Yerel Yönetimler Reformu Acilen Gerekli!.....

Bugünlerde bilindiği gibi, 12 belediye başkanı, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği’nden bağımsız hareket ederek içinde bulundukları vahim durumdan çıkış yolları aramaya başladılar
Bugünlerde bilindiği gibi, 12 belediye başkanı, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği’nden bağımsız hareket ederek içinde bulundukları vahim durumdan çıkış yolları aramaya başladılar. Bu belediyeler kendilerine “Mağdur Belediyeler” ismini vererek belediye gelirleri arasında adaletsizlik olduğu iddiasında bulundular. Bu çerçevede “adaletli gelir dağılımı” için öneriler ortaya koyarak hükümet ve devlet yetkilileri yanında basın kuruluşları ile temaslarda bulunmakta ve taleplerinin yerine getirilmesine yönelik eylem hazırlığı içinde olduklarını dillendirmektedirler.
İsyan içerisinde olan bu 12 belediyenin partisel bir ayırım gözettikleri söylenemez. Zira bu belediyeler dışında zor durumda olup sessiz kalan Yeni Boğaziçi gibi adı geçen belediyelere destek vermeyen UBP belediyeleri de var. Demek ki, ayrışmanın sebebi çıkara dayanıyor. Mevcut kaynak bölüşüm sisteminden memnun olan özellikle büyük kent belediyeleri halinden memnun iken iflasın eşiğinde bulunan başta bu 12 belediye ise isyanları oynamaktadır.
Peki belediyeleri bugün iflasın eşiğine sürükleyen temel nedenler nelerdir? Başlıca nedenleri aşağıdaki gibi sırlayabiliriz:
• Reform adı altında 2008’de köylerin belediye bağlanması kararı ile bazı belediyeler artan hizmet ve yatırım yükümlülüğü altına girdiler. Ancak, devlet artan bu yükümlülüklere rağmen belediyelere gerekli altyapı ve mali katkıda bulunmadı. Devlet katkısının sabit gelir paylaşımından oluşması, bazı köyleri uhdesine alan belediyelerin gelirini nispeten artırrken kendisine köy bağlanmayan belediyelerin ise gelirini nispeten azaltmış oldu. Yani bu reformdan netde KKTC belediyeciliğinin fayda gördüğü iddia edilemez. Bunun yanında, muhtarlıktan belediye sınırları içerisine giren köyler de hizmet almadan vergilerin astronomik arttığının şikayetini yapmakta ve bu çağda dahi belediyeden ayrılmayı talep etmektedirler.
• Belediyelerin devlet gelirlerinden aldığı pay bugün itibariyle 51/1995 Sayılı Belediyeler Yasasının 108(1). maddesiyle düzenlenmektedir. Bu maddeye göre Belediyelere, Devlet Bütçesinde öngörülen yerel gelirlerin  8.5’i (yüzde sekiz buçuk) oranında pay ayrılır. Yani Devlet bütçesindeki öngörülen yerel gelirlerde değişiklik olmaz ise belediyeler arasında gerçekleşen nüfus değişikliği bazı belediyerin gelirlerinin artmasına bazılarının ise azalmasına neden olmaktadır. Bunun en bariz göstergesi bazı kentlerdeki üniversite öğrencilerinin de-jure nüfus kapsamında devlet katkı payının bölüşümüne kriter kabul edilmesi bazı belediyelerin gelirlerinde önemli düşüşe neden olduğu kaydedilmektedir. Salt bu nedenden Yeni Erenköy Belediyesi’nde nüfus başına düşen gelirin 535 TL’den 496 TL’ye düştüğü ifade edilmektedir.
• 65/2007 Sayılı Belediye Personel Yasasının uygulanarak istihdamlarla ilgili yapılan intibaklar sonucu çalışan maaşlarında önemli artışlar meydana gelmiştir. Buna ilaveten devletin yaptığı maaş artışları aynı şekilde belediyelere de yansımaktadır.
• Yine 65/2007 Sayılı Belediye Personel Yasası neticesinde kendilerine verilen istihdam yapma yetkisini gelir-gider dengesi ve gerekli iş hacmini dikkate almadan populistçe kullanan ve aşırı istihdama giderek mali yapısını daha da çıkmaza sürükleyen belediyeler olmuştur.
• Belediye gelirleri artmazken akaryakıt maliyetleri ve KVD artışları belediyeleri daha da zora sokmuştur.
• Emirnameler özellikle gelir güçlüğü içerisinde olan belediyelerin emlak vergilerini azaltmıştır.
• Özellikle ölçekten dolayı kurumsallaşamayan ve profesyonelce hareket edemeyen belediyelerde tahsilat düşük seviyelerde kalmaktadır.
• Adeta bir derebeyi gibi davranan belediyeleri devlet denetlemekte yetersiz kalmaktadır. Gerçi, devletin de populistçe istihdam, bütçe giderlerini kontrol etme ve usulsüz harcamaları önlemede belediyelerden daha başarılı olmuştur iddiası yapılamaz.
Yukarıdaki sorunları yaşayan 12 belediyenin ortak çözüm önerileri aşağıdakilerden oluşmaktadır.
• Hava ve deniz limanlarından alınan ücretler, trafik cezaları, kıymet ve tartı ücretleri bir fonda toplansın, 28 belediyeye eşit olarak bölünsün
• Yeni nüfus sayımı ile doğan mağduriyetler karşılansın
• Elektrik Kurumu belediyelere olan “Yer İşgal Harcı”nı ödesin
• Mahsuplaşma yapılsın
• Belediye araçları akaryakıt vergisinden muaf tutulsun
• Emekli olan belediye çalışanları alacakları için maliyeden avans verilsin
• KDV oranı yüzde 5’e düşsün

Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı Matrisi’ne göre Kamunun yönetsel etkinlik ve verimliliğinin artırılması hedefi çerçevesinde İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlığının sorumluluğunda Aralık 2013 tarihi itibariyle “Yerel yönetimler, idari, mali ve denetim yönünden yeniden yapılandırılacaktır” ifadesi yer almaktadır. İşte böylesi bir reform kapsamında KKTC belediyelerinin mali, idari, kurumsal ve denetimsel sorunlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, yapılacak reform kapsamında aşağıdaki hususların dikkate alınması gerektiğini düşünmekteyim.
• Öncelikle böylesi bir reform için tüm paydaşların katkı koyabileceği bir çalıştayın düzenlenmesi yararlı olacaktır.
• Halen % 8.5 olan develet katkısını % 9.25’e çıkarılması düşünülürken bu katkının kriterinin olabildiğince rasyonelleşmesi gerekmetedir. Şöyle ki, bölgenin gelişmişlik düzeyi (turistik olması gibi), başta emlak olmak üzere gelir yaratma kapasitesi, hizmet verdiği coğrafik alan, nüfus miktarı ve demografik yapısı dikkate alınmalıdır.
• Özerkliklerine halel getirmeden küçük belediyelerin kurumsallaşması ve profesyonelleşmesi için idari ve mali kurallar çerçevesinde güçlü denetime tabi tutulması gerekmektedir. Ayrıca, Lefkoşa Türk Belediyesinden açıkça anlaşılacağı gibi belirli kurallar çerçevesinde büyük belediyelerin de performans, uygunluk ve mali denetimlerinin etkinleştirilmesi, yasal boşlukların giderilerek usulsüzlük ve yolsuzluk yapanların ağır bir şekilde cezalandırılmasının da sağlanması gerekmektedir.
• Belediye başkan ve belediye meclisi arasındaki anlaşmazlıkların belde hizmetlerine olumsuz yansımasını önlemek için siyasi olmayan hakemlik müesseseleri ve oto-kontrol mekanizmalarının getirilmesi gerekmektedir.
• Verimli ve etkin çalışması mümkün olmayan küçük ölçeğe sahip belediyelerin üç alternatiften (1) kapatılması (2) büyük şehir belediye sistemi içerisinde sorumluluklarının sınırlandırılması veya (3) bazı belediyelerin kapsam ve ölçek ekonomilerinden yararlanarak bazı hizmetlerin ortak verilmesi gibi yapılanmaya gitmelerinin sağlanması gerekmektedir.




Bu haber 575 defa okunmuştur

:

:

:

: