'İsteseniz de istemesiniz de ve önce can sonra canan'

Bir TOMA yükümüz eksikti, o da oldu.
Bir TOMA yükümüz eksikti, o da oldu.
Gündem anlamında onu da yüklendik.
Aslında tartışılması gereken TOMA değil, esas konu sivil iradenin bunu engelleyememesi.
Hatta konu ile ilgili bilgi eksikliğinin olması.
Sivilleşme, demokratikleşme sürecinin bir şekilde bu ülkede başlayamaması.
Bu meseleyle sivil otoritenin meşruluk bağlamında tartışılmasıdır esas konu.
Tüm dünya tankları, tüfekleri, füzeleri, sivil insanlara hatta coğrafyalar arasında tehdit unsuru olan kimyasal silahlara karşı önlem almaya çalışırken, Kıbrıs’ın kuzeyin de sivil halka karşı yine önlem anlamında TOMA alınıyor.
Bu ülkede birden fazla hükümet mi vardır?
Bu hükümetler birbirinden bağımsız olarak mı hareket ediyor?
Biri karar alır uygular, diğerinin haberi bile olmaz.
Günlerdir konuşulup tartışılıyor.
TOMA denen araç neden alınacak?
Bunun nedeni mi var.
Kullanıldığı alanı yakın geçmişte görmedik mi?
Toplumsal olaylara müdahalede kullanılıyor.
Üstelik bu olaylar içe yönelik.
Yani bir şekilde eylem yapan, gösteri yapan, iddia ettiği hakkı savunan, ses vermek istediği kurum veya merkezlerin önünde kendini göstermeye çalışan insanlara kısa, uzun ve sürekli olmak üzere üç farklı özellikte tazyikli su sıkarak, gaz, boya, köpük sıkarak iç olayları sindirmeye çalışıyor.
Tüm dünya nerede nasıl kullanıldığına şahit oldu.
Ve söylendiği gibi “bizde ne olacaksa, sizde de olacak” işte o noktadayız.
Ve üstüne basarak söyleyenlerde var 'İstesiniz de istemeseniz de TOMA gelecek'.
Bu aracın adının geçtiği noktalarda, şiddet var, öfke var, tepki ve karşı koyuş var.
Ayni zamanda bir orantısız güç gösterisi, bir acımasızlık, devletin yasal gücünü olmaması gerektiği şekilde kullanma eğilimi var.
Bu ülkede bunların hiçbirine gerek yok.
Olması muhtemel olaylara karşı önlem düşüncesi varsa, bu adım bu olasılığı daha da artırmaktan başka bir işe yaramayacak.
Söylediğim gibi tartışılması gereken;
Bu tür bir tasarrufta sivil veya diğer bir deyişle seçilmiş KKTC yönetim iradesinin etkisiz kalmasıdır.
Sivil idare söylemden öte gidemiyor.
Bu durumun sonucu sivil iradenin itibar ve etkinlik anlamında sınavıdır.
Sonuç ilk günden alınmalıydı.
Ama şuana kadar herhangi bir netice yok.
Tehlikeli olansa sivil otorite dışındaki merkezlerden de konu ile ilgili herhangi bir yaklaşım sergilenmemesi.
Hükümet neden konuya hassasiyet gösteriyor, çünkü toplumsal anlamda bir tepki var yapılmak istenene karşı.
Genelin karşı çıktığı bir uygulamada ısrar etmenin de bir manası yok.
Toplumsal olaylara müdahale için gösterilen bu hassasiyet keşke artan adli olaylar için de gösterilse.
Güvenlik güçleri öncelikle toplumu tehdit eden ve günden güne artan, büyüyen suçlara karşı çözümler üretip, önlemler alsa.
Yangın söndürme helikopterinin lüks görüldüğü bu ülkeye TOMA hayli hayli lüks gelir.

YOL BAĞLADIK LARNAKA'YA
Trabzonspor güneyde maç yapacak.
UEFA Avrupa Ligi J grubunda Apollon Limasol ile karşılaşacak.
1974 yılından sonra ilk defa direkt uçuşla Türkiye'den Kıbrıs'ın güneyine uçuş yapıldı.
Söylenecek çok şey var ama ne değişecek ki?
Sözlerle 39 yılı geride bıraktık.
Laf,laf, laf.
Gerçekler acıdır.
Trabzonspor sportif direktörü Ünal Karaman konuyla ilgili şunları söyledi;
“Kıbrıs’a iyi duygular içerisinde geleceğiz. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye çalışacağız. İlk kez UEFA Avrupa Ligi’nde gruplarda mücadele edeceğiz. İnşallah gruplardan çıkarız. Siyaset siyasetçilerin işidir. Biz spor yapmaya geliyoruz. Siyasetin tamamen dışındayız. Ülkemizdeki vatandaşlarımızı ve Kıbrıs’taki Türkleri en iyi şekilde temsil edeceğimize inanıyorum”.
'Siyaset siyasetçilerin işidir, biz spor yapmaya geliyoruz ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz' altını çizdiğim sözler oldu.
Bu sözleride altını çizerek yazıyorum;
Sporu bile siyasete kurban ettiler, spor yaparak bile ülkemizi temsil edemiyoruz.
Ve önce can, sonra canan.







Bu haber 579 defa okunmuştur

:

:

:

: