Türkiye’den akacak olan su ve LAÜ’den GLOBALGAP sertifikası

Günümüzde gündem maddesi olarak karşımıza sık sık çıkan en önemli konular arasında hiç kuşkusuz Türkiye’den 2014 yılında gelecek olan su da bulunmaktadır

 

 

 

 

 

 

Günümüzde gündem maddesi olarak karşımıza sık sık çıkan en önemli konular arasında hiç kuşkusuz Türkiye’den 2014 yılında gelecek olan su da bulunmaktadır. Bu suyun niteliği hakkında ağağıdaki ifadeler kullanılmaktadır.

Bir ada ülkesi olması ve kısıtlı doğal kaynakları sebebiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kalkınmasına, Türkiye’den içme ve sulama suyu götürülmesi, önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. KKTC’ye isale edilen yılda 75 milyon m3 suyun 38 milyon m3’ü içme-kullanma suyuna (% 50,3) ve 37 milyon m3’ü de (%49,7) sulama suyuna tahsis edilmiştir. Projenin gerçekleşmesi ile, halen yeraltı ve yüzeysel su kaynaklarının kısıtlı olması sebebiyle su sıkıntısı çekilen KKTC ‘ye içme, kullanma ve sanayi suyu ve tarım için sulama suyu temin edilerek 50 yıllık bir perspektifte su ihtiyacı karşılanacak; hem de 48 240 dekarlık bir alanda yapılacak sulu tarım ile yüksek gelir artışları sağlanacaktır (http://www.dsi.gov.tr/haberler/2012/04/02/asrinprojesi).

Peki bu su ile ilgi tartışmalar ülkemizde sağlıklı yürütülmekte midir? Bana göre hayır. Bir kesim çevreye zarar verecek gerekçesiyle topyekün karşı çıkarken, bazı kesimler de gelecek suyu anavatana methiyeler düzmek ve siyasi rant kazanmak için araç olarak kullanmaktadır. Halbuki bugün tartışılacak başka şeyler olmalıdır.

Geçtiğimiz haftalarda ADA TV’deki Eko-Politik bakış programında LAÜ Tarım Fakültesi Eski Dekanı Prof.Dr. Kazım ABAK ve Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sevgi Paydaş KARGI’yı konuk etmiş ve Türkiye’den gelecek suyun kullanımını da tartışmıştık. Türkiye’den gelecek suya ilişkin bu program sonrası not ettiğim önemli hususlar aşağıdaki gibidir:

• İyi bir planlama ve teşvik politikası ile KKTC tarımı rekabet avantajı kazanabilir.

• KKTC toprak ve iklim şartlarına göre katma değeri yüksek ürün deseninin belirlenmesi gerekmektedir.

• Rekabet avantajı olan ürünlerin sağlıklı üretimi için gerekli eğitim çalışmalarının ve teknik yardımların verilmesi ve teşvik politikasının bu yönde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

• Üretilen ürünlerin yurt dışında pazarlanmasının profesyonelce yürütülmesi ve projelendirilmesi gerekmektedir.

• Özellikle turfanda ürünlerde büyük başarı şansı olduğu anlaşılmaktadır.

• KKTC koşullarında arpa-buğday yerine belirli bir ölçekte zeytin, badem, banana ve halep fıstığı gibi ürünlerde rekabet avantajımız bulunmaktadır.

• Gelecek olan suyun kullanım ve fiyatlandırma esaslarının bugün itibariyle ivedi olarak belirlenmesi gerekmektedir.

• KKTC ürünlerinin kalite algılaması ve yurt dışı talebi açısından sertifikasyonun önemli olduğu ve bunu aşmanın da KKTC’de mümkün olduğu ifade edilmiştir. Şöyle ki, yurt dışında önemli olan husus ürünün nereden geldiği değil hangi belgeye sahip olduğudur. Bu çerçevede, tarımsal ürünler için aranan GLOBALGAP sertifikası Lefke Avrupa Üniversitesi Tarım Fakültesi tarafından verilmektedir. GLOBALGAP ne midir?

GLOBALGAP (EUREPGAP) ;1997 yılında Avrupalı büyük perakendeci süpermarketlerin raflarına koydukları tarım ürünlerinin güvenli insan sağlığına zararlı olmadığından emin olmak için biraraya gelip kurdukları ve uygulamaya koydukları bir girişimdir. GLOBAL GAP (EUREPGAP Avrupa Perakende Sektöründe İyi Tarım Uygulamaları Standardı, Avrupa Perakendecileri Tarım Ürünleri Çalışma Grubu’nun (EUREP: Euro Retailer Produce Working Group), İyi Tarım Uygulamaları (GAP: Good Agriculture Practice) protokolüdür. Bu birlik Avrupa pazarının %70-80’ine sahiptir. GLOBALGAP (EUREPGAP); hem bireysel çiftçilere hem de üretici örgütlerine (Örneğin; kooperatifler ve konsorsiyumlar) (PMO - Product Marketing Organization / Ürün Pazarlama Örgütü) uygulanmaktadır; bu sonunculardan Sistem Kalitesi dokümanlarına ilişkin unsurları yerine getirmeleri ve üreticiler arasindaki baglantıları yönetebilecek yeterlilikte olmaları da istenmektedir. GLOBALGAP(EUREPGAP) protokolu bitkinin toprağa ekiminden (tohumdan) paketlenmiş ürüne (nihai ürüne) kadar, tarımsal üretim sürecini kapsar. Gereklilikleri Organik Gıda üretimindeki gibi zor şartları içermemektedir (http://www.dasturkey.com/index.php?option=com_content&view=article&id=62&Itemid=69).

Bu haber 580 defa okunmuştur

:

:

:

: