Dış Türklerimiz

Bizim insanımız bir başkadır.
Bizim insanımız bir başkadır.
Yer, mekân fark etmez hemen kendimizi belli ederiz.
Sıcakkanlı, sevecen, hayatı ciddiye alan bir o kadar da yaşamayı seven.
Biraz vurdumduymaz, biraz da duygusal.
Bizim insanımız gerçekten başkadır.
Yurtdışında oluş zamanlarımızda bu farkı çok açık bir şekilde görüyoruz aslında.
Küçük bir toplum ve ülke oluşumuzda etkilidir bu durum da, Akdeniz iklimine has bir özelliktir de ayni zaman da.
Malum yaz aylarındayız.
Kavurucu sıcaklar, kirlenmiş deniz ve sahiller, bunlara bağlı olarak insana ait ne varsa kirlilikten nasibini almış.
Zamanla alışmışız böyle yaşamaya, bu yaşamı kendimize layık görmeye ve sıradanlaştırmaya.
Bu tabloyu en iyi dışarıdan gelen birileri görebilir.
Yurt dışında yaşayan binlerce Kıbrıslı Türk var.
Bedenen birçok coğrafyaya yayılmış fakat ruhen halen burada.
Hemen her yıl Kıbrıs’a gelen fakat esasen İngiltere’de, Londra’da yaşam mücadelesi veren ve şuan 37 yaşında olup da 22 yaşında gurbete uzanmış bir Kıbrıslı Türk;
“Her defasında daha çok şaşırıyor ve üzülüyorum. En basiti bu yıl denize bile giremeyeceğiz her halde. Bu ülkenin en güzel yerleri olan sahiller çok kirli. Denizlerde felaketlerden nasibini almış fakat bakıyorum da bu konu gündemden düşmüş gibi. Şimdi herkes seçim ve hükümet olasılıklarını konuşuyor. Başka bir ülke de bunlar yaşansa yer yerinden oynar. Bir ev aldım. Parasını da ödedim. Fakat koçanım yok. Bu insanlık suçudur. Hakkımı arayacak bir devlet yapısı ve hukuku da göremiyorum.”
Gerçekten çok çabuk değişen gündemlerimiz var.
Ve baktığımız zaman gündem olan sorunlarımızı çözerek değil, unutarak çıkarıyoruz gündemimizden.
Her anlamda ve alanda esas sorunumuz güvensizlik, bunun yanında da güven oluşturacak adımları atamamak.
Belirginleşen, kemikleşen, kalıplaşan yapıları bir sebepten kıramıyoruz.
Farklı olan, radikal olan, ezber bozan, düzen dışı girişimleri yapamıyoruz.
Yurt dışında yaşayan insanlarımız gerçek anlamda “Dış Türk” konumunda.
Her konudan dışlanmışlar.
Kuzey Kıbrıs’la ilgili her girişimlerinde hayal kırıklığı var.
Özellikle inşaat alanında yapılan yatırımlarda mağdur oldular, bu durum üçüncü uyruklu kişilerin de ülkemizle ilgili en önemli sıkıntılarındandır.
Annan planı döneminde patlayan inşaat ve inşaatçı furyası ilgili sektörü bugün için durma noktasına getirdi.
Son günlerde ise Girne içinde emlak ve inşaat anlamında bir hareketlilik olduğu söyleniyor.
Fiyat ve talep anlamında bir yükseliş varmış.
Bu durumun sebebini ise emlakçılar açıklamakta zorlanıyor.
Bu ilginç çelişkiyi de bu noktada aktarmış olayım.
Ekonomimizin içinde önemli bir yer tutan ve ekonomik değer olarak da şuan atıl durumda bulunan yarım kalmış inşaatlar, yabacılara satılan fakat ipotekli olan yapılar ilgili sektöre darbe vururken kuzey Kıbrıs’taki hukuksuzluğu da dış merkezlerde göz önüne getiriyor.
İnşaat alanında içsel sorunlarda var.
Örneğin, emek gücü anlamında bir sorun olduğu son yıllarda açıkça seslendiriliyor.
Önemli ve köklü bir inşaat şirketi sahibi vasıflı ve ara eleman bulmakta sıkıntı yaşadıklarını söylüyor.
İşsizlikten şikâyet edilen bir ülkede eleman bulamamak çok ciddi bir tezat.
Ve sadece yerli işçi değil, Türkiye’den çalışmak için gelen insan da bulamıyoruz diyor bu inşaat şirketi sahibi.
Ve çareyi Vietnam’dan işçi getirmekte bulmuş.
“Ücretlerimiz onların ülke koşullarına göre çok uygun” diyor.
Çok defa yazdım ve söyledim.
Ekonomist değilim ama bir ülke ekonomisinin devletin gelir ve gider dengesine göre değerlendirilmesi yanlış.
Ekonominin olumlu anlamda ivme kazanması ancak özel yatırımlarla açıklanabilir.
İnşaat alanındaki yatırımcılar ve sektörün gerçek yönlendiricileri denetimsizlikten ve yasa dışı uygulamalara göz yumulmasından şikâyetçi.
Yatırımların önünü tıkayan bürokrasi karmaşası ve bir zamanlar yüz elli iken bir anda bin yüz elli olan inşat müteahhitlerinin bir kısmının yarattığı olumsuz imaj da sektörün ayrıca diğer sorunlarından.
Kuzey Kıbrıs’ta bir an önce güvenli ve istikrarlı bir siyasi yapı oluşması şart.
Aksi takdirde artan ve çeşitlenen sorunlar içinden çıkılması daha da zor labirentlere dönüşecek.
Yeni hükümetin önünde pek çok sorun olmasına karşın inşaat alanında ivme ve güven kazandıracak adımlar da bekleniyor.
Ekonomik vizyon içerisinde mutlaka ki bir çok bileşen var.
Fakat cesur ve radikal adımlar yine ertelenir ve popülizm uğruna heba edilirse bir adım ileriye gitmek yerine binlerce adım daha geriye gideceğiz.

NOT; Uzun, yorucu ve yoğun çalışma temposuna kısa bir ara vereceğim. Birkaç hafta bu köşede olmayacağım. Yarım kalan işleri zaman kaygısı duymadan tamamlamak, dinlenmek ve elbette yenilenmek için. Bir süre “OBJEKTİF” köşesinde olmayacağım ama Cuma akşamları “SÖZ SİZDE” ile ADA TV de, özel haber ve söyleşilerle de yine STAR KIBIRS’ta sizlerle beraber olmaya devam edeceğim. Yeniden görüşmek dileğiyle şimdilik kısa bir ara.
Bu haber 870 defa okunmuştur

:

:

:

: