Devletin malı deniz…

Her zamanın tartışmasıdır. Devletin parası, maddi gücü, kullanıldığı yer ve tasarrufu.

Her zamanın tartışmasıdır.
Devletin parası, maddi gücü, kullanıldığı yer ve tasarrufu.
“Devletin malı deniz” diye başlayan o meşhur cümle elbette boşuna söylenmedi.
Bakanlıklara, dairelere ayrılan bütçeler, mesai adı altında ödenen milyonlar, eşe-dosta bağlanan maaşlar, neleri duymadık neleri görmedik ki.
Kendi kendini bile denetleyemeyen bir devlet mekanizması.
Kendi parasını, kendi insan gücünü, kendi yasal gücünü kullanamayan bir sistem.
“Üçlü kararnameyle yapılan siyasi atamaların kapsamı daraltılmalı, müşavirlere görev yaptırılmalı.”
Her zaman kullanılan bu cümle, her seçim döneminin önemli söylemi ve her kesimin üzerinde durduğu bir noktadır.
Fakat gerçek şudur ki;
Bu söylemler muhalefet olmakla, iktidar olmak arasında unutulup sadece lafa ola kullanılan bir vaattir.
“Bütçe’den müşavirlere 11 Milyon TL, Hayvancı ve Çiftçiye 15 Milyon TL.”
Bunun kabul edilir bir yanı yok.
Buradaki insan ve kaynak israfı artık insafa gelmeli bu kıyım durdurulmalı.
Ciddiye alınmalı ki bu durum artık kanayan bir yara.
İşin üzücü tarafı kimsenin bu israfın önüne geçme niyetinin olmaması.
Bunca para boş yere harcanıyor.
Okullar tamir edilemiyor, hastaneler onarılamıyor, eksik, bozuk cihazlar kullanılamıyor.
Para yok diye öğretmen, hemşire, polis istihdam edilemiyor.
Engelliler için rehabilitasyon merkezleri kurulamıyor, rehberlik müessesesi hayata geçirilemiyor.
İnsana yatırım yapılamıyor kısacası.
Engellilerin evlerine gönderilen yoklama belgesini çok yazdım.
Apaçık bir kâğıt ve insanların engelini ve farklılığını yüzüne vuran rencide eden bir durum.
Bir zarfa konulamayan bu kâğıt parçası için tek bir mazeret üretilmiş “devletin bunları zarflayacak parası yok.”
Şimdi konuşulmuyor ama bir yangın helikopteri aylarca tartışıldı.
Olmadı yok, hala daha yok ve olmayacak sebep, para yok.
Demokrat Parti Ulusal Güçler Mağusa milletvekili Dr. Hakan Dinçyürek anlatmıştı;
“Eğitim ve sağlıkta tasarruf olmaz. Bunu herkes bilecek. Mesela sağlıktan bir örnek vereyim. Adli tabip. Bu konuda önemli bir eksilik ve sorun var. Bir insan geldi burada mecburi hizmetini yaptı. Sözleşmeli olarak hizmeti bitti. Ve bu şekilde yani sözleşmeli olarak bile devlette kalması sağlanamadı. Geri Türkiye’ye gitti. Zararı hem topluma, hem devlete oldu. Devlet şuanda bir otopsi için ki adli tabibin bir görevidir otopsi, bunun yanında başka görevleri de var hizmet verebileceği. Sadece bir otopsi için hizmet satın alıyor devlet. Ve sadece bir otopsi için ödediği rakam bin TL. Bir ay için de on-on beş arası minimum sadece otopsi hizmeti satın alındığında devlet on ile on beş bin TL bedel ödüyor. Sözleşme ile hizmet alacak olsa iki bin beş yüz, üç bin TL’ye birçok hizmeti alabilecek. Ama görülüyor ki kat ve kat devlet fazla para ödüyor, yapılmıyor. Kaynak yok, kadro yok. Sonuçta hepimiz kaybediyoruz.”
Devletin mevcut maddi kaynakları sırf siyasi rant ve bu rant düzeninin devamı için harcanıyor.
Toplumun üzerine katmer katmer yükler bindiriliyor.
Gereksiz yerlere milyonlar giderken, esas ihtiyaçlı alanlar görmezlikten geliniyor.
Mevcut düzen birçok konunun bizzat engeli.
Ve ne acıdır ki bu düzene dur diyecek bir irade yok.
Her zaman altını çizdiğim, eleştirdiğim gerçek olan siyasi kaygılar ve tek düşüncenin zümresel çıkarlarla, gelecek seçimler olması tüm olumlu adımları adeta prangalı yor.
Aklın yolu bir, devletin yani toplumun parası toplum için doğru zaman ve yerde kullanılmalı.
Siyasi çıkar ve menfaat sağlama, toplumsal bir düzen olamaz.
Devletin parası yoksa işe tasarrufla başlayacak.
İlk öncelikte “Müşavirlik” denen yarayı tedavi edecek.
Bu haber 508 defa okunmuştur

:

:

:

: