Hayat Bayram Olsa

Şu dünyadaki en mutlu insan, Mutluluk verendir.
“Şu dünyadaki en mutlu insan,
Mutluluk verendir.
Şu dünyadaki sevilen kişi,
Sevmeyi bilendir.
Su dünyadaki en güçlü kişi,
Güçlükten gelendir.
Su dünyadaki en soylu kişi,
İnsafa gelendir.
Bütün dünya buna inansa,
Bir inansa, hayat bayram olsa,
İnsanlar el ele tutuşsa,
Birlik olsa.
Uzansak sonsuza.
Su dünyadaki en olgun kişi,
Acıya gülendir.
Su dünyadaki en zengin kişi,
Gönül fethedendir.
Su dünyadaki en üstün kişi,
İnsanı sevendir.
Su dünyadaki en soylu kişi,
İnsafa gelendir.”

Çok güzel bir şarkının anlam dolu sözleriyle başladım yazıma.

Ne güzel de anlatıyor.

Hayatı, bayramı, bayram gibi yaşanabilecek zamanları.

Mutluluk diliyor, insanları sevmeyi, gönül fethetmeyi, insafı, dünyanın en güzel mutluluğu ve zenginliği sayıyor.

Keşke her şey şarkılarda olduğu gibi yaşansa.

İçimden geldiği gibi yazmak istedim bugün.
Ve içimden geldiğince de, gelenleri yansıtıyorum şuan.

“Nerde o eski bayramlar” diye başlayan sohbetler yapmak istemem.

Fakat böylesi günlerde insan hatırlamak ve hatırlanmak ister.

Bir burukluk tutar yürekleri.

Yanında olmayan, uzaklarda fakat içinde yaşattıklarını daha bir özler, saçma sapan bahanelerle kırgın olduğu ama pişmanlığın kol gezdiği gönül sızısı içini daha bir kemirir, daha bir ağırlaşır o yükü taşımak.

Keşkeler yerleşir kalp yaralarına merhem gibi dindirir acıyı beklentiler, aslında çok zor değildir yapılacak olan.

Umutlar, gönül almalar, yeniden başlamalar, hayatın birçok yönü ve yüzü olduğunu kabullenmeler, hep konuşmak değil, biraz da dinlemek gerektiğini anlayacak olgunluğu ruhlara taşımak ve her anın bu yaşamın bir değeri olduğunu bilerek gerçek anlamda kıymet bilmek.

Çok da kolay değildir elbette.

Ama insan mümkün oldukça kalp kırmamalı, hatta mümkün oldukça gönül almalı.

Hiçbir yol dönülmeyecek kadar uzak değildir.

Eğer ki ulaşabilecekleriniz için hala fırsat varsa şanslısınız demektir.

Bir daha olup olmayacağı belli olmayan bu şansı kullanmakta sizin elinizde.

Ya bir daha gelmeyecek olanlar.

Hiç dönmeyecek, sanki hiç yaşamamış, anılara, resimlere, hayal meyal hatıralara hapsolmuş yürek sızıları.

Hep istenilen ve son anda vazgeçilen son şanslar için duyulan azaplar.

Peki, onları ne yapmalı?

Dedim ya içimden geldiğince yazıyorum.

Defa, defa okuyacak değilim.

Geldiği gibi hayat bulacak düşünceler, cümlelerle.

Yazının ilk başında söyleyeceğimi en sona bıraktım.

İnsanın, insan gibi yaşadığı bir memleket, kimsenin kimseyi ezmediği bir düzen ve bayramın bayram gibi yaşanması dileğiyle;

Mutlu bayramlar…








Bu haber 611 defa okunmuştur

:

:

:

: