Detaylardan bütüne gelemiyoruz

Yıllar içerisinde ve özellikle 1974 sonrasında hızla bir değişime uğradık. Bunun adını da “Erozyon” koyduk.


Yıllar içerisinde ve özellikle 1974 sonrasında hızla bir değişime uğradık.
Bunun adını da “Erozyon” koyduk.
Sebebini de çeşitlendirdik.
Siyasi görüşten, mesleki alanlara, yaşam şartlarından, gündelik hayata her konuda birbirinden hızla uzaklaşan bir kültür oluştu hızla.
Çok açık ve doğru bir tespittir;
“Günlük sıkıntılarda boğuşmaktan, esas sorunları konuşmaya fırsat bulamıyoruz”.
Yani detaylardan, tablonun bütününü göremiyoruz bir şekilde.
Yeni eğitim yılı bugün ve yarınla beraber başlayacak.
Yeni hükümetin ilk sınavı da bu başlangıçla start alacak.
Beklentilerin çok fazla olduğunu, bu çok fazla beklentiyi bu noktaya getirenlerinde bizzat siyasiler olduğunu bu köşe de çokça anlatmaya çalıştım.
Baki olan sistemler olmalıdır.
İsimler, yöneticiler değişse de tıkır tıkır çalışan bir mekanizma olmalıdır her daim.
Devlet ve uygulamaları isim ve düşüncelere göre değişmemeli.
En azından temel unsurları için bu nokta geçerli olmalı.
Eğitim ve sağlık konuları en sıkıntılı olmaması gereken, bu durumu engellemek için hiçbir mazeretin üretilmediği bir çarkın varlığıdır esasa olan.
Plan ve programlar laf ola değil, sistemsel ve uygulama ile en fazla ne kadarı gerçekleştirilebilir diye hedef konarak yola çıkılmalıdır.
Söylemler net ve tutarlı olacak şekilde tane tane seslendirilmelidir.
“Ben bilmiyorum, haberim yok, bir öncekiler yaptı, enkaz devraldık” gibi söylemler değişim kelimesiyle bağdaşmıyor.
Yanlış olsa da kesin olacaksınız, kararlı, kendinden emin ve bulunulan yerin tesadüf olmadığını göstereceksiniz.
Yeni hükümete “bir öncekinden daha kötü olması imkânsız” diyerek zaman vermeyi savunanlardanım.
Fakat bu ülkede ne seçim, ne kurultay, ne de bu anlamlarda istikrarsızlık biter.
İstikrar sadece uyum anlamı taşımaz.
Evet, bir mucize kadar zordur siyaseti tüm devlet kadrolarından, bürokrasiden arındırmak.
Ama bu devlet işleyişini de bu denli sekteye uğratmamalı.
En başta söyledim yeni eğitim yılı başlıyor.
Ama ayni zamanda sıkıntılar da başlıyor.
Bizim sorunlarımız sadece Türkiye ile ilişkiler ve ekonomik protokolün revize edilip edilmeyeceği değil.
Okullarda öğretmen eksiklikleri, çalışan eksikleri, tamiratlar hala daha var.
Bir önceki hükümetin Başkanı sırf partisinde Başkan kalabilmek adına yüzlerce istihdam yapıp kendine bir avantaj sağladı.
Devletin yükünü artırdı.
Yaklaşık iki yıl bu olayla kaybettik.
Peki, başka kaybedilenler?
Bunları söylüyoruz çünkü bu yaşananlar birilerinin kulağına da küpe olmalı.
Okullar açılıyor ve öğretmen alınamıyor.
Öğretmen açığını sadece bir kısmı karşılanabiliyor şuan için.
Sebebi Sayın Başbakan şöyle açıklıyor;
“Bir önceki hükümet yüzlerce istihdam yaptı. Bize istihdam şansı kalmadı.”
Bunun acısını devlet okullarında okuyan çocuklar mı çekecek?
Kusura bakmayın ama çare sizde.
Çözüm şöyle olur veya böyle olur.
İşin orasında değiliz.
Ama birilerinin yaptığı yanlışlığı düzeltmez ve eksiklikleri çarelerle, çözümlerle gidermezseniz esas görevinizi de yapmamış olursunuz.
Okullar açılırken, eksikliğin giderilmesi amacıyla geçici öğretmenlik başvuruları da bugün başlıyor.
Eskiyi hatırlatmayacak ve en erken olacak şekilde bu iş çözülmeli.
Öğretmen herkesi yetiştirendir.
Öğrenci kalitesinin azaldığını söylerken, öğretmen kalitesinin de düştüğünü söylemek ve bu yaraya da tuz basmak gerek.
Popülizm, siyasi tercihlerin önceliği, adam kayırmacılık, torpil mekanizması, artık kişilere kötülük yapmayı geçmiş noktada.
Genel olarak devleti, devlet organlarını, hizmet sunulmasını ve hizmet alanların her hakkını zehirliyor bu gidişat.
Kişilere göre isimler ve öncelikler tüm toplumu etkiliyor.
Öğretmen eksikliğini örnek olarak verdim mesela.
Bir siyasi partinin iç seçimi yüzlerce öğrencinin eğitimini etkiledi.
Doğru işe doğru adam ve planlı, programlı, devlet ciddiyetiyle yapılacak işlerdir bu ülkeyi ileriye taşıyacak.
Bu ülkenin geleceğini, ne partiler, ne siyasiler, ne hırs, ne dış destekler tek başına şekillendirebilir.
Bu bilince varılmadığı sürece detaylarda boğulmaya ve tablonun bütününü görmezden gelmeye mahkûmuz.
Bu haber 576 defa okunmuştur

:

:

:

: