Karadeniz Cennet'in ta kendisi

Yeşilin huzuru, suların bereketi, mavinin sükuneti harmanlandığında insan bir başka olur yeniden doğmuş yenilenmiş gibi. Gözünüzün alabildiğince mavi.

Yeşilin huzuru, suların bereketi, mavinin sükuneti harmanlandığında insan bir başka olur yeniden doğmuş yenilenmiş gibi. Gözünüzün alabildiğince mavi. Çok farklı bir mavi Akdeniz'e hiç benzemeyen bir mavi. Adı Karadeniz ve yeşilin bütün tonları var. Yeşil armonisi zaman zaman yağmurla ıslak ıslak yağdıkça bir o kadar güzelleşir yeşil örtü. Trabzon ayaklarımızın altında ve sonrasında Giresun kirazın, fındığın anavatanı. Yaylaların muhteşemliği mantığın alamadığı en dik tepelerde, vadilerde kurulan evleri ve bunu takip eden dik yamaçlarda yetiştirilen fındık tarlaları. İnsanı misafirperver, sıcacık yürekleri, çalışkan ve azimli. Güzel insanlar... Yaylalarda yanan mangallar tadına doyum olmayan leziz yemekler, ayranlar. İçten davranan çalışanlar, işletmeciler. Sanki cennetin ta kendisi mekanlar yollar caddeler tertemiz. Avrupa yollarını aratmayan mükemmel otobanlar, çoğrafya görüntüsünü bozmadan dağı delerek açılan tüneller ve kısaltılan mesafeler. Her adım başka güzel başka keyif ve huzur verici. Kare kare arşivlemek, ölümsüzleştirmek istersiniz her bir objeyi. Kollarınızı iki yana açıp çocuklar gibi koşmak bağırmak istersiniz “ ben çok mutluyum ve huzurluyum” diye. Tanrı nasılda özene bezene yarattı bu doğayı nasılda bu kadar çok cömert davrandı. Tabiat ana uzun gölün tabiat cümbüşü. Giresun Kalesi'nden izlenen manzaralar bir yanı uçsuz bucaksız Karadeniz, yeşillik ve sayısız ırmaklar, dereler. Bir çok ağaçlarda salkım salkım meyvalar ve şimdi arşivden elde ettiğim Giresun Kalesi'nin ve şehrinin çekirdeğini oluşturan Kale'nin ilk kez ne zaman ve kim tarafından yapıldığı tam olarak belli değildir. Bunun ile birlikte Pontus Kralı I. Farnake'in (M.Ö. 190-169) şehrin kurulduğu alana hakim olduğu kabul edilir. Yüksek bir yarım ada üzerine inşa edilen kale etrafındaki şehirleşme antik çağda beliren Kale Liman ilintisiyle koloni tipi gelişmeye sahne olmuştur.Antik çağlardan beri çevresinde üretilen madenlerin nakil iskelesi ile bütünlük arz eden kale, Güney'den Kuzey'e önemli sayılabilecek bir yerleşim alanını da içine almıştır. Şehrin Türklerden önce bilinen sakinleri milletler ve Cenevizlilerdir. Miladi 14. yüzyılın başlarında küçdoğan bey komutasındaki müslümançepnilerin akın faaliyetleri sırasında kalenin kısa süreliğine de olsa ele geçirildiği tahmin edilmektedir. Kale çevresindeki alana yerleşen çepnilerin 14. yüzyıl boyunca akınlarda bulundukları bilinmektedir. Ancak 1397 yılının baharında Hacı Emir Bey'in oğlu Süleyman Bey tarafından kale kesin olarak alınmış ve böylece kale/şehirde ilk defa müslüman idaresi kurmuştur. Osmanlı idaresinin kurulduğu tarihe kadar geçen zaman içinde kaledeki ve şehirdeki gelişim pek bilinmemektedir. 1461 yıl sonbaharında Trabzon'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet'in geri dönüşü sırasında kale/şehir savaşılmaksızın alınmıştır. Osmanlı idaresinde burası liman ticaretinin güvenliği sağlayan istihkam niteliğindeki kale ve onun çevresinde kurulan bir şehir olarak gelişme göstermiştir. 1486 yılında yapılan ilk sayımda Giresun kale/şehir içinde 114 hristiyana karşılık, muhafızlar hariç dört sivil müslüman bulunmaktaydı. Bu tarihte kalede Kalkandelenli Yusuf komutasında 30 kişilik muhafız birliği vardı. 1515 tarihli kayıtlarda ise kalede müslüman halk arasında Derviş Ahmet adlı Alperen ile sahilde Şehzade Selim'in (Yavuz) inşa ettirdiği camii etrafında gelişen yeni bir yerleşime işaret edilmiştir. Giresun şehrinin fiziki gelişimine en çok da camilerin öncülük ettiği görülmektedir. Sultan Selim Camii, Hacı Hüseyin Camii, Kapu Camii, Hacı Miktad Camii çevresinde ve yeni yerleşimlerin kurulmasıyla şehir kale dışında yayılmaya başlamıştır. 19. yüzyılda yaşanan göçler sebebiyle Gogora Kilisesi etrafında hristiyan yerleşimi oluşurken; Şeyh Kerameddin, Hortumzade, Soğuksu ve Çınarla Camiilerinde genişleme sürecine katkı sağlamıştır. 16. yüzyılda Şehzade Selim ve 17. yüzyıl başlarında Seyyid Mehmet Paşa'nın imar faaliyetleriyle atılım yaşanan Giresun şehrinde 19. yüzyılda ekonomik ve sosyal alanda belirgin bir canlanma görülmüştür. Yaşanan göçlerle birlikte 1890'larda şehirde müslümanların nüfusu 4.388, Rumların nüfusu 4.906 ve Ermenilerin nüfusu ise 936'ya çıkmıştır. Cumhuriyet devrinde gayrimüslimlerin şehirden ayrılmasıyla yaşanan boşluk 1960'lardan sonra köyden kente göçler sebebiyle kapatılmış ve böylece de tarihi yarımadanın doğusunda ve batısında yeni yerleşim alanları kurulmuştur. 1923'ten sonra Şeyh Kerameddin ve Nizamiye Mahalleleri; 1960'tan sonrada Seldeğirmeni, Aksu ve Çıtlakkale Mahalleleri ortaya çıkmıştır. 1959'da limanın ve sahil yolunun açılmasıyla da mekansal olarak şehrin denize paralel biçimde gelişme süreci devam etmiştir. Karadeniz bir uçtan bir uca görülmeye değer bir güzellik. Cennetin ta kendisi.Bana ve aileme gösterilen sıcacık ilgiye başta Mehmet Çalış ve yakınlarına yürekten teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu haber 3500 defa okunmuştur

:

:

:

: