CAMİLERİMİZ

Camiler, dini ve sosyal hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri olarak daima önemini muhafaza etmektedir.
Camiler, dini ve sosyal hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri olarak daima önemini muhafaza etmektedir. Cami, toplayan, bir araya getiren demektir. Buna göre bütün müminlerin, zengin- fakir, küçük- büyük, amir- memur, siyah- beyaz, doğulu –batılı … vs.ayırmadan yan yana durup “bir tarağın dişleri gibi” bir arada Allah’a ibadet ettikeri müstesna mekanlardır.
Renk, dil, Millet bölge farkı gözetmeksizin bir arada bulunup ibadet etmenin en bariz misali, en coşkun manzarası en doyulmaz hazzı şüphesiz Mescid-i Haram’da yaşanır.Mescid-i Haram,Beytullah’ı çevreleyen yapının adıdır. Kabe,diğer adıyla Beytullah, Namaz kılacağımız zaman yönelmekle yükümlü olduğumuz kıbleyi temsil eden yapıdır.Yani kıbleye dönmeden namaz kılamayız. Mutlaka yönümüzü o tarafa çevirmemiz gerekir.Kur’an-ı Kerim’de “Yönünü Mescid-i Haram tarafına çevir”buyuruluyor.
Yeryüzünde Allah’a ibadet için yapılan ilk yapı Kâbe’dir. Dünyanın neresinde olursa olsun bütün camiler Kâbe’nin bir şubesidir.Hepsinin de yapılış gayesi aynı ve hepsinin de yönü Kâbe’ye bakar.Her namaz vaktinde bütün Müslümanlar aynı yöne durup ibadet ederiz.Geniş planda düşündüğümüzde günün her saatinde Kâbe’ye dönüp ibadet ediliyor. İbadetsiz geçen bir an bile yok.Günde beş defa bu sıra tekrarlanır.
Kâbe, ilk defa Hazreti İbrahim zamanında inşa edilmiştir. Oğlu Hazreti İsmail ile birlikte Kâbe’nin duvarlarını yükseltirken, şöyle dua ediyorlardı: 'Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin'.
: Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş(Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş(Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin. Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin”.
İşte bu gün islam ümmetinin varlığı bu duanın neticesidir. Zira Peygamber Efendimiz,”Ben, atam İbrahim’in duası, Kardeşim İsa’nın müjdesi, annemin rüyasıyım.”buyuruyor.
Bu gün her birisi Kâbe’nin bir şubesi olan camilerimiz, bulunduğu mekanın kimlik belgesi gibidir.Üzerinde bulunduğu toprağın tapu senedi mesabesindedir. Semalarında çınlayan ezan sesi, O sesin yükseldiği kubbeler ve minareler o beldenin bir İslam beldesi olduğunu,orada Müslümanların yaşadığını ifade eder.
Tarih boyunca gelip geçmiş bütün milletlerin mutlaka bir dini olmuştur.Bu gün için de en son ve en mükemmel din olarak İslam vardır.Kendisinden öncekilerin hükmünü kaldırmıştır.Ondan başka yeni bir din de gelmeyecektir. Din,fıtri bir ihtiyaçtır.Beden ve ruh olmak üzere iki yönlü yaratılmış olan insanın bedenini yaşatan maddi gıdalar olduğu gibi,ruhunun huzur bulmasını sağlayan da manevi gıdalar olan dini hayatıdır.Bu gün iç alemimizde bir takım huzursuzluklar varsa onun kaynağında mensubu olduğumuz dinin gereklerini yerine getirmeyişimiz vardır.Vazifemizi ihmal etmiş olmanın ezikliği vardır.Peygamber Efendimiz,”Kişi kıyamet günü şu beş şeyin hesabını vermeden yerinden ayrılamaz”. Diye başlayan Hadisi şeriflerinde bu beş şeyden birinin de “ömrünü nerede tüketti” sorusu olduğunu beyan eder. Bir memlekette, orayı idare eden kişi hocaya haber göndermiş hocam buraya kadar gelsin diye. O an müsait olmayan hoca gelememiş.Ertesi gün görüşmüşler,idareci olan zat demişki “hocam sana kırıldım.geçen gün haber gönderdim gelmedin”Hoca demişki:”Sen beni yılda bir çağırdın o an müsait olmadığımdan gelemedim ya ben seni günde beş defa çağırıyorum da gelmiyorsun buna ne demeli...
İki arkadaş yolda karşılaşmışlar.Günlerden Cuma ve tam da cuma vakti.Biri diğerine diyorki:'-Gel camiye gidelim, bak bu gün de üstelik cuma ezanlar okunuyor haydi geç kalmayalım'.-'arkadaş sen git ben gelmeyeceğim. Hem işlerim var.Çok sevdiğim yeşil elbiselerimi de yeni ütülettim ütüsü bozulur bilmem ne olur.sen git.''Daha önce hiç gitmedinmi?''Çocukken dedemle gitmiştim.Bir daha da gideceğimi sanmıyorum.'Camiye gidelim diye teklif eden arkadaş anlatıyor.'Bir hafta sonra camiye vardım baktım bizim arkadaş en önde duruyor.Yine yeşiller içinde...Yanına yaklaşıp sordum hani gelmeyecektin?Hiç cevap vermedi.Çünkü yeşil örtüler altında bir tabutun içindeydi.'
Netice olarak her müslüman camiye gelir.Önemli olan zamanında gelebilmek...
' Mescitleri,Allah'a ve ahiret gününe iman edenler imar ederler'buyuruluyor Kur'an-ı Kerim' de.Bu gün bunun en güzel ifadesi camiye cemaat olabilmek diye düşünüyorum..Peygamber Efendimizin bir müjdesi vardır. Kıyamet günü arşın gölgesinde gölgelenecek yedi grup insan içerisinde gönlü mescitlere bağlı kimseleri de zikrediyor.
Camilerimizin bir önemli özelliği de,sosyal ilişkilerimizin merkezinde olmasıdır.Geçmişte inşa edilen camilere baktığımızda.Cami ile birlikte aş evi, hamam,kütüphane,şifahane medrese gibi yapıların da aynı yere inşa edilmiş olduğunu görürüz.Bir de camilerin ihtiyaçlarının karşılanması için yapılmış olan vakıfların varlığını biliyoruz.
Bu vakıflar yoluyla camilerin ihtiyaçları giderilir,hiç bir mağduriyet yaşanmazdı.
Bir müslüman olarak hayatımızın merkezinde olması gereken camilerle münasbetimizi yeniden gözden geçirmeyi hiç düşündükmü?

Camiler ve din görevlileri haftasını kutladığımız bu günlerde eski bir cami şadırvanına kulak vermeye ne dersiniz.

ŞADIRVAN KONUŞUYOR


Ben bir ulu cami şadırvanıyım
Mana âleminden izler bilirim
Elden ele giden dost kervanıyım
Nice kışlar nice yazlar bilirim

Sema kapısını açarken ezan
Kuşatır âlemi rahmet-i Rahman
Meleklerle dolar boşalır mekân
Böyle yaşanası hazlar bilirim

Güvercinler dört yanıma konarlar
Sularımdan içip içip kanarlar
Hu hu diye diye Hakk’ı anarlar
Dualar demeti sözler bilirim

Seherlerde başlar bir fasl-ı saba
Ulu çınarları sanırsın tuba
Nur simalar naziredir mehtaba
Aşk ile çağlayan gözler bilirim

Bir muhterem her gün abdest alırdı
Musluğumda gül kokusu kalırdı
Yanına her gelen huzur bulurdu
Bakmaya doyulmaz yüzler bilirim

Mihrabında okuyunca hafızlar
Kubbe yankılanır duvarlar sızlar
Dinlemeye gelir gökte yıldızlar
Burda doğmuş ne yıldızlar bilirim

Kim olmaz ki şu caminin kandili
Olsaydı söylerdi taşların dili
Neler gördü eyvanları mahfili
Beş vakit okunan cüzler bilirim

Ordular dönerken bitince sefer
Hele bir de olmuş ise muzaffer
Bir kahraman olur en küçük nefer
Gazalar şahidi tozlar bilirim

Karşıda gördüğün sadaka taşı
Gariplerin fakirlerin sırdaşı
Dibinde gizlidir nice göz yaşı
Çoktan makbul olmuş azlar bilirim

Bu camiler kaynağıdır rahmetin
Nişanıdır memleketin milletin
Mekânıdır kardeşliğin sohbetin
Suya dönmüş nice buzlar bilirim


Ben bir ulu cami şadırvanıyım
Şahidiyim huzur dolu anların
Gece gündüz yollarını beklerim
Mutluluk arayan tüm insanların


Bu haber 489 defa okunmuştur

:

:

:

: