Kıbrıs sorunu çözüme mi kaosa mı yoksa yeni durum mu?

Değerli okurlar biraz uzun bir başlık oldu ancak bu şekilde ifade edebilirdim, çünkü gerçekten Kıbrıs sorununda bir kazan kaynıyor
Değerli okurlar biraz uzun bir başlık oldu ancak bu şekilde ifade edebilirdim, çünkü gerçekten Kıbrıs sorununda bir kazan kaynıyor. İlk kez ABD bu kadar müdahil oluyor olacağını da açıkça ifade etti, ”eğer taraflar hazır ise” dedi “biz ABD olarak yardıma hazırız”. Buna kim inanır ki, basbayağı baskı yapıyorsunuz ileri ki aylarda da tehditler başlayacak herhalde göreceğiz.
Geçenlerde BRT de ABD elçisi ile gerçekleştirilen söyleyişi izleme fırsatı buldum, değerli okurlar sanki Rum başkan Nikos Anastasiadis konuşuyordu.
Maraş konusunu; güvenin tesis edilmesi ve kapsamlı bir çözümün yolunu açacağı için verilebilir, Rumlara.
Rum yetkililerin direk Türkiye ile görüşmesi; çok iyi ve verimli olur bir çok şeyin daha iyi anlaşılması için önemli. Rumlar da görsün ki, Türkiye ile görüşülebilir, Anastasiadis bu görüşünü muhalefette iken söylüyordu.
DOĞAL GAZ; sanki anlaşmışlar da ayni görüşler ifade ediliyor, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti karasularındaki hakları hak, anlaşmalar da yapabilir çünkü egemen devlet, ancak Kıbrıslı Türkler de faydalanmalı, Anastasiadis’e söylüyoruz.
ADA BİRLEŞTİRİLMELİ ; çözüm federasyon temelinde olmalı da altı nasıl doldurulacak belli değil. Adayı özgürleştirecek bir yapı kurulmalı ancak sözde Kıbrıs Cumhuriyeti, AB üyesi bir ülke göz ardı edilmemeli.
BM kararlarına uyulmalı; BM, GK kararları Kıbrıs için önemli bunların dikkate alınması gerekir ve bulunacak çözümünde BM kararları doğrultusunda AB kriterlerine uygun olmalı.
Kıbrıs’ta anlaşma yakın mı? Kimilerine göre evet çok yakın kimilerine göre ise yeni bir çıkmaz ile karşı karışaya kalabiliriz veya artık buralar da yeni bir konjöktür oluşabilir. Ben açıkça ne olabilirden farklı olarak mutlaka bu Aadada bir şeyler olacaktır, bu hissiyat içerisindeyim. Bizler Kıbrıs Türk tarafı olarak hazırlıklı mıyız ? Bence hayır. Çünkü ulusal davamız olan bu konu hakkında görüş birliğimiz bile yoktur.
Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu; ‘bu sorunu kısa sürede çözmeye hazırız’ diyor. Ancak bu teslimiyet değildir bizler ayrı egemen yapıyız yeni ortaklığa egemen yapımızı taşımalıyız. Halkımız Türkiye’nin egemenliğinin sulandırılmasına izin vermez.Federal yapıyı anlıyoruz bazı yetkiler sınırlı bir sayıda federal devlete devredilecek, uluslar arası tek kimlik, tek federal vatandaşlık, dışa karşı tek devlet vs. peki ama içteki yetkiler nasıl ve hangi anayasal yetki ile kullanılacak ? Toprak konusunun müzakeresi nasıl ve hangi temel kriterlere göre yapılacak ? göç olacak mı? Olacaksa ki göçü Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu kabul etmiyor, ben de destekliyorum. Nasıl hangi bütçeden rehabilite edilecek ve daha birçok bilinmeyenli sorular.
Gerçekte bunlar nasıl olacak bilen var mı?
Hükümet edenlere gelince, Dışişleri Bakanı Sayın Özdil Nami’nin açıklamaları; Hükümet koalisyon CTP-BG ile DP-UG arasında Kıbrıs konusun da farklılıklar gözlemliyorum. Dışişleri Bakan Sayın Nami ilk açıklamasında gelecek olan plan Annan planından çok farklı olmayacak DP-UG bu düşünceyi benimsemiyor Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu da benimsemiyor. O zaman bu fikir azınlıkta. Ondan sonra bir açıklama toprak tavizi yok, bu söylem doğru ancak zamanı değilki bir kere müzakereler başlamış değildir, en önemlisi Annan planı Türk halkının evet demesine karşın Rum halkının hayır demiş olması zamanın BM Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan’ın söylemi ile tarihe karıştı.
Eğer bizler Annan planını tekrar zikredersek Hanney’in sözüne geliriz. Ne demişti; ‘bu plan kabul görene kadar referanduma sunulacaktır.’ Bana göre de böyle olursa üzülerek yazıyorum ama maalesef ne bizim nede Türkiye’nin etkinliği olur planlar konusun da.
Benim gördüğüm gerçek şu ulusal davamız olan Kıbrıs sorununda çok farklı bakış açıları var. Başta Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu sessizliğini koruyor ama farklı görüşleri var ve dayatmalarada karşı ANnan planını da onaylamıyor.
Hükümet bu konuda farklı görüşler içerisinde; CTP-BG nin çözüm ve anlaşma ile ilgili görüşleri ortağı DP-UG den farklı olduğunu gözlemliyorum Dışişleri Bakanı Sayın Nami’nin açıklamaları CTP-UG kanadında da konu oldu.
UBP görüşü bu konuda belli Annan planını reddediyor ve KKTC halkının haklarının korunacağı bir egemen yapının kurulacağı anlaşmadan yana. KKTC halkının da artık izolasyonlar altın da ezilmesine karşı olduğunu savunuyor, eğer bir anlaşma da olmayacaksa KKTC tanınmalı diyor.
TDP görüş açısın da bir an önce anlaşma diyor CTP ye yakın görüşler.
Özet olarak dört görüş farklılığı var, başta Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu, Hükümet ikiye bölünmüş gibi, CTP-BG ve DP-UG farkı, UBP ve TDP, CTP-BG ye yakın.
1- Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu
2- CTP-BG ve TDP
3- DP-UG
4- UBP
Son seçimlerde ki oy oranlarına göre de UBP+DP-UG yaklaşık%60
CTP-BG+TDP yaklaşık %40.
Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu halkın tek turda %51 oy oranı ile seçilmiş Cumhurbaşkanı. En önemlisi de halkımızın ne düşündüğüdür: Ama hükümet bu konuda farklı görüşlerde ve bize pişirilmeye çalışılan dayatma bir çözüme de onay vermeyen bir çoğunluk.


Bu haber 743 defa okunmuştur

:

:

:

: