Hem partili hem de liyakat sahibi olamaz mı?

Maalesef KKTC tarihinde kısır döngüye dönen “Dejavu” duygusu tekrar kaderimiz olmaya devam ediyor. Yani muhalef iken iktidarı liyakata göre değil “patronajnepotizm,kronizm veya favoritizm” ekseninde hareket etmekle suçlayan ancak iktidara geldiği zaman eleştirdiği aynı yakşaşımın merkezinde bulan siyasi partiler artık bizi şaşırtmamaktadır.
Maalesef KKTC tarihinde kısır döngüye dönen “Dejavu” duygusu tekrar kaderimiz olmaya devam ediyor. Yani muhalef iken iktidarı liyakata göre değil “patronajnepotizm,kronizm veya favoritizm” ekseninde hareket etmekle suçlayan ancak iktidara geldiği zaman eleştirdiği aynı yakşaşımın merkezinde bulan siyasi partiler artık bizi şaşırtmamaktadır. İşte bu nedenledir ki, siyasete ve siyasetçiye yönelik güven dibe vurmuş ve özellikle son genel seçimlerde gerçek galibin sandığı veto edenlerden oluştuğu gerçeği tartışmasız bir şekilde yüzümüze vurulmuştur.
Ülkemizde muhalefette sözlediklerinin aksini yapma durumunda olan siyasi çıkmazdan bahsetmeden önce devlet yönetimin etkinliği ve başta emek olmak üzere ülke kaynaklarının rasyonel dağılımı için ön şart olan “LİYAKAT” kavramına açıklık getirmek istiyorum.
Gündelik yaşamda sıkça telaffuz edilen “liyakat” Arapça kökenli bir sözcük olup, yaraşırlık, uygunluk, layık olma, yeterlilik anlamlarında kullanılmaktadır. İngilizce karşılığı capacity, competence, suitability, meritsözcükleridir.Liyakat; bürokraside de sıkça kullanılan bir terimdir. Bir göreve atanacak şahsın o görevi yapmaya ehil olup olmadığını ifade etmek amacıyla kullanılır. Bürokratik atamalarda liyakat esasına riayet edildiğinden bahsedilebilmesi; ancak ehil olanın tespiti sürecinde şeffaf bir yöntem izlenmesi, seçim kriterlerinin nesnel olması ve bu sürecin idari ve yargısal anlamda denetlenebilir olması halinde mümkündür (Fatih Selim Yurdakul,http://fatihselimyurdakul.blogspot.com/2013/08/liyakat-kavram-uzerine.html.)

T.C. Anayasası’nın 70.maddesinin başlığı “Kamu Hizmetlerine Girme Hakkı-Hizmete Girme” olup maddede,..Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.hükmü yer almaktadır. Öğretide, kamu hizmetine girme hakkına ilişkin anayasal ilkeler; serbestlik, eşitlik, yasallık ve liyakat olarak tanımlanmaktadır.Burhan Aykaç, liyakat ilkesi çerçevesinde, kamu personel yönetiminin amacını, .. örgütün bütün birimlerine, örgütün amaçlarını tam olarak gerçekleştirebilecek sayıda ve yetenekte personel bulmak, yetiştirmek, kamunun istediği ve beklediği hizmetleri daha etkili, daha verimli, daha akılcı ve daha nitelikli bir şekilde sunmaktır..şeklinde belirtmiştir. Bu amaca uygun bir kamu örgütlenmesi için gerekli temel ilkeler, gerek öğretide, gerekse de 657 sayılı yasada; sınıflandırma, kariyer ve liyakat ilkeleri olarak benimsenmiştir.Bu çerçevede, “kamu görevlerine en yetenekli kişilerin seçilmesi” olarak da tanımlanan liyakat, kamu hizmetine girişin ve hizmet içinde yükselişin “işe uygunluk” ya da “başarı” ölçütüne bağlandığı, uygulanan ücret ve diğer çalışma şartlarının hizmetin etkinliğineve sürekliliğine katkıda bulunan çağdaş bir personel sistemi’ninön koşuludur (http://www.gokhancandogan.av.tr/blog-detail.php?i=15).

Liyakat, dar anlamda herhangi bir organizasyonda işe uygun ehil kişinin seçilmesi anlamına gelmektedir. Buradaki “işe uygunluk”, işin gereğini yerine getirebilmek için gerekli, bilgi ve tecrübedir. Ancak, liyakat kavramı özünde etik ve erdem gibi değerleri de barındıran bir kavramdır. Bu açıdan, işe alınacak kişinin bilgi ve tecrübe sahibi olması yanısıra etik ve erdeme sahip olması da son derece önemlidir (http://www.sobiad.org/kamu_yonetim_merkezi/liyakat.htm).
KKTC Anayasasında liyakatı öngören bir hüküm bulunmamakla beraber mevcut mevzuatdaliyakatın tefsirini yapan madde deyer almamaktadır.Ancak, bunun böyle olması liyakatauygun davranılamayacağını göstermemektedir. Başka bir ifade ile,ülkemizde liyakataugun yapılanmayı engelleyenhukuki ve idari noksanlık değil siyaset kurumunu bataklığa sürükleyen anlayıştır.
Siyaset kurumunu bataklığa sürükleyen anlayış ne yazık ki bugün koalisyonu oluşturan iki partide de hakim durumdadır. Siyasi partileri iktidara taşıyan yönetim kadroları ve holiganları vasıflarını dikkate almadan devlete atanmaya veya istihdamı hak olarak görmektedirler. Bunun ise bariz kanıtı günümüzde gözlemlenmektedir. Bir siyasi partinin genel sekreteri belli bir makama atanmayı hak görmekte ve bu konudaki talep ve tepkisini açıkça belirtmektedir. Buna ilaveten, yine benzer makam beklentileri karşılanmayan bazı parti yetkilileri görevinden istifa edebilmektedir. Ayrıca, koalisyonun büyük ortağı içerisinde yükselen sesler halen daha UBP tarafından atanan bürokratların görevden alınmadığı yönündedir. Elbette, CTP-BP tarafından atamaların tamamlanmamasının en önemli nedenlerinin başında partide artık dışa vuran üç farklı eğilimin duyarlılıklarını kurultay hesapları ile dengeleme düşüncesi de gelmektedir.
Partileri ve dolayısıyla devleti bataklığa sürükleyen çarpık düşüncenin liyakat kavramı göre itiraf edilmesi gereken tek bir haklı yönü vardır. Yukarda da vurgulandığı gibi, liyakat kavramının özünde kişinin bilgi ve tecrübe sahibi olması yanısıra etik ve erdeme sahip olması da son derece önemlidir. Yani kişi bilgi ve tecrübe sahibi olurken toplum çıkarlarına öncelik vereceğine dair mevcut iktidarın güvenine mazhar olması gerekmektedir.Bu çerçevede, öncelikle sadece parti holigani olma ve/veya partililerin desteğini alma dışında liyakat sahibi olmayan kişiler behemehal görevden alınmalıdır. Buna ilaveten, bilgi ve tecrübe sahibi olmasına rağmen toplum için hizmet etme erdeminde ve etik davranışta bulunma yerine partisine hizmet etmeyi şiar eden kişilerin de üst düzey devlet yönetiminde tutulmasının hiçbir makul gerekçesi olamaz. Ancak, görevini tamemen profesyonelce yürütüp siyasi parti aidiyeti olmayan veya olup da bunu devlet hizmetinden uzak tutmayı başaran istisna da olsa son derece değerli bürokrat ve teknokratların görevlerine devam etmesinde sakınca bulunmamaktadır.
Peki o zaman atamalar nasıl yapılmalıdır. Bunun için en makul yaklaşımı CTP-BG MYK üyesi sayıştay eski başkanı İsmet Akim’den işittim. Akim diyor ki, bizim halkımıza vaat ettiklerimizi ve programımızı yerine getirmek için güven duyabileceğimiz kadrolara ihtiyacımız vardır. Bunun için ise parti içerisinde geçmişte devletde göreve yapıp şuan maşavir olanların ve diğer adayların ilgili mevkilere ilişkin liyakat odaklı performanslarının ve iş gereğinin şeffaf ve adil bir şekilde değerlendirecek kurumsal yapı oluşturulması gerekmektedir. YANİ ATANACAK BÜROKRAT VE TEKNOKRATLAR PARTİLİ OLABİLİR, ANCAK LİYAKAT SAHİBİ OLDUKLARI PARTİLİLER YANINDA TOPLUM TARAFINDAN DA GENEL KABUL GÖRMELİDİR. EĞER BELİRLİ MEVKİLER İÇİN GEREKLİ LİYAKATA SAHİP PARTİLİ BULUNAMAYORSA DIŞARIDAN DA ATAMA YAPMA CESARETİ VE BASİRETİ GÖSTERİLMELİDİR.
Bu haber 697 defa okunmuştur

:

:

:

: