Yine canımız ciğerimiz yandı.

Yine canımız ciğerimiz yandı. İki yaşında bir çocuğumuz ve gencecik annesi, trafik kazası denen ve bir şekilde çözemediğimiz sorundan ötürü hayatını kaybetti. Allahtan rahmet, yaslı ailelerine de sabır diliyorum.
İki yaşında bir çocuğumuz ve gencecik annesi, trafik kazası denen ve bir şekilde çözemediğimiz sorundan ötürü hayatını kaybetti.
Allahtan rahmet, yaslı ailelerine de sabır diliyorum.
Gerçekten büyük bir acı.
En kötüsü de bu işin sonu gelmiyor.
Trafik kazasının olmadığı bir ülke var mı?
Elbette yoktur, ama insan hayatının sonlanması bu kadar da kolay olmamalı.
Şimdi veryansın etmek, yöneticileri suçlamak, öneriler sunmak tabi ki kolaydır.
Peki, hangisi yapılmadı ki.
Neler yazmadık, neler söylemedik bu ülkenin sorunlarına dair.
İnsan odaklı, insanın en önde yer aldığı bir düzen değil midir savunduğumuz.
Fakat yok işte, olmuyor.
Sonuçta ateş düştüğü yeri yakmaya devam ediyor.
En temel sorun şu;
En tepeden, en aşağıya kadar hiçbir iş ustasına, uzmanına verilmiyor.
Tek kriter parti rozeti.
Konusunda uzman, hiç olmazsa tecrübeli olan insanlar söz konusu alanlarda kullanılsa kazanan en başta toplum olur.
İşte, bu düşüncenin önündeki en büyük engel, yönetici kadrolarının liyakata göre değil sadakata göre şekillenmesidir.
Sözü yeni kurulan hükümete getirirsem anlatmaya çalıştığım;
Beklentiler oldukça fazla ve destekçi anlamında da üst düzeydedir.
Fakat görünen o ki yine beklentiler karşılanmayacak.
Parti tercihlerine veya isimlere takılmak anlamsız.
Ama beklenti, yığınla soruna çözüm olacak, işinde uzman ve söylediğim gibi hiç olmazsa o alanda tecrübeli insanlara görev verilmesiydi.
Ki bu beklentiyi seçim öncesinde besleyenler de bugün hükümet olanlardır.
Geçmişte Sağlık Bakanlığı yapmış fakat katkı noktasında bugün bile sorgulanan yöneticiler eğitim veya ulaştırma alanında ne gibi fayda sağlayacak.
Yeni kabinede birkaç isim dışında özellikle de DP-UG kanadında tercihler iç dengelere göre yapılmış.
Önyargılı mıyım?
Hayır.
Bu görüşler geneli yansıtmaktadır.
Artık geriye dönüş, eski alışkanlıklarla yol alma, kazanç sağlamıyor.
Bunun en güzel örneğini 28 Temmuz seçiminin sonucunda gördük.
Hiç gitmeyecek gibi duranların başına neler gelmedi ki.
Geçtiğimiz Cuma günü “Söz Sizde” programında konuklarımız Siyaset Bilimci Derviş Doğan ve Ekonomist Ünal Akifler’di.
Çok güzel ve verimli bir program oldu.
İçeriğini bugün başka sayfalarda ayrıntılı olarak bulacaksınız.
Şüphesiz ki iki isimde alanında ülkemizin en iyilerinden.
Program çıkışı Ünal hocayla ADA TV den beraber ayrıldık.
Ben, Ediz Tuncel ve Ünal Akifler ayni araçla yola çıktık.
Yolculuk sırasında Ünal hocaya şöyle bir soru sordum;
“Bu ülke sizden yeterince faydalandı mı?”
“Kısa zamanda önemli görevlere geldim ben bu ülkede. Müsteşarlık yaptım. Hiçbir zaman haksızlığa uğramadım. Bunu çok rahat söyleyebilirim. Yani şikâyet edemem. Ama gördüğüm, doğru işe doğru adam yok. Ekonomi de yaptıklarımızı konuşmaya kalksak günlerce bitmez. Üzücü olan yapılanlardan bir tane doğru yok. Ben İngiltere de bulundum. İngiliz bedava okuturdu ki o zaman bir öğrenci İngiliz hükümetine yılda 20 bin sterline mal olurdu. Ama yaparlardı bunu ve o insan kaynağından faydalanırlardı. Hem o insanı kazanırdı, hem ülke ve halk kazanırdı. Şimdi bizim de pırıl, pırıl gençlerimiz var. Tabi ki Faydalanmak lazım.”
Evet, her alanda başarılı, üreten pırıl pırıl gençlerimiz, insanlarımız var.
Yapılması gereken sadece fırsat vermek ve kullanmak, faydalanmak.
Bundan kaçındığımız ve başka başka özelliklerle “işe göre adam değil, adama göre iş” alışkanlığımızdan vazgeçmediğimiz sürece sorunlar yerinde kalır.
Bunların sonucunda ise;
Acılar, aksaklıklar her gün hayatımızın parçası olmaya devam eder, değişense sadece isimler olur.

Bu haber 623 defa okunmuştur

:

:

:

: