Aşure tadında muhabbet

Muharrem ayı dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmekte ve herkes kabiliyeti nisbetinde bir şeyler yapma telaşındadır .Bu ayın feyzinden bereketinden istifade etmek gayesiyle çeşitli sivil toplum kuruluşları hizmet yarışına girmiş vaziyette.

Muharrem ayı dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmekte ve herkes kabiliyeti nisbetinde bir şeyler yapma telaşındadır .Bu ayın feyzinden bereketinden istifade etmek gayesiyle çeşitli sivil toplum kuruluşları hizmet yarışına girmiş vaziyette.
Aşure gününün, Muharrem ayının fazileti defalarca yazılıp çizilmiş anlatılmıştır.Ben aşurenin başka bir yönüne değinmek arzusundayım.Bu yemeğin ya da tatlının diyelim tarihi olarak şöyle bir geçmişi olduğu söylenir. Tûfân sona ermiş, Nûh -aleyhisselâm-'ın gemisi, Cûdî dağı üzerinde karar kılmıştı. Nûh -aleyhisselâm- beraberindekilerle Aşure günü indi. O gün oruç tuttu ve Allâh'a şükür olmak üzere maiyyetine de oruç tutmalarını emretti. Azıkları azalmıştı. Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç mercimek, diğeri bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hububat ile Nûh -aleyhisselâm- onlara yemek pişirdi. Hepsi nebîlerinin bereketiyle doydular. Tufandan sonra yeryüzünde pişirilen ilk taam budur.
Bu günlerde de gelenek halinde her yerde yapılıp yenilen, ikram edilen bir yemek olan aşurede dikkatimi çeken bir şey var,bu kadar çeşitli nimetin aynı tencerede pişip o muhteşem tada dönüşmesi…Normal zamanlarda bu kadar çeşitli gıdaların bir araya getirilerek bir yemek yapılması adetten değildir. Zira pek de makbul olmaz. Ama söz konusu aşure olunca hikmet-i Hüda bu bir sır misali o yemeğe işliyor ve herkes te severek yiyor ikram ediliyor. Aşurenin bir de ikram amacı taşıyan tarafı avrdır. Her yapan mutlaka bunu dostlarıyla paylaşma ihtiyacı duyar. Oysa ki her gün yemek yapıyoruz belki daha güzelini daha kıymetlisini yapıyoruz ama onları paylaşmıyoruz. Aslında burada paylaşılan, o yemekten ziyade dostluktur, sevgidir, kardeşliktir . Aşurenin hikayesinden yola çıkarak biraz geriye baktığımızda. Aşureyi ilk defa pişiren , Nuhaleyhisselam, malzeme, elde kalan son yiyecekler, bu yemeği yiyenler, bir dava uğruna yola çıkmış vefakar insanlar.Bu aşure etrafında çok ortak yönler birleşiyor. Ondan olacak ki çok rağbet görüyor.
Bu gün yine ortak değerler etrafında birleşildiğinde aşure tadında muhabbetlerin olacağı ümidindeyim. Aynı Allah’a Aynı kitaba, aynı Pegambere inanan aynı kıbleye dönen, aynı bayrağın altında toplanan aynı dili konuşan, aynı topraklarda yaşayan insanlar olarak karşılıklı saygı sevgi çerçevesinde muhabbetle harman olup mutluluğun resmini oluşturamazmıyız. Bugün en çok ihtiyacımız olan şey aşureyi meydana getiren o çeşit çeşit nimetler misali birleşebilmektir. O nimetleri kaynaştırıp olgunlaştıran ateşin harıysa bizi de yaklaştıran muhabbetin sıcaklığı olmalıdır.Kısacası aşure, birliğin, kardeşliğin, sevginin, dostluğun resmidir.Ve bir aşure şiiriyle devam edelim.

Aşure
Tarihin seyrinde izini sürdüm
Çok uzak yollardan gelir aşure
İbretlerle dolu kıssalar gördüm
Her birine delil olur aşure

Muharrem’de,, Adem Cennet’den geldi.
Duası bu ayda kabul edildi.
İsa bu gecede göğe çekildi.
Bunların da yâdı olur aşure

Bu gün, Musa ile deniz geçildi
Yusuf’da Mısır’a sultan seçildi
Yakup’un gözleri bu gün açıldı
Her vakadan hisse bulur aşure

Yaratan,Yunus’a kurtuluş verdi
Eyyub sabreyledi şifaya erdi
Nuh’un gemisi de karaya vurdu
Gemide son yemek olur aşure

Bir acı destandır kalem yazanda
Kerbela’ya ağıt olur ozanda
Türlü nimet pişer aynı kazanda
Kardeşliğe maya olur aşûre

Yeter Garip Hakkı bitir bu sözü
Sevgidir dostluktur kelamın özü
Kararlı koyarsan altına közü
Yıllarca damakta kalır aşure

Geçtğimiz Cuma günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kuruluş yıl dönümünü kutladık. İnsanlar yatta bazı değerler için yaşarlar. Nesillerinin devamı, muhafazası mallarının muhafazası canlarının muhafazası,dinlerinin ı namuslarının muhafazası….artırabiliriz. Bütün bunları gerçekleştirebilmek için elzem olan şey bir devlete sahip olmaktır.Bu manada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin


Otuzuncu yılını kutluyorum. İlelebetyaşamsı dileğiyle yazdığım birkaç dörtlükle bitirelim.
OTUZUNCU KURULUŞ ANISINA...

İşte bu gün senin günün
Kuzey Kıbrıs Türk devleti
Bu gün senin toy- düğünün
Kuzey Kıbrıs Türk Devleti

Otuz yaşın Kutlu olsun
İnsanların mutlu olsun
Yarının umutlu olsun
Kuzey Kıbrıs Türk Devleti

Gencecik bir Cumhuriyet
Özde yatan aşk hürriyet
Yaşayasın ilelebed
Kuzey Kıbrıs Türk Devleti

Mağmur olsun dört bucağın
Neşe dolsun her ocağın
Şehit yatağı kucağın
Kuzey Kıbrıs Türk Devleti

Senin başkentin Lefkoşa
Adın yazam dağa taşa
Hür bağımsız mesut yaşa
Kuzey Kıbrıs Türk Devleti

Akdeniz'in sinesinde
Uyandım ezan sesinde
Ay yıldızın gölgesinde
Kuzey Kıbrıs Türk Devleti.

Kul Hakkı'nın budur sözü
Yüreğinde aşkın közü
Sevgin ile çağlar özü
Kuzey Kıbrıs Türk Devleti.

Bu haber 302 defa okunmuştur

:

:

:

: