Din adamları gizliden görüşürken

Daha önce Kıbrıs adasının yaşadığı ayrılıkları yazmıştım. Türk, Rum, Müslüman, Hıristiyan ve başka inançlarla insanların ayrıldığını anlatmıştım.

Daha önce Kıbrıs adasının yaşadığı ayrılıkları yazmıştım.
Türk, Rum, Müslüman, Hıristiyan ve başka inançlarla insanların ayrıldığını anlatmıştım.
Yine bu yazımda;
Kuzey Kıbrıs’ta da 1974 sonrasında ayrılıklar oluşturulduğunu ve bu yöntemle arzu edilen yönetim tarzının yanin böl-yönet politikasının günümüze kadar başarıyla getirildiğini savunmuştum.
Kıbrıs sorunun da önemli bir dönem yaşanıyor.
Hiç olmazsa görüntü şuan için bu.
Ciddi ve hızlı bir diplomasi var iki taraf temsilcileri ve diğer taraflar arasında.
İki büyük tarafın yani Türkiye ve Yunanistan’ın, temsilciler tarafından ziyaret edilmesi önemlidir.
Belki çok bir beklenti sağlamayacak ama iletişim anlamında var olması bile bir kazançtır.
Kıbrıs adasının her iki tarafının, her iki temsilcisinin, eşit düzeyde kabul edilip, ağırlanacağı ve önemseneceği bu ziyaretler atılmayan adımların atılmasını sağlayacaktır.
Kıbrıs’ta esas bölünme, toplumlar arasında yaşanırken, önemli etkenlerden biri hatta ilk önde geleni elbette dini inanış anlamında ki ayrılıktı.
Özellikle dini inanış, dini kesim, dinin toplum ve siyasi yönetimler üzerindeki etkisinin çok çok önemli bir yerde olduğu Rum toplumunda yine din adamı ve kesiminin inanılmaz bir güç ve etkisi var.
Kilise, hem maddi, hem manevi ve ekonomik yönden devletten bile daha güçlü ve etkilidir.
Manevi gücün insanlar üzerindeki etkisi, olumlu veya olumsuz getirisi birçok amaç için kullanılmakta.
Yine güneyde kilise diye genellediğimiz manevi güç odağı her alanda etkisini yıllardır gösteriyor ve başarılı da oluyor.
Kıbrıs sorunun çözümüne endekslenecek bir manevi güç özellikle güneyde birçok zorluğu aşacak avantajı sağlar.
Yani esas yakınlaşma, ilgili taraf ülkeler, uluslararası camia ve siyasi yönetimlerden çok her iki tarafın manevi kesimlerince başarılabilir.
Çünkü esas olan bir çözümü kabullenecek, irade ve kararlılık gösterecek iki toplum insanının birbirine güvenmesidir.
Bu güven hiçbir söz, konuşma, anlaşma ile oluşacak bir durum değil.
Güven dediğimiz;
İletişim, ortak projeler, ayni endişeler ve düşüncelerin en üst noktada buluşması ile olacak ancak.
En başta iki toplum kendini hazır hissedecek.
Hazmedecek, paylaşacak, saygı duyacak, güven verecek, bunları
inşa edecek olan da sadece siyasi yönetimler ve politikalar değil.
Manevi ve sosyal olarak da ayni ortaklıkta buluşulması esastır.
Gerisi belki faydalı olabilir ama ortak hiçbirşey yaratmaz.
Sadece güvensizlik ve yabancılaşmanın devamını sağlar.
Son günlerde diplomasinin artış gösterdiğini ve en azından görüntünün bu olduğunu söylemiştim.
Peki, görünmeyen diplomasi nedir?
İşte bunu anlayabilmiş değilim.
İki tarafın yetkili konumundaki insanları gizli gizli görüşüyormuş.
Yine iki tarafın dini yetkilileri iyi ilişkiler içerisindeymiş.
Üstelik 2011 yılından bu yana, üstelik yabancı diplomatlar aracılığı ile görüşülüyormuş.
Ben kendi adıma destekliyorum.
Daha fazlasının olması gerektiğini de seslendiriyorum.
Ama nedendir bu gizlilik, nedendir bu korku?
Toplumların bunları bilmesinde ne sakınca var?
İnsanların cesaretlenmesi ve umutlanması mıdır korkulan?
Olumsuzluğu, suçlamayı, karamsarlığı halkların kaderi haline getirirken bir başka taraftan gizli gizli tersini yapmak nasıl bir çelişkidir.
İki toplumun iyi ilişkilerinden, kaynaşmasından, paylaşmasından, bu ada için ortak endişeleri seslendirmesinden kimseye zarar gelmez.
Mevcut durum ve şartlardan nemalanan, çıkar sağlayan guruplar her iki tarafta da güç kaybediyor.
Çünkü gerçekle doğru tektir ve adanın her iki tarafında da günden güne daha da belirginleşerek ortaya çıkmaktadır.
Esas mesele insanları bir araya getirip, kaynaştırmak ve bunu bilinçli, inatla ve belli bir amaç için yapmaktır.
Açık açık görüşün.
Konuşun ve korkmayın her işi siyasilere üçüncü güçlere gizli niyetlere bırakmayın.
Her iki tarafın önünü tıkayan bildik engelleri hiç olmazsa manevi yönden kaldırın.
Bu anlamdaki iyi niyet en başta cesaretle atılacak adımları güçlendirecektir.
Bu haber 626 defa okunmuştur

:

:

:

: