Downer ne yapıyor?

Seçim, koalisyon falan derken Kıbrıs meselesini oldukça uzun bir süredir boşladık... Seçim elbette ki önemliydi. Sonucu daha da önemli oldu. Sdıra geldi hükümetin kurulmasınaç O da birkaç güne herhalde hallolur.
Seçim, koalisyon falan derken Kıbrıs meselesini oldukça uzun bir süredir boşladık...
Seçim elbette ki önemliydi. Sonucu daha da önemli oldu. Sdıra geldi hükümetin kurulmasınaç O da birkaç güne herhalde hallolur.

İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ne demiş? Aklımda kaldığı kadarıyla sanırım “Ulusal Birlik Partisi ile Demokrat Parti-Ulusal Güçlerin yok birbirlerinden farkları, ha o ha diğeri... Bugün yarın birisiyle Cumhuriyetci Türk Partisi koalisyonu kurar...” demişti herhalde... O kadar basit değil durum tabii ki. Birisinde kronik hale gelmiş “taban ı nasıl ikna ederiz:” sorunu var, diğerinde şu pek hatırlanmak istenmeyen ve bir önceki CTP iktidarını perişan eden Öp Beni miydi ÖRP miydi meselesi var.
Netekim UBP ile de DP ile de görüşüldü, sorun yok denildi. Şimdilik hükümet yok... Ama merak etmeyin, bugün yarın iş biter. Siyasette kırgınlıklar mezara kadar gitmez, “ali menfaatlar” her zaman galip gelir bir şekilde uzlaşılır. Önemli olan başta doğru dürüst uzlaşabilmek, uzlaşıyı kağıda döküp uygulayabilmek...
Neyse, hükümet işi nasılsa çözülecek de bu arada Kıbrıs meselesini ve dönmekte olan dolapları dikkate almakta yarar var. Ekimde sürece yeniden başlanacak. Şimdiden iki tarafın heyetleri hazırlıklara başladılar, dosyaları gözden geçiriyorlar, gerekli temasları yaparak sürece hazırlanıyorlar. Bu arada uluslararası aktörler de boş durmuyor, berde arkası faaliyetleri yoğunlaştırıyor.
Hep Birleşmiş Millertler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Aleksandır Downer’in ikide bir medyada hırpalanmasına, hedef tahtasına oturtulmasına karşı çıktım, “Adamcağız işini yapmaya çalışıyor niye suçluyorsunuz?” dedim.
Yanılmışım. Ya da ülkesinde tekrar bakanlık beklentileri içerisine giren Downer bir yerlere Kıbrıs üzerinden “ben iyi adamım, her istenildiğinde iki metre falan zıplarım” gibi bir mesaj mı vermek mi istiyor acaba?
Downer dahil Kıbrıs’taki BM temsilcileri asli görevlerini ihlal ederek büyük bir cüretle etrafta Türkiye’nin Kıbrıslı Türkleri değil kendi çıkarlarını düşündüğüne ve bu yönde politikalar izlediğine, Rum tarafına bir takım tek yanlı jestler yapılması halinde (örneğin Maraş’ın Rumlara iadesi) Anastasiades’in Rum tarafında itibarının artacağına ve önümüzdeki müzakerelerde Kıbrıslı Türklerle uzlaşıda 'daha cömert' davranabilme fırsatı verebileceğine, Beşparmak Dağlarındaki büyük KKTC bayrağının Rumları tahrik ettiğine ve bunun sessizce kaldırılmasının uygun olacağına benzer mesajlar vermeye başlamışlardır. Ne imiş efendim, “çözüm için, işlerim kolaylaşıp sürecin daha rahat başlayabilmesi için Türk tarafının bir ilave mil daha (yani Maraş’ın Rumlara karşılıksız verilmesi, bayrakların Beşparmaktan silinmesi falan gibi tek taraflı bir jest daha yapması) yürümesi iyi olacakmış... Çocuğuz ya, ya uyutuyorlar, ya avutuyorlar ya da en ayi yerine koyup düpedüz kandırmaya çalışıyorlar.
Olacak iş değil. Kıbrıs’taki ihtilafın kök nedeninin 1963 Aralığında yapılan saldırılar, ortaklık 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin Rum ortak tarafından zorla ele geçirilmesi ve Kıbrıslı Türklerin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarından mahrum bırakılması olduğunu göz ardı eden BM temsilcileri Güney Kıbrıs’ta Yunan Bayrakları’nın her yerde hala önde olduğu ve hatta KKTC bayraklarını fanatik Rumların Yunan bayrağı ile örtmeye çalıştığı günümüzde (bu hafta çekilen fotograf durumu açıkca ortaya koyuyor) şimdi de Kıbrıslı Türkleri hem anavatanlarından hem de kendi bayraklarından soğutmaya çalışmaktadırlar.
Ekim’de başlayacak yeni tur müzakereler öncesinde asli görevlerinin gerek Kıbrıs gerekse bölgede barış ve istikrarın sağlanabilmesi için tarafların meşru hak ve çıkarlarının gözetilmesini sağlayacak koşulların yaratılması olduğunu da unutan BM temsilcileri taraflardan birinin sözcüsü gibi dayranmaya başlamışlardır. Kıbrıs’ta uzlaşı Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğine saygı gösterilmesi ve Kıbrıslı Rumların adanın tek egemeni gibi davranmalarına, başta BM, uluslarası camia tarafından izin verilmemesi ile mümkün olabilecektir. Amaç Ada’da iki tarafın birlikte veya yan yana işbirliği içinde yaşayacağı koşulları yaratmaksa bu her iki tarafın varlığına, eşitliğine, meşru haklarına ve sembollerine saygıdan geçmektedir.
Görülüyor ki BM temsilcileri asli görevlerini yapmak yerine işin kolayına kaçarak belli çevreleri memnun edecek ve belki bundan kişisel menfaatler sağlayak yolu tercih etmektedir.
İçteki yoğunluk arasında bu konunun dikkatten kaçmayacağına, en azından Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ve ekibinin bu konuda teyakkuzda bulunduklarına eminim.

Bu haber 403 defa okunmuştur
  • Pardon ince  NY - 19.08.2013 Bizim armut toplayicilari niye benzeri isteklerde bulunmuyor masaya oturmak icin!!!?

:

:

:

: