Şafak Nöbeti ve Dr. Küçük oyunları

“… Ayvasıl’da, Muratağa ve Sandallar da yaşananlar, evlerinden alınarak katledilenler, yolları çevrilerek kurşuna dizilen insanlar, toplu mezarlarda hala daha bulunmayan bebekler, gençler, kadınlar bu ülke bu duruma gelsin diye mi bunları yaşadılar.
“… Ayvasıl’da, Muratağa ve Sandallar da yaşananlar, evlerinden alınarak katledilenler, yolları çevrilerek kurşuna dizilen insanlar, toplu mezarlarda hala daha bulunmayan bebekler, gençler, kadınlar bu ülke bu duruma gelsin diye mi bunları yaşadılar.
Söylediğim gibi bu tür olayları bir dönemin Kıbrıs Türk insanı yaşadı.
Ve bugün ben soruyorum.
Bunları yaşayan insanlar bugün yaşadıklarımızı hak ediyor mu?
Nedir bugün yaşadıklarımız?
Tüm bu acılar üzerinde kurulmuş bir iktidar düzeni.
Sadece kendini ve iktidarını düşünen bir ülke yönetimi.
Kendi iradesini bir menfaat karşılığı veren yurdum insanı.
Yılların mücadelesini, tarihini sadece sözlere anıtlara hapsetmiş bir memleket.
Ne yapacağını, ne söyleyeceğini, dinini, maneviyatını, iradesini başka merkezlere teslim etmiş bir erk.
Bugünün siyasi kadroları bu ülkenin böyle kilitlenmesini mi sağlayacaklardı? Yoksa kilitleri açmaya mı konsantre olacaklardı?
Kimin kimi daha çok sevdiği yarışı mı yaşanacaktı bu topraklarda yoksa bu adanın bir parçası olmak bize ait bölgede adil, bütünleyici, tek ses olarak yaşmak hakkımızı mı kullanacaktık.”
Bu cümleler 28 Ocak 2013 tarihli ve yine bu köşede yayınlanan yazımdan bir bölümdür.
Halen de bu sözlerimin arkasındayım.
“Hayat devam ediyor” çok sevdiğim ve sıkça kullandığım bir düşüncenin sözlerle ifadesidir.
Ama bu şekilde yaşanan bir ülke, bu ülkenin yaratılması için canını, malını, hayallerini, gençliğini veren insanlar adına utanç vericidir.
Kimse bu topraklar için laf olsun diye göç edip, canını vermedi.
Özgürce yaşamak sadece korkusuzca sokağa çıkma anlamını içermiyor.
Her anlamda ve alanda eşit ve adil, sözle, fırsat özgürlüğüdür esas mesele.
Bunları kazandıramadıktan sonra yapılan sadece şov ve gösteridir.
Bu ülkenin her karış toprağında ayak izi, kanı ve teri olanları anmak, senede bir defa adet yerini bulsun diye törenler düzenlemek kendi kendini kandırmaktan öte gitmez.
20 Temmuz harekâtı Kıbrıs adası için önemlidir.
Yeni bir başlangıcın ilk adımıdır.
Ve benim eleştirdiğim bu tarihten sonrasında yapılanlarla, yapılması gerekenler arasındaki farktır.
Maalesef yapılması gerekenler yapılmadı.
Yine törenlere, gösteri ve gösterişlere hapsettik yaşama geçirmemiz gerekenleri.
20 Temmuz da “Şafak nöbeti” organizasyonu çokça tartışıldı içinde bulunduğumuz süreçte.
Her türlü görüşe saygı duyarım.
Anma ve kutlama birbirine karıştırılmadan icra edilmeli.
Fakat en başta o toprağa gövdesini verenlerin bunu hangi amaçla yaptığını ve bugün bu amaca ulaşılıp ulaşılmadığının sorgulanması ve bunun için mücadele edilmesini daha faydalı görürüm.
Dışişleri Bakanı Kutlay Erk Şafak nöbeti etkinliğine geçici hükümetin aldığı tasarruf tedbirleri nedeniyle sponsor olamayacaklarını açıklamıştı.
Tepkiler elbette oldu.
Söylediğim gibi her türlü görüşe saygılıyım.
Bu konu ile ilgili eleştirilere de, hak verilmesine de belirli ölçüler içinde onay veririm.
İstifa etmiş geçici hükümet bir tasarruf tedbiri daha açıkladı.
14 yıldır yapılmakta olan Uluslar arası Dr. Küçük Oyunları bu yıl yapılmayacak.
Sebep maddi kaynağın olmaması.
Bu oyunlar Dr. Küçük’ü anma amaçlı düzenleniyor.
Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Asım İdris oyunların yapılmama sebebi olarak bir önceki hükümetin gerekli kaynağı sağlayamaması ve bu kalemdeki kaynağın başka alanlara kaydırılması olduğu açıkladı.
Spor çevrelerinden elbette itiraz geldi.
Sonuçta bu oyunları bekleyen ve başka oyunlara katılma şansı olmayan ülke sporu için önemli bir organizasyon kaldı ki manevi değeri de önemli.
Şimdi gelmek istediğim nokta şu;
Şafak nöbetine kaynak sağlanmaması konusunda eleştiri yapan, konuyu gündem de tutan birçok kesim Dr. Küçük oyunlarının da maddi kaynak gerekçe gösterilerek yapılmamasına neden ses çıkarmıyor?
Bugün oldu cılız ve sadece spor kesimlerince eleştirilen ve gündeme getirilen bu olay neden hak ettiği ilgiyi görmüyor veya neden bu ilgi gösterilmiyor?
Hassasiyet gerçek anlamda amaca yönelikse yani başka başka düşünceler yoksa benzer olaylara da tepkiyi ayni seviye de göstermek gerek.
Aksi tavır;
Amacın üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğuna olan inanışı kuvvetlendirir.
Bu haber 627 defa okunmuştur
  • Cemal DAĞLIKOCA   GÖNYELİ - 29.08.2013 HERKESİN OKUMASI GEREKEN BİR YAZI

:

:

:

: