Sakın ola toplumun önüne geçmeyin

Bu ülkede seçim bitmez.
Bu ülkede seçim bitmez.
Bu aslında önemli bir talihsizliktir.
Başka başka ülkelerde toplumlar seçim yapmayı kendilerine verilmiş önemli bir hak olarak görürken bizde gerçekten talihsizliktir.
Bu durumun nedeni ise açık ve nettir.
Bu ülke için seçim kaygı demektir, hayatın durması demektir, suya-sabuna dokunulmaması, seçim korkusunun her adımı engellemesi demektir.
Çünkü işin en başından akıllarda olan sadece bir sonraki seçimlerde kazanan olmaya bağlanmıştır.
Bu düşünceler sadece siyasi seçimlerle ilgili değil.
Seçimin olduğu her alanda bu böyle.
Seçilmişler bir sonraki seçimi düşünürken, seçmenler de içinde bulunulan dönemde ne kazanacağını düşünür çoğunlukla.
Seçimler bizim için talihsizlik demiştim ya gelin görün ki bir önceki iktidar partisinin kendi iç seçimi ülkeyi yangın çevirmişti.
Ki bu yangın hala sönmedi.
Ne ülkede, ne de partinin kendi içinde.
Demokrasiyi yönetmeye, geliştirmeye ve korumaya aday siyasi partilerin önce kendi içilerinde bunu başarmaları elbette esastır.
Bu anlamda parti içi seçimlerde çoklu yarışlar, söz konusu parti için her zaman kazançlıdır.
Önemli olan kırmadan, dökmeden, amacını aşmadan ve de başka başka kesimleri etkilemeden bunu sonuçlandırmaktır.
Demokrasiyi en başta kendi için ve kendi içinde hazmetmeyen bir düşünce bunu başkaları adına nasıl savunacak.
Çok adaylı seçimler kazançlıdır dedim.
Ama bunun tabi ki zamana göre önemi var.
Aslında anlatmak istediğim önemli, kritik dönemlerde özellikle de iktidar olunan zamanlarda parti içinde sağlanacak uzlaşının ilk öncelik olarak tercih edilmesi mutlaka düşünülmeli.
Bu anlayışla ilk kazanacak olan toplumdur ki önemli olan da budur.
Önceki iktidar partisinin içine düştüğü durumun zarar anlamındaki kaybı uzun yıllar devam edecek.
Üstelik sadece kendi içindeki zararla da kalmayarak.
O dönemde de ayni düşünceleri savundum.
Tabi ki parti içi uzlaşının hükümet çalışmaları ile topluma da yansıması düşüncesiyle.
Ama hükümet çalışmalarında da istikrardan ve toplumsal çıkardan uzaklaşılınca gidilecek köyün minareleri belli oldu.
Bu anlamda süreç uzatıldıkça erken seçimin gerekliliğini de bu satırlarda yazdık.
Bu dönemi yaşadık, yazdık, değerlendirdik ve tecrübe ettik.
Bunları tekrar anlatmaya gerek yok.
Hatırlamak bile istemiyorum.
“Öyle görünüyor ki Sayın İrsen Küçük, UBP’li bazı milletvekillerini dışlayarak bir yere varabileceğini sanıyor.”
Sayın Ahmet Kâşif adaydı ve böyle söylüyordu.
Parti başkanının partiyi kucaklayamadığını ve ayırımcılık yaptığını anlatıyor ve eleştiriyordu.
Bugünün iktidar partisi içindeki başkanlık yarışı ve kurultay stratejisi de aynı yönden ilerliyor.
“Başkan partiyi kucaklayamadı, bütünlüğü sağlayamadı.”
Diğer adaylar ayni eleştiriyle kendilerini ben farklıyım noktasında ifade ediyor.
Elbette iki parti ve kurultay süreci çok da benzeşmiyor.
Ama git gide aynı zemin üzerinden bir tartışma alevleniyor.
İktidar partilerinde yaşanan kurultay süreçleri de bir başka talihsizliğimiz olarak tarihe yazılıyor.
Bugünün iktidar partisi iç seçimine ısınırken, biz de bir önceki iktidarın iç seçimine yönelik yazdıklarımızı bir kez daha kısacada olsa hatırlatalım;
Sakın ola toplumun önüne geçmeyin, sizin öncelikleriniz, toplumun önceliklerinden farklı olmasın.
Yükselttiğiniz beklentiler çok ve bugün olmuş beklentiler hala bekleniyor.

Bu haber 637 defa okunmuştur
  • sanchez   - 01.11.2013 rüyalar dalanlar içindir adsız kahraman ne alemcisin öyle
  •    - 01.11.2013 sen daha çok rüya alemine dalarsın

:

:

:

: