önde tamamlaması sürpriz olmadı.
Bu sonuç beklenen bir sonuçtu.
Bu beklentinin elbette sebepleri var.
En başta yıpranmış, bölünmüş ve hata üzerine hata yapmış bir Ulusal Birlik Partisi var ortada.
Ki bu sebep CTP’yi en fazla düşündürmesi gereken sebeptir.
Neden?
Çünkü UBP’nin başarısız olduğu dönemlerde CTP, UBP’ye verilen bir ceza gibi algılanmıştır bugüne kadar.
Tam tersi bir durumda geçerlidir, yine tam tersi bir ortamda.
Bu iki parti birbirlerinin başarısızlıklarında, vatandaşın tepkisine maruz kalıp hep biri gidip diğeri gelmiş bugüne kadar.
CTP en başta bunu sonlandırmalı.
Başarısız bir UBP’nin alternatifi olmadığını göstermeli.
UBP kaybetti diye seçilmiş olmamalı Cumhuriyetçi Türk Partisi.
Farkını ortaya koymalı.
Beklenti çok yüksek bir noktadadır.
CTP’yi birinci parti yapan disiplinli, örgütlü, kadro anlamında yenilenmiş ve gerçek anlamda kaliteli, genç ve yeni isimlerle harmanlaşmış olmasıdır da ayni zamanda.
Girdiği iki seçimi de ön tamamlamış CTP Başkanı Sayın Özkan Yorgancıoğlu’nun da hakkı teslim edilmeli.
Ve başarılı bir başkan olarak bu göreve devam etmeli.
CTP, UBP’nin düştüğü yanılgıya düşmemeli, parti içi çekişmeler kişiselleştirilmemeli.
Çünkü böylesi bir durumu bir önceki UBP iktidarında yaşayan kuzey Kıbrıs insanı siyasi anlamda bir istikrarsızlığa daha katlanamaz.
Söylediğim gibi henüz yorum için erken, fakat bunlar ortada duran ve kısa zamanda daha da belirginleşecek gerçeklerdir.
Ulusal Birlik Partisi çok önemli bir yenilgi aldı.
Defalarca söyledik en kötü iktidar dönemini yaşıyoruz diye.
Topluma kulak verin, bölmeyin, ayrıştırmayın, devletle partiyi birleştirmeyin diye.
Olmadı.
UBP kendi içinde kaybetti öncelikle.
Kendi içini bile kucaklayamadı Sayın İrsen Küçük.
Kurultay uğruna partisini böldü.
Parti içinde bile ayırımcılık yapıldı.
Yaklaşık dört yıllık iktidar süresinde olumlu bir tek icraat yapılmadı.
Aksine yanlışa yanlış eklendi.
Bu tablonun muhasebesi mutlaka yapılmalı.
Ki bu tablo, UBP içinde durulan suları yeniden çalkalayacaktır.
Alınan bu başarısızlık açıklanamaz.
Sayın İrsen Küçük Genel Başkanlık koltuğunda devam için ciddi ciddi düşünmeli.
Lefkoşa bölgesine bu noktada özellikle dikkat çekmek isterim.
LTB fiyaskosu Lefkoşa da kendini gösterdi.
Bunu ayrı bir not olarak söylemek istedim.
Demokrat Parti- Ulusal Güçler tek başına iktidar olamadı ama başarılı bir seçim süreci geçirdi.
Bu başarı partiye UBP’den katılan isimlerle mi gerçekleşti?
Yoksa seçmen partiye, parti kadrosuna ve genel olarak vizyonuna mı bu başarıyı yansıttı?
Sanal, geçici bir durum mudur yaşanan?
Partiye UBP’den gelen isimler seçim sonuçlarından sonra parti ile olan bağlarını kalıcı bir düşünce ile güçlendirecekler mi?
Yoksa DP-UG oluşumu mecburi bir ortaklık ve bir araç olarak mı kullanıldı?
Sayın Serdar Denktaş sözünde durup birinci parti olmadığı için parti başkanlığından istifa edecek mi?
Bunlar hep soru işareti.
Gerçek olan DP’nin bir kan değişikliğine ihtiyacı olduğudur.
Bu noktada çeşitli söylentiler var.
Mesela;
Sayın Denktaş’tan sonra partiye yeni katılan isimlerden birinin parti başkanı olacağı ve İrsen Küçük’süz bir UBP ile birleşileceği.
Elbette bunlar varsayım ve zaman gösterecek.
Toplumcu Demokrasi Partisi beklentimim çok altında kaldı.
TDP’de yönetim kadrosu anlamında sorgulama ve özeleştiri yapılmalı.
Özellikle seçim arifesinde partinin önde gelenlerinin adaylıktan çekilmesi ciddi bir imaj ve ivme kaybettirdi.
Sayın Çakıcı da artık başını iki elinin arasına alıp düşünmeli.
Bu düşüncelerim tabi ki 28 Temmuz seçiminin ilk yansımalarıdır.
Bazı durumları konuşmak için henüz erken.
Ortada her ne kadar tartışsak da bir irade ve sonuç var.
Bu sonucun ortaya çıkaracağı oluşumu ve yapması gerekenleri, öncelikleri ilerleyen zamanlarda konuşacağız.
Önemli olan bundan sonrası.
Seçilmekle hiçbir şeyin bitmeyeceğini ve iktidarın, demokrasinin sadece sandıktan birinci çıkmakla sınırlı olmadığını son yıllarda iyice tecrübe ettik.
Umarım herkes payına düşen dersi almıştır.
Sonuç olarak kuzey Kıbrıs’ta ortaya çıkan iradeye, çoğunluğun verdiği karara, hem kuzey Kıbrıs’ta hem de deniz ötesinde saygı gösterilmelidir.
Bu haber 659 defa okunmuştur

:

:

:

: