Kuruluşun şehrinden selamlar

Bu yazımıza, Osmanlı devletinin temellerinin atıldığı Söğüt’ten başlıyoruz.
Söğüt yaylasına yolun düşerse,
Ertuğrul Gazi’yi görmeden geçme
Osman Bey’in otağıdır burası
Uğrayıp bir selam vermeden geçme.


Bu yazımıza, Osmanlı devletinin temellerinin atıldığı Söğüt’ten başlıyoruz.
Söğüt,Anadolu’nun bağrında mütevazı,kendi halinde bir ilçemizdir.Vilayet olarak Bilecik ilimize bağlıdır.Taşıdığı manevi anlam yönüyle de tüm Türkmenler’in gönlünde burası vardır.
Yedi yüz yılı aşkın bir süredir devam eden Ertuğrul Gaziyi anma ve söğüt şenlikleri burada yapılır.Burası,tüm Anadolu Türkmenleri’nin Hatta tüm Türk dünyasının yıllık buluşma mekanıdır.Her yıl Eylül Ayının ikinci Haftası burada yaşanan coşku aylarca yüreklerde tazeliğini korur,bir sonraki şölenin vakti hasretle beklenir.Her yöreden Türkmenlerin gelip tanışıp kaynaştığı hasret giderdiği bu şenlikler, yüreklerdeki birlik ve beraberlik duygularının pekişmesine vesile olur.Buraya her gelen iyi ki gelmişim diyerek ayrılır.
Bu sene öğrendiğim bir güzellik daha var o da Söğüt ilçemize bağlı Küre beldemizin Mehter takımı her Cuma günü burada konser veriyor. Küre Mehteri,Türkiye’de Bir köyde kurulan ilk Mehter takımı olma özelliğine sahiptir.Kuruluşu,altmışlı yıllara dayanır.Kurucularının çoğu bu gün yetmiş yaşının üzerindedir.Bu gün bayrağı gençler almış,yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda etkinliklerde yer almışlar almaya da devam ediyorlar.İşte bu da o etkinliklerden biri…Ertuğrulgazi’ye vefa etkinliği…Mehterin o coşkulu marşlarını dinlerken adeta zaman tünelinde yolculuğa çıkıyor, sanki o günleri yaşar gibi oluyorsunuz.Mehter marşlarının nameleri kulakların pasını silerken Ertuğrul Gazi türbesine doğru ilerliyoruz.”Ertuğrul’un ocağında uyandım/Şehitlerin kanlarıyla boyandım.”.diye başlayan sancak marşını bu kapıda dinlemek insana doyumsuz bir heyecan veriyor doğrusu.
Mezarlığın büyük kapısından içeriye birkaç adım atınca daha türbeye girmeden büyükçe bir mermer blok üzerine yazılmış, Ertuğrul Gazi’nin, oğlu Osman Bey’e nasihati dikkatimizi çekiyor.Şöyle diyor Ertuğrul Gazi Oğlu Osman Bey ‘e

Bak oğul!
Beni kır, Şeyh Edebalı’yı kırma
O bizim boyumuzun ışığıdır,
Terazisi dirhem şaşmaz,
Bana karşı gel O’na karşı gelme.
Bana karşı gelirsen üzülür incinirim.
O’na karşı gelirsen,Gözlerim sana bakmaz,baksa da görmez olur.
Sözümüz Edebalı için değil senceğiz içindir.
Bu dediklerimi vasiyetim say.

Bu nasihatleri okurken bir anda hayal alemine dalıyor sanki uzaktan Oğluna öğüt veren Ertuğrul Gazi’yi
görür gibi oluyoruz.Görüyoruz ki kendisi Şeyh Edebalı’ya karşı derin bir saygı ve hürmet hissi içerisinde, oğlundan da aynı şeyi istiyor.
Şeyh Edebalı,o dönemin manevi önderlerinden biridir.Temelde bir esnaf teşkilatı olmakla birlikte hakikatte yol yöntem edep erkan ahlak maneviyat ve fazilet ocağı olan Ahilik teşkilatını sistemleştiren İki kişiden biri olarak Osmanlı devletinin de manevi kurucularındandır.O yıllarda Eskişehir yakınlarında şimdiki adıyla Uludere diye anılan yerde dergahı bulunan Edebalı’yı zaman zaman ziyarete giden Osman Bey’e böyle nasihat ediyor Ertuğrul Gazi.
Bu ziyaretlerden birinde Osman Bey dergahta misafir ediliyor. İstirahat etmesi için kendisine hazırlanan odaya geçtiğinde bakıyor ki Duvarda Kur’an-Kerim asılı…Kur’an-ı Kerim bulunan bir odada ayağımı uzatıp yatmaktan haya ederim diyen Osman bey diz üstü oturduğu yerde kalıyor.Sabaha yakın bir zamanda gözleri dalmış, o esnada bir rüya görüyor.Rüyasında Şeyh Edebalı’nın koynundan çıkan ay,Osman Bey’in koynuna düşüyor.Sonra Osman Bey’in Göğsünden bir Çınar ağacı boy veriyor.Bu çınar ağacının dalları bütün ufku kaplıyor.Uyandığında bu rüyası Şeyh Edebalı’ya anlatıldığında şeyh diyorki,”o gördüğün ay benim kızımdır senin eşin olacak o çınar ağacı ise kurulacak olan devletin müjdesidir ve bu devlet çok uzun ömürlü olacaktır”.Öyle de oluyor nitekim.
Hayal Aleminde bu kısa gezintiden sonra türbeye girip Ertuğrul Gaziyi ve civarındaki yakınlarını ziyaret edip Bilecik’e doğru yola çıkıyoruz. Söğüt Bilecik yoluna yakın, Küre beldesine hakim bir tepenin üzerinde medfun bulunan, Osman Bey’in bacanağı ve Osman bey adına ilk hutbeyi okuyan Osmanlının ilk kadısı Dursun Fakih’e de bir selam verip devam ediyoruz.
Ve Şeyh Edebalı türbesindeyiz.Bilecik şehrinin alt tarafında kayalıkların yakınında bir tepenin üzerinde yer alan,yılın hangi mevsiminde gelirseniz gelin huzur duyacağınız müstesna bir mekan…Şair onun için demiş her halde,
Bilecik’e uğrar ise yolunuz
Orada bir müddet yornuk alınız
Dergahında sonsuz huzur bulunuz
Şeyh Edebalı’yı sormadan geçme, diye

Bu huzur ortamında yine hayal alemine kapı aralayıp kendimizi şeyh Edebalı’nın sohbet meclisinde buluyoruz.
“Toprağa bağlanın, suyu israf etmeyin.Bağınızı bahçenizi viran bırakmayın.Ödünç aldığınızı fazlasıyla iade edin.İlim sahiplerini koruyunuz.Kur’an-ı Kerim’i güçlü olmak için okuyunuz.Hazreti Peygamber’i çok iyi tanıyınız.Hadis ezberleyiniz.Asıl ölüm,ilimden payını almayanlarındır.Faydalı ile Faydasızı bilenler bilgi sahipleridir.”
“Bir baş ol ki oğul dimdik durasın.Çiğnenip ezilmeyesin.
Bir göz ol ki oğul,iyiliği göresin peşinden yürüyesin.
Bir dil ol ki oğul zehire bal süresin
Bir el ol ki oğul,yoksulu giydiresin
Bir yürek ol ki oğul,her zaman hak diyesin
Ayak olursan oğul,karınca ezmeyesin
Vakit kıymetli oğul sakın boş gezmeyesin.”

Edebalı,beyliğin başına geçip yönetimi devr alan Osman Bey’e sesleniyor.
“Ey oğul Beysin
Bundan sonra öfke bize,uysallık sana,
Güceniklik bize, gönül almak sana,
Suçlamak bize, katlanmak sana
Acizlik,yanılgı bize, hoş görmek sana
Geçimsizlik,çatışmalar,uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana
Kötü göz,haksız yorum bize,bağışlamak sana
Ey oğul
Bölmek bize, bütünlemek sana
Üşengeçlik bize, uyarmak gayretlendirmek, şekillendirmek sana
Ey oğul
Sabretmesini bil,vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma, insanı yaşat ki devlet yaşasın.
Ey oğul
İşin ağır,işin çetin, gücün kıla bağlı,
Allah yardımcın olsun.”
Bütün bu nasihatleri bize yapılıyormuş gibi dinledikten sonra başımızı kaldırdığımızda,aradan yıllar geçmiş, Osman Bey yaşlanmış artık son anlarını yaşamakta şimdi de O nasihat ediyor,Oğlu Orhan Bey’le birlikte kulak veriyoruz.
“Bak oğul,Senden ayrılmaya hazırlandığım şu sıralarda hiç pişman değilim.Çünkü yerime seni bırakıyorum. Şimdi son nasihatlerime kulak ver.Hayatın endişeleri senden uzak olsun.Adaleti geliştir,yer yüzüne süs yap.Vücudumdan ayrılacak ruhumu kazanacağın zaferlerle daima mutlu kıl.Allah-ü Tealanın emrine muhalif bir iş işlemeyesin.Alimleri daima şereflendir.Böylece ilahi adaleti sağlamlaştırmış olursun
Onları yükselt ve şefaatini esirgeme.Orduların ve servetin seni hiç bir zaman kibirli yapmasın.Zalim olma.Alemi adaletle şenlendir.Ne boş tebessümlerle ne de verimsiz kavgalarla vaktini geçirme,yanlış ihtiraslar dünya imparatorluğunun sonu olur.Bana gelince,İman gücünü yaymak için çalıştım sen ise benim arzularımı tamamlayacaksın.Bulunacağın mevki senin herkese lütufla davranmanı gerektiriyor.Halkına karşı pek çok görevin var.Ona karşı bağışlama ile davranırsan hanlık ünvanına layık olursun. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.”
Hepsinden Allah razı olsun dilekleriyle ruhlarına fatihalar gönderip dua ederek Edebalı türbesinden
Ayrılıyoruz.
Bu haber 349 defa okunmuştur
  • kalin NY   - 01.09.2013 gözlerim yaşardı ne iyi didin öyle nasıl bir duygu cevhariyle yazılmış mısralardan akan göz yaşları gibi duygusal ve didaktik bir pastoral şiir olmuş ellerine yüreğine sağlık

:

:

:

: