Özyiğit TDP’yi nereye taşıyacak?

28 Temmuz erken seçim süreci, siyasi merkezlerde değişimi zorladı. Özellikle seçim sonuçları, toplumun beklenti anlamında eskisi gibi olmadığını ortaya koydu.

28 Temmuz erken seçim süreci, siyasi merkezlerde değişimi zorladı.
Özellikle seçim sonuçları, toplumun beklenti anlamında eskisi gibi olmadığını ortaya koydu.
Peki, seçim sonuçlarından sonra yaşananlar nedir?
28 Temmuz öncesinden farklı bir durum var mı, özellikle siyaset etme anlamında.
Görünen o ki yok gibi.
Ayni tartışmalar, benzer icraatlar yine iş başında.
Oysa önemli bir beklenti vardı.
Ülkeyi esir alan sorunların en kısa zamanda çözülmesiydi istenen ve arzulanan.
Açık seçik ortaya çıktı ki ülkeyi yönetenler aslında ipleri tutanlar değil.
Her dönem yönetenler değişiyor, fakat yönetim şekli ve icraatlar değişmiyorsa, önemli olanın perde gerisinde ki olduğu çıkıyor ortaya.
Durum böyleyse neden birbirimizi kandırıyoruz?
Neden “gelen de ayni, gidende” dendiği zaman ağrımıza gidiyor.
Gerçek maalesef bu.
Kısa zamanda elbette tüm eksikler giderilemez.
Ama ortaya bir öncelik konur, bir planla, programla sorunlar çeşitlendirilir, sıralanır, öncelikli olanlarla, acil olanlar belirlenir ve yol haritası çıkarılır.
En önemlisi bunlar izah edilir, anlatılır.
Siyasi partilerin içindeki dengeler ve şekillenmeler elbette bir nebze icraatı etkiler.
Ama nereye kadar, bunun bir sınırı olmalı.
Düşüncesi her ne olursa olsun, herkes toplumsal çıkar çatısı altında, her şeyi unutarak üzerine düşeni yapmalı.
28 Temmuz sürecinde en önemli değişim kuşkusuz Ulusal Birlik Partisinde yaşandı.
Partinin genleri adeta yerinden oynadı.
Parti başkanı, genel sekreteri, ilçe başkanı, önemli isimler, bakanlık görevinde olanlar da dâhil birçok isim sandıkta kalarak tarihi bir olaya imza attılar.
UBP toparlanmanın, barışma ve kaynaşmanın yollarını arıyor.
Parti yönetimi değişerek yeni bir enerji yakalama anlamında adımlar attı.
İktidarın büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi, kendi içindeki dengeleri koruyup kollamanın sıkıntısını çekiyor.
Her kurultay bir sınavdır.
Aralık ayına doğru ilerlerken ve süreç hızla kısalırken bu kurultayı daha hararetli tartışacağımız ve gündem de daha çok yer vereceğimiz zamanda geliyor.
Demokrat Parti Ulusal Güçler de sancılı.
Bu noktada Sayın Serdar Denktaş’ın sessizliğini anlayamıyorum.
Birçok konuda olmazsa olmazları vardı.
Bu anlamda bugünkü sessizliği hükümet ortağı, parti içi durum, Ankara hükümeti, yoksa partide etkin başka bir güce karşı mıdır?
Tüm bunlar için daha geniş ve sonraya bırakılacak bir zaman dilimi var.
Ancak bu sıralarda aklımda olanları ve cevap bekleyen soruları yansıtmak istedim.
Benim açımdan bugünün esas meselesi aslında Toplumcu Demokrasi Partisi ve kurultayıydı.
Siyasi yaşantımızın önemli taşlarındandır TDP.
Kuruluşu belki çok eskilere dayanmıyor ama taban ve gelenek olarak önemli bir yerdedir.
Dün itibarı ile yeni bir döneme girdi TDP.
Genel Başkan Sayın Mehmet Çakıcı bu görevi partinin genel sekreteri Sayın Cemal Özyiğit’e teslim etti.
Cemal Özyiğit tek aday olarak girdi kurultaya.
Bu tabi ki önemli bir nokta.
Partinin birlik ve bütünleşmesi için herkesin hem fikir olduğu bir isme bu görevin layık görülmesi başlangıç için olumlu.
Ama sadece başlamakla bitmez.
Partinin son seçimlerde yaşadığı beklentilerin gerisinde kalma durumu çıtayı yükseltiyor.
Sayın Özyiğit bu yolda yalnız değildir mutlaka.
Ama işi gerçekten zor.
Öncelikle içte toparlanması gereken bir parti var.
28 Temmuz seçimine günler kala partiden ayrılan ve beklentilerin karşılanmamasında en önemli etken görülen önemli fakat küskün isimler mutlaka kazanılmalı.
TKP-BDH ve nihayetinde oluşan TDP, dağılan başka merkezlere kayan tabanına mutlaka ulaşmalı.
Küskün isimler kazanılırken Sayın Mustafa Akıncı da daha aktif bir şekilde katkı anlamında ikna edilmeli.
Kurumsallaşma, kolektif çalışma kolay değil, lafta kalmamalı.
Yani iş Mehmet Çakıcı gitsin noktasını aşmalı.
Sayın Özyiğit bugünkü hükümetin, geçici hükümet dönemindeki ivmeyi yakalayamamasını yeni oluşumda TDP’nin olmaması ile açıklıyor.
CTP ve BKP’yi tabanlarını çalmak ve ortaklığa yanaşmamakla suçluyor.
Kurultaydan sonra tüm sol kesimine, 1976 yılından buyana partiyle olan ve bir şekilde ayrılan herkese birlik beraberlik çağrısı yapıyor.
Seçime beş kala yanımıza gelmeyin diyor.
Söylediğim gibi TDP Sayın Cemal Özyiğit ve elbette yeni ekibiyle yepyeni bir yola çıktı.
Daha önce de yaşanmasına rağmen ülke siyasetimizin pek alışkın olmadığı bir partinin genel başkanının Meclis dışında olması durumu TDP’yi nasıl etkileyecek?
Sayın Çakıcı’nın söylediği “parti dağınık, birliktelik yok, endişeliyim” düşüncesi bertaraf olacak mı?
Ve en önemli soru “Sayın Cemal Özyiğit, emanetçi başkan mı olacak ve TDP’yi nereye taşıyacak?”.
Solun her daim alternatif ve önemli bir adresi olan TDP tabanı bunları merak ediyor elbette.
İlk sınav 2014 ortalarında yapılacak olan yerel seçimler.
Sonuçlar şimdiden merak ediliyor.

Bu haber 687 defa okunmuştur

:

:

:

: