Yeni kabine de teknokrat olsun

Kuzey Kıbrıs seçimi ve seçimden çıkan sonucu tartışmaya devam ediyor.
Kuzey Kıbrıs seçimi ve seçimden çıkan sonucu tartışmaya devam ediyor.
Rakamlar ve detaylarla boğulmaya gerek yok.
Özeleştiri yapmadan kendi dışında tüm merkezleri suçlu görme psikolojisi ile yaratılan sorumluluk almama kolaylığı bazı siyasi partilerde halen devam ediyor.
Konuyla ilgili yazdığım bir önceki yazımda da, katıldığım televizyon programlarında da şunu söyledim;
Bu ülke insanının bir iradesi vardır ve bunu üstüne basa basa göstermiştir.
Bu düşünceyi seslendirirken hedef aldığım herhangi bir siyaset merkezi yoktur.
Ama bu toplum memnun olmadığı Meclis’teki vekillerin, yaklaşık yarısını dışarıda bırakmayı başarmışsa bu önemli bir olaydır.
Artık herkes atacağı her adımda bir kez daha düşünmek zorunda.
Eleştirilerimin merkezi olan 1980’li ve doksanlı yılların siyaset kültürü, bu kültürün temsilcilerinin önemli oranda siyaseten çekilmesiyle gerçek anlamda bir değişim ivmesi yakaladı.
Artık sözlerle değil, uzlaşı ve üretkenlikle şekillenen siyasetin zamanı.
Meclise yeni giren, yeni yüzlere bu anlamda bakıldığında görülüyor ki, eğitimli, donanımlı, uzlaşı kültürü ile üreten isimler.
Bu gerçek anlamda bir kazanımdır.
Siyasette sertlik, acımasızca saldırı, rakibiyle yarışan değil, rakibini kötüleyerek kazanç elde etme alışkanlığı artık prim yapmıyor.
Politikanın meslek gibi algılandığı, kişisel hırs ve çıkarlar uğruna seçmen iradesinin ihanete uğradığı dönemler artık geride kaldı.
Bunu söylerken elbette temenni ederek söylüyorum.
Çünkü 28 Temmuz seçiminin sonuçlarında bunların hepsi var.
Söylediğim gibi herkes attığı her adımı artık defalarca düşünecek.
Ve bu seçimde kazanan ve yıllarca değişime direnen siyasi parti yönetimleri değiştirilmenin acı tarafı ile karşılaşmadan kendileri bu değişimi gerçekleştirecekler.
Çünkü söylendiği gibi herkes bu seçimden gerekli mesajları almalı.
Kazananlar kazandı, kaybedenler kaybetti.
Sonuçta hayat devam ediyor.
Siyaset hizmet noktasına bir an önce getirilmeli.
Şimdi konu kurulacak koalisyon.
Elbette CTP hükümetin büyük ortağı olacak.
Hükümet oluşumunun altyapısı önemli midir?
Mutlaka ki önemlidir.
Seçim sonuçlarının resmileşmesi ile gündeme gelecek fakat konuşulmaya başlanan olası koalisyon senaryoları her türlü ihtimali içeriyor.
En yakın ortaklık olarak tabi ki CTP-BG ile DP-UG arasında oluşacak ittifak olarak görülüyor.
UBP ve TDP bu süreçte yıprandı.
Yer alacakları bir hükümet modelinde ne gibi katkı koyacakları tartışılır.
Çünkü öncelikle kendi iç sorunlarını çözme noktasında bir motivasyona ihtiyaçları var.
Özellikle UBP'de üst kademe yöneticilerinden, örgütlerine kadar bu seçim sonucunu kolay kolay sineye çekmeyecek.
Kaldı ki seçmenden önemli bir veto alan siyaseti tekrardan ülke yönetimine ortak yapmak ne kadar mantıklı ve siyasi anlamda ne kadar etiktir.
Tüm bunlar için daha erken.
Ama siyasete onunla bağlantılı, hükümete ve yine bununla beraber devlete yitirilen güvenin sağlanması ilk yapılması gereken iştir.
Sibel Siber geçici hükümetinin kısa sürede sağladığı olumlu hava ve güveni daha ileriye taşımak ve bu anlamda bu kısa süreyi kılavuz olarak kabul etmek en önemli başlangıç olacaktır.
Ve bir öneri;
Kurulacak hükümetin kabine üyeleri teknokrat isimlerden oluşsun.
Siyasi kaygısı olmayan, seçilmeme korkusu yaşamayan, seçmene ve sandık korkusuna göbekten bağlı olmayan siyaset dışından isimler yer alsın kabinede.
Bunun faydasını geçici hükümetle tecrübe ettik.
Ekonomiden, denetime, eğitimden, sağlığa, iş dünyasından, işçilere, asgari ücretliye, memura ve elbette Türkiye ile saygı anlamında bozulan ilişkilere kadar çözülmeyi bekleyen yığınla sorun var.
Enkaz edebiyatı yapmadan, anlatarak, üreterek, ikna ederek, sorumluluk alarak, her türlü yükü eşit paylaşarak çözmeyi denemek aslında yapılması gereken ve beklenen ilk icraatlardır.
Evet, seçim bitti ama sorunlar olduğu yerde duruyor.
Kimsenin bunları görmezden gelmeye, hafife almaya hakkı yok.
En başında da söylediğim gibi beklenti çok büyük.
Bu haber 519 defa okunmuştur

:

:

:

: