Geçici hükümetler bir uygulama olmalı

Serdar Denktaş bu hafta “Söz Sizde” programının konuğuydu. Hükümet oluşumu ve yeni hükümetin önceliklerini, kamuoyundaki beklenti ve izlenimi kendi bakış açısıyla anlattı.
Serdar Denktaş bu hafta “Söz Sizde” programının konuğuydu.
Hükümet oluşumu ve yeni hükümetin önceliklerini, kamuoyundaki beklenti ve izlenimi kendi bakış açısıyla anlattı.
Söz geçici hükümet sürecine gelince oldukça önemli bir noktayı şu şekilde seslendirdi;
“Ortaya çıktı ki bunu bir uygulama haline getirmeliyiz. Yasaya da koyarak tabi ki. Seçimlerden üç ay önce mutlaka böylesi bir geçiş hükümeti oluşmalı. Bugün ben Başbakan yardımcısıyım. İktidardayım. Ama bir sonraki seçime Başbakan yardımcısı olarak girmemeliyim. Özkan bey de Başbakan olarak bir sonraki seçime girmemeli. Oluşacak bir geçiş hükümeti, teknokrat bir kabine ve mümkünse aday olmayacak bir milletvekilinin Başkanlığında bir geçiş hükümeti oluşmalı. Üç aylık süre, siyasetin çirkin yüzünün gösterilmediği bir şekilde sonlandırılmalı. Bunun geçici hükümetle iyi bir uygulama olacağı görüldü. Türkiye de bu dönemlerde müsteşarlar yapar bunları. Bazı Bakanlıklarda. Sonra on Bakana da gerek yok. Beş Bakanlık geçici süreyi yürütebilir. Devletin kullanılmadığı bir seçim süreci yaşadık. Tartışılmadan, kuşku duyulmadan. Neden uygulama haline getirmeyelim? Elbette tartışılması gerek hem hükümet ortağımızla hem de diğer siyasi partilerle. Biz bunu önerdik.”
Geçmiş döneme ait birçok ilki tecrübe ettik.
Geçici hükümet icraat yapamadı.
Malum seçim yasakları vardı.
Ama devlet imkânlarının kullanılmadığı, bu noktada böylesi olayların tartışılmadığı bir süreç yaşamamızı sağladı.
Bu konuda siyasi yapımızın geçmişi oldukça şüpheli.
Son gece vatandaşlık dağıtıldığını biliyoruz.
Son gece para torbalarıyla sokak sokak dolaşıldığı son seçimlerde bile dillerde dolaştı.
Devlet olanaklarının seçime endeksli şekilde hoyratça dağıtıldığına çok şahit olduk.
Bazı simsarların bu dönemleri kendi menfaatleri için “altın dönem” ve “devleti de altın yumurtlayan tavuk” olarak gördüklerini yaşadık.
Bunları en aza indirmek seçilenle, seçen arasındaki çıkar buluşmasını engelleyebildiği kadar engellemek değişmez denen bu yapıya önemli bir darbe vuracaktır.
Bunları birilerinin yapması lazım.
Bunu yapanlarda elbette her türlü bedeli ödemeyi göze alacak.
Toplumsal alışkanlıkları değiştirmenin önünü açacak ve bunu yaparken de toplumdaki adalet ve eşitlik düşüncesini güçlendirecek.
Hakkının yenmeyeceğini düşünen ve bundan şüphesi olmayan vatandaş seçim zamanları kazanacaklarının hesabını yapmaz.
Zamanın birinde bu ülkede yaşanan bir olayı anlatmıştı bir arkadaş;
Yine bir seçim dönemi ve yine iktidar partisi ve yine bildik yöntemler iş başında.
Gece yarısı operasyonları, isteyen herkese kırsal kesim arsası dağıtılıyor.
Elbette kötü niyet yok.
Amaç gençlerin köylerinde kalması tabi ki.
Olayın kılıfı hep böyle değil midir?
Ayni parsel birden fazla kişiye senindir diye planlar üzerinde ayrılmış.
Tembihlenmişlerde “aman ha kimseye söylemeyin oyu bize verin seçimden sonra yerinize sahip çıkın”.
Seçim biter seçilmek için bu yöntemi kullananlar muradına erer.
Parsel sahipleri yerlerine sahip çıkmak için hemen ertesi gün harekete geçer.
Gidilen yerde birden fazla insan şok yaşamaktadır.
Bu şokun sebebi hem söz konusu yerin birden fazla kişiye ayrılmış olmasından, hem de bu parselin bir polis karakolu olmasındandır.
Malum olayı birileri mutlaka hatırlayacaktır.
Ve sadece bir örnektir.
Anlatmak istediğim noktaya tekrardan dönersem;
Tecrübe; hataları, yanlışları ve elbette doğruları en iyi analiz etme ile önlem almanın en doğal yöntemidir.
Bunca yıllık siyasi geleneğimizde ders çıkarmamız gereken onlarca örnek varken bu noktalara gelmemiz ve hep ayni yanlışlarla söylemden öteye gitmeyen yöntemlerle günlük gündemler yaşayarak bir adım yol almadığımız ortada.
Yapılması gereken çok iş var.
Başlanması gereken ilk nokta zamanı boşa harcamamak.
Bir an önce özellikle siyasi elitin elini taşın altına koyması gerek.
Şeffaf açık ve toplumla paylaşarak ayni yükü, ayni eşitlikte omuzlamak.
Çok üzücüdür ki her dönem ayni beklentilerle ayni düşüncelere hayat veriyorum.
Ve değişen bir şey olmadığını da ayni hayal kırıklığı ile yaşıyorum.
Çok açık ve nettir ki artık hata yapmaya kimsenin lüksü yok.
Bu haber 560 defa okunmuştur

:

:

:

: