Söz hakkı ve Suriye

Üzerinde yaşadığımız ve bizimdir dediğimiz bu toprak parçasında ne kadar söz sahibiyiz?
Üzerinde yaşadığımız ve bizimdir dediğimiz bu toprak parçasında ne kadar söz sahibiyiz?
Aslında bu sorunun cevabı çok basit.
Hem içerde hem de dışarıda söz hakkımız sınırlıdır.
Bizi en iyi kim yönetir? Ekonomik veya diğer konularda başkaları bizim için ne hazırlayacak?
Ve bu noktalarda bizim düşüncemiz sorulacak mı?
Başkaları düşünecek, yazıp, çizecek, uygun görecek, biz de uyacağız.
Yıllar içinde gelebildiğimiz nokta sadece bu.
Biz düşünemeyiz, başkaları bizim için düşünür, biz yapamayız, başkaları bizim için yapar, biz başaramayız, başkaları bizim için başarır.
Yıllarca bu çemberden çıkamayan uygulayıcılar da ülke ve devlet yönetiyor diye sadece kendi kendilerini tatmin ettiler.
Birde bu düzeni “ilelebet yaşatacağız” diye aslında kendilerinin de inanmadıkları bir düşünceye sarıldılar.
Yöneticilik sorumluluktur.
Risk almadır, bedel ödemedir, zor zamanlarda zor kararları alacak cesarettir.
Her zaman söylerim biz bu ülkeyi sahiplenmedik.
Mücadele, hak etme ve bedel ödeme noktasında hep kolaya kaçtık.
Evet, bir kavga verdik.
Başardık da ama sonunu getiremedik.
Dünyanın birçok yerinde, birçok sorun yaşanıyor.
Sorunlarla boğuşan sadece biz değiliz.
Sorunlarla yaşamayı alışacağımıza öncelikle çözümler için sorunları sahiplenmeliyiz.
Hem içte hem de dıştaki sorunları başkalarına bırakırsak, sadece bizi ilgilendirdiği kadar ve de laf ola sahiplenirsek elbette söz hakkımız da olmaz.
Kendi dünyamızda kendi gündemimizle meşgulken etrafımız adeta ateş çemberi.
Coğrafyamızda savaş çanları çalıyor.
Ve ülkemizin gerçekleriyle yüzleşiyoruz.
Olaylar bizim dışımızda gelişiyor.
Kıbrıs anılıyor başka merkezlerde ama Kıbrıslı Türklerin sesi yok.
Bilindiği gibi Suriye de içler acısı olaylar yaşanıyor.
Ve söylediğim sebeplerden biz yine seyrediyoruz.
“Elimizden ne gelir? Ne yapabiliriz ki?” diye düşünebilirsiniz.
Doğrudur.
Ama hiç olmazsa ilgilenseydik.
Sorunumuz sadece koalisyon, bakanlar, ekonomik programlar değil.
Ülkemizin stratejik anlamdaki önemi bir kez daha ortaya çıktı.
Ki biz bu ülkenin bu avantajını kullanmıyoruz.
Devletsek ve böyle bir iddiamız varsa her türlü imkânı sonuna kadar kullanmamız gerek.
Büyük düşünmek, ileriyi görmek, günlük değil sınırsızı istemek.
Yapamadık.
Suriye’ye gelince;
Şu veya bu şekilde bir operasyon olacak gibi.
Sorun, bu müdahale neyi amaçlıyor ve neyi değiştirecek?
Kimyasal silah kullanıldığı iddiasıyla başlayan fakat daha sonra gerçek olmadığı ortaya çıkan Irak’ta yaşananlar hala daha bitmedi.
Bölgenin ve dünya kamuoyunun böyle bir tecrübesi var.
Suriye’ye de Irak’a götürülen sözde demokrasi(!) amaçsa esas sorun işte o zaman başlayacak.
Bu haber 532 defa okunmuştur

:

:

:

: