CTP de değişimin sancıları mı?

“Sayın Soyer aday olmamakla ki en azından bu yazı yazılana kadar aday değildi, değişim adına en önemli adımı atmıştır.
“Sayın Soyer aday olmamakla ki en azından bu yazı yazılana kadar aday değildi, değişim adına en önemli adımı atmıştır. Ama bu ülkede değişim istiyorsak, öncelikle siyasi partiler kendi
yönetimlerini değiştirmeli.

Daha sonra ülkedeki siyasi yönetim anlayışını değiştirmenin yollarını aramalı. Aslında CTP’nin önünde bir fırsat var. 5 Haziran kurultayı sadece Genel Başkanı değiştirmesin. Parti içi değişim her anlamıyla hayat bulsun. Mesela, yazımın daha önceki kısımlarında bahsettiğim, Genel Başkanlık süresinin sınırlandırılması düşünülemez mi?
Değişimi ve statükonun yıkılmasını savunan bir siyasi görüşten bu anlamda bir
beklenti çok mu?”

Haziran 2011 de yazılmış bir yazımdan alıntıdır bu cümleler.

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin kurultayı ve kurultaya bağlı sancılar nedeniyle yaşanan gelişmeleri değerlendirmiştim.

Her siyasi parti de, hatta iki kişinin belli bir amaçla ya da amaçsızca bir araya gelmesin de bile fikir
ayrılıkları olur, bu durum gayet doğaldır.

Hatta böylesi bir ortamın olmaması en başta bir sıkıntıdır.

Mutlaka herkes kendi bakış açısına göre, kendi doğrusunu seslendirecektir.

Herkesin doğrusu anlamındaki zenginlikten yararlanmaktır marifet.

Dün UBP içi olaylar konuşulurken bugün CTP içi sıkıntıların gündem olması normaldir.

Bunda acayip bir durum yok.

Çünkü iktidar olmak başlı başına her şeyiyle tartışılmak demektir.

Normal bir durumun sonucudur gizlinin, saklının kalmaması.

İktidar güçken, ayni zamanda zayıflık sebebidir de.

İktidarların muhalefetlik anlamındaki rakipleri sadece dış odaklarda veya farklı siyasi görüşlerde değil,
kendi içinde olan ve esasında en tehlikeli sayılan türüdür.

Kendi içinde eleştiren, uyaran, dikkat çeken, zarar verme değil, zarardan dönme adına yapıcı bir yol izleyen parti içi muhalefet tabi ki katkı anlamında her siyasi görüş için gerçek
anlamda kazanımdır.

İktidar partisi içindeki çekişme toplumsal önceliklerin yerine geçerse işte o zaman esas mesele başlar.

Ki bunun anlamını kavrayabilmek için çok geriye gitmeye gerek yok.

Bir önceki iktidarın hem icraat, hem kavga, hem de denge kuramadığını kolay kolay unutmayacak şekilde tecrübe
ettik.

O, ona onu söylemiş, şu, şununla küsmüş, birisi diğerini seçilmesin diye kesmiş, herkes kendine göre bir liste hazırlamış, belediye başkanları belediyeleri milletvekili seçimleri için kullanmış, belediyelerin işlerini hep örgüt başkanları yapıyormuş, yani aslında statüko denen ve tüm siyasi merkezlerin yararlandığı her ne varsa CTP’de faydalanmış.

Bunu söyleyenler de bu partinin tarafları.

Bunlar çok da yabancı değil.

Kıbrıs’ın kuzeyinde hemen herkesin şikâyet ettiği ve siyaset denen arenanın olmazsa olmazları.

Seçimlerde yaşanan olaylarla ilgili kurulan komitenin araştırmaları sonucu hazırlanan ilgili rapor da
söylenenler, yazılanlar, çizilenler.

Ve hızla çalışmaya başlayan dedikodu mekanizması.

CTP değişiyor, tam anlamıyla kabuk değiştiriyor.

Sadece isimler, yönetim stratejisi değil, politika da değiştiriyor iktidarın büyük ortağı.

Bu değişimin sancılarıdır yaşananlar.

Eskisi gibi keskin, ayrılıkçı değil tam aksine uzlaşıcı, uyumlu bir yol izleniyor.

Yenilenmeye başlayan CTP eskiyi terk ediyor yavaş yavaş.

Önemli olan kırmadan dökmeden dengeyi iyi ayarlayabilmek.

Seçim dönemine ait bir rapor hazırlandı.

Rapor dahi olsa herkes istediği ve rahatsız olduğu herkes ve her olay hakkında istediğini söylemiş.

Bunların basında yansıtılması elbette olayın bir başka yönü.

Bunlar parti içinde kalsaydı beklide kimsenin kimseden haberi olmayacak ve bu denli bir etki yaratmayacaktı.

Bu olayların gündem olması bir fırsatolabilir ki herkes hazır eteklerindeki taşları dökmüşken çözümleri de üretsin.

En önemli nokta tabi ki konuşarak bir yerlere varmak.

Rapor önemli, komite kurulması, çalışması, ortaya ciddi bulguların çıkarılması önemli.

Ama daha da önemlisi bundan sonrası.

Bu konu ortada, konuşuluyor, tartışılıyor, muhtemelen kurultaya kadar da gidecek.

Yönetimin acilen konuya taraf olup, hazırlatılan raporun değerlendirilmesini yapması ve izlenecek yolu belirlemesi
gerek.

Süreç uzayıp, dedikodu mekanizması çalıştığı sürece oluşacak zararın boyutları daha da artacaktır.

Tabi ki bunu en iyi görüp, en iyi şekilde değerlendirecek olanlar yine CTP’li dostlardır.

Bu olay büyürse zararı toplumadır.

Siyasi çekişmelerin bir şey kazandırmayacağını gördük.

Bu toplum bir parti içi çekişmenin daha kurbanı olması.

Bu haber 667 defa okunmuştur

:

:

:

: